(6762 S. K. m. 18, 20) (1086 S. K. m. 440, 442)
Dava: Global Menkul Değerler A.Ş. vekili avukat Elif Göçer ile Derya Çelebi vekili avukat Erol Yılmazer aralarındaki dava hakkında Ankara 11. Asliye Hukuk Mahkemesinden verilen 10.10.2002 tarih ve 670-604 sayılı hükmün Dairenin 1.5.2003 tarih ve 1852-5394 sayılı ilamiyle onanmasına karar verilmişti. Süresi içinde davalı avukatı tarafından kararın düzeltilmesi istenilmiş olmakla dosya incelendi, gereği konuşuldu.
Karar: Davacı, 1.10.2000 başlangıç tarihli ve 5 yıllık kira sözleşmesi ile aylık 5000 dolar kira kararlaştırılarak kiraladığını, 2001 yılında meydana gelen ekonomik kriz ve döviz kurundaki dalgalanma nedeniyle ödeme güçlüğüne düştüğünü bildirerek aylık 5000 dolar kiranın dava tarihinden itibaren 2500 dolar olarak uyarlanmasını talep etmiştir.
Davalı, kiranın dolar olarak kararlaştırıldığını, ekonomik krizlerin davacı tarafından bilindiğini savunarak davanın reddini dilemiştir.
Mahkemece davanın kısmen kabulü ile dava tarihinden itibaren 4202 dolar olarak tesbit ve uyarlanmasına karar verilmiş hüküm davalı tarafından temyiz edilmiş, dairenin 1.5.2003 günlü kararıyla onanmasına karar verilmiş; bu karara karşı davalı tarafından karar düzeltme talebinde bulunulmuştur.
Davacının, davalıya ait mecuru 5 yıl süre ile 5000 dolar aylık kira ile 1.10.2000 başlangıç tarihli sözleşme ile kiraladığı konusunda uyuşmazlık yoktur. Davacı 5000 dolar olarak belirlenen kira parasının günün ekonomik koşulları altında çekilmez hal alması ve böylece işlemin temelinin çökmesi olgusuna dayalı kira parasının isteğine ilişkindir. Sözleşme hukukuna egemen olan sözleşmeye bağlılık (ahde vefa-gacta sund servenda) ilkesi hukukumuzda da kabul edilmiştir. Bu ilkeye göre, sözleşme yapıldığı andaki gibi aynen uygulanmalıdır. Karşılıklı borç doğuran akitlerde taraflardan biri için sonradan ağırlaşmış, kararlaştırılan edimler dengesi sonradan ortaya çıkan olaylar nedeniyle değişmiş olsa bile, borçlu (denge aleyhine bozulan taraf) sözleşmedeki edimini aynen ifa etmelidir.
Gerçekte sözleşmeye bağlılık ilkesi, hukuki güvenlik, doğruluk, dürüstlük kuralının bir gereği olarak sözleşme hukukunun temel ilkesini oluşturmaktadır. Ancak bu ilke, özel hukukun diğer ilkeleriyle sınırlandırılmıştır.
Sözleşme yapıldığı andaki karşılıklı edimler arasında var olan denge, sonradan şartların olağanüstü değişmesiyle taraflardan biri aleyhine katlanılamayacak derecede, büyük ölçüde bozulabilir. İşte bu durumda sözleşmeye bağlılık ve sözleşme adaleti ilkeleri arasında bir çelişki hasıl olur ve artık bu ilkeye sıkı sıkıya bağlı kalmak adalet, hakkaniyet ve objektif hüsnüniyet (M.K. 2., 4. md) kaidelerine aykırı bir durum yaratır hale gelir. Hukukta bu zıtlık (Clausula Rebus Sic Stantibus-Beklenemeyen hal şartı-sözleşmenin değişen şartlara uydurulması) ilkesi ile giderilmeye çalışılmaktadır.
Ülkemizde yıllardır süren enflasyon eşya fiyatlarındaki beklenilenin üzerindeki artışlar Türk Parasının yabancı paralara karşı sürekli değer kaybetmesi toplumun yaşamını ağırlaştırmakta ve huzursuzluk kaynağı olmaktadır. İşte bu açık olgu karşısında kiralayan mal sahiplerine enflasyonun rizikolarından korunmak amacıyla dövize endeksli kira sözleşmeleri düzenledikleri bir gerçektir. Somut olaya göre kira sözleşmesinin imzalanmasından 5 ay sonra Şubat ekonomik krizi meydana gelmiştir. Devalüasyon ve ekonomik krizlerin bir anda oluşmadığı belli ekonomik dar boğazlardan sonra meydana geldiği de bilinen bir gerçektir. Davacı TTK.nun 18/1 maddesi hükmüne göre tacir olup, aynı yasanın 20.maddesine göre ticarethaneye ait faaliyetlerinden dolayı basiretli işadamı gibi hareket etmesi gerekir. Yabancı para karşısında sürekli değer kaybeden Türk Parası yerine döviz ile sözleşme yapan ve borç altına giren tacirin alabileceği tedbirlerle önleyebileceği bir imkansızlığa dayanması da kabul edilemez. Davalının bunu tahmin etmesi gerekir. Kaldı ki daima yardımcı çözüm yolu olan uyarlamanın koşullarından olan işlem temelinin çöktüğü olgusunu da davacı kanıtlayamamıştır. Açıklanan nedenlerle davanın reddine karar verilmesi gerekirken yazılı şekilde hüküm kurulması usul ve yasaya aykırı olup, hükmün bozulması gerektiği bu kez yapılan karar düzeltme incelemesinde anlaşıldığından, dairemizin onama ilamı kaldırılarak az yukarıda açıklanan gerekçelerle kararın bozulması gerekir.
Sonuç: Yukarıda açıklanan gerekçelerle, davalının karar düzeltme talebinin kabulü ile dairenin 1.5.2003 günlü, 2003/1852 esas, 2003/5394 karar nolu onama ilamı kaldırılarak, hükmün davalı yararına BOZULMASINA, evvelce alınan onama harcı ile peşin harcın istek halinde iadesine, 14.10.2003 gününde oybirliği ile karar verildi. (¤¤)
Full & Egal Universal Law Academy