(1086 S. K. m. 289) (818 S. K. m. 306, 309, 457)
Dava: Taraflar arasındaki alacak davasının yapılan yargılaması sonunda ilâmda yazılı nedenlerden dolayı davanın kabulüne yönelik olarak verilen hükmün davalı avukatınca duruşmalı olarak temyiz edilmesi üzerine ilgililere çağrı kağıdı gönderilmişti. Belli günde davalı Serpil T. ve vekili avukat Ferda Öztürk gelmiş diğer taraftan kimse gelmemiş olduğundan onun yokluğunda duruşmaya başlanılmış ve hazır bulunan avukatların sözlü açıklamaları dinlenildikten sonra karar için başka güne bırakılmıştı. Bu kez temyiz dilekçesinin süresinde olduğu saptanarak, dosya incelendi gereği konuşulup düşünüldü:
Karar: Davacılar, murisleri babalarının 1993 ile 1997 yılları arasında banka havalesi ile davalıya toplam 3600 DM para gönderdiğini, davalının gönderilen paraları ödemediğini ileri sürerek 3600 DM'nın tahsiline karar verilmesini istemişlerdir.
Davalı, davacıların teyzesi olduğunu, bu paraların kendisine davacıların murisleri tarafından ödünç olarak değil, bağış olarak gönderildiğini savunarak davanın reddini dilemiştir.
Mahkemece, tanık anlatımları ve banka havale makbuzları kapsamı esas alınarak davanın kabulüne karar verilmiş; hüküm, davalı tarafından temyiz edilmiştir.
Davacılar, davaya konu parayı murisleri babalarının Almanya'dan davalıya borç olarak gönderildiğini ileri sürmüşler; davalı ise bu paraların kendisine ödünç olarak değil, bağış olarak gönderildiğini savunmuş ve böylece karz ilişkisini inkar etmiştir. Bu durumda davacıların iddialarını yasal delillerle ispat etmeleri gerekir. Davada dayanılan havale makbuzlarında paraların hangi amaçla gönderildiği hususunda bir açıklama yoktur. Bu nedenle bu makbuzların tek başına alacağın varlığını kanıtladığının kabulüne olanak bulunmamaktadır. Havale dekontları borç ödeme belgesi niteliğindedir. Davalının açık muvafakati olmadığı için HUMK 289 maddesi hükmünce olayda miktar itibariyle tanık dinlenemez ve dinlenilen tanıkların beyanlarına itibar edilemez. Davacılar, murisleri babaları tarafından davalıya borç para gönderildiğini yasal delillerle ispat edememişlerdir. Bu durumda davanın reddine karar verilmelidir. Ne var ki davacılar dava dilekçelerinde her tür yasal delil demek suretiyle yemin deliline de dayanmış bulunduklarından davacılara yemin hakları hatırlatılmalı, hasıl olacak sonucuna göre bir karar verilmelidir. Bu hususun göz ardı edilerek yazılı şekilde hüküm kurulmuş olması usul ve yasaya aykırı olup bozmayı gerektirir.
Sonuç: Yukarıda açıklanan nedenlerle temyiz olunan kararın davalı yararına BOZULMASINA, peşin harcın istek halinde iadesine, 275.000.000 lira duruşma avukatlık parasının davacıdan alınarak davalıya ödenmesine, 25.03.2003 gününde oybirliği ile karar verildi.(¤¤)
Full & Egal Universal Law Academy