(818 S. K. m. 113)
Dava: Taraflar arasındaki alacak davasının yapılan yargılaması sonunda ilamda yazılı nedenlerden dolayı davanın kabulüne yönelik olarak verilen hükmün süresi içinde davalı avukatı tarafından temyiz edilmesi üzerine, dosya incelendi gereği düşünüldü:
Karar: Davacı, arsa tahsis sözleşmesi ile davalıya arsa tahsis edildiğini, sözleşmede taksitlerin zamanında ödenmemesi halinde gecikme cezası ödeneceğinin kararlaştırıldığını, davalının gecikme cezasını ödemediğini ileri sürerek 21.821.751.200 TL. nın yasal faizi ile birlikte tahsilini istemiştir.
Davalı, anaparanın tümünü ödediğini, davacının anaparayı tahsil ederken faiz hakkını saklı tutmadığını, davacıya borcunun bulunmadığını savunarak davanın reddini dilemiştir.
Mahkemece alınan bilirkişi raporu benimsenmek suretiyle davanın kabulüne karar verilmiş hüküm davalı tarafından temyiz edilmiştir.
1- Dosyadaki yazılara kararın dayandığı delillerle yasaya uygun gerektirici nedenlerle ve özellikle delillerin takdirinde bir isabetsizlik bulunmamasına göre davalının aşağıdaki bentlerin kapsamı dışında kalan temyiz itirazlarının reddi gerekir.
2- BK. nun 113 maddesi asıl borç tediye ile veya sair bir surette sahıt olduğu takdirde kefalet ve rehin ve sair feri haklar dahi sahıt olur. Evvelce işleyen faizleri talep hakkının mahfuz bulunduğu beyan edilmiş veya hal icabından neşet eylemiş olmadıkça bu faizler talep olunamaz hükmünü getirmiştir. Davacı tarafından dosyaya ibraz edilen borç döküm listesinden ve bilirkişi raporundan davalının asıl borcun tümünü ödediği anlaşılmaktadır. Mahkemece asıl borç tahsil edilirken davacının faiz hakkını mahfuz tutup tutmadığı hususu araştırılmamıştır. Bu itibarla mahkemece yapılması gereken iş, davalının asıl borcu bankaya mı yoksa davacıya elden mi ödeyip ödemediği araştırılmalı ve buna dair tarafların gösterecekleri deliler toplanmalı, şayet davalı davacıya elden ödeme yapmış ise ve tahsil anında davacı faiz hakkını mahfuz tutmamış ise davanın reddine karar verilmeli, bankaya ödeme yapılmış ise bu durumda faiz hakkını saklı tutmanın söz konusu olamayacağı kabul edilerek soncuna uygun bir karar verilmelidir. Mahkemenin değinilen bu yönü göz ardı ederek eksik araştırma ile yazılı şekilde hüküm tesis etmesi usul ve yasaya aykırı olup bozma nedenidir.
3- Davacı tarafından davalıya yazılan 13.11.2000 tarihli yazıda, 2000 yılı yatırım programı dahilinde inşaatı devam eden atık su arıtma tesisi katılma payı olarak talep ettikleri taksitlerden 31.10.2000 tarihi itibariyle geçmiş borcun bulunmadığı belirtilmektedir. Yazılan bu yazı davacıyı bağlar ne var ki davacının talepleri arasında atık su arıtma tesisi dışında başka kalem alacaklarda bulunmaktadır. Mahkemece, davalının atık su arıtma tesisi için katılım payından dolayı 31.10.2000 tarihi itibariyle borcunun bulunmadığı kabul edilmek suretiyle bilirkişiden sözü edilen 13.11.2000 tarihli yazıdaki atık su arıtma tesisi katılım payına ilişkin 31.10.2000 tarihinden önceki davalı borcunun bulunup bulunmadığı sorulmalı, var ise bu miktar düşülmelidir. Bir başka anlatımla 13.11.2000 tarihli yazıda bahsi geçen atık su arıtma tesisine ilişkin katılım payından davalının sorumluluğunun 31.10.2000 tarihinden sonrasına münhasır olduğu gözetilmelidir. Mahkemece değinilen bu yönün gözetilmemiş olması da usul ve yasaya aykırı olup bozmayı gerektirir.
Sonuç: Yukarıda 1 numaralı bentte açıklanan nedenlerle davalının diğer temyiz itirazlarının reddine, 2 ve 3 numaralı bentler uyarınca temyiz olunan hükmün davalı yararına BOZULMASINA, peşin harcın istek halinde iadesine, 26.01.2004 gününde oybirliği ile karar verildi.(¤¤)
Full & Egal Universal Law Academy