(2004 S. K. m. 72) (1086 S. K. m. 288)
Dava: Taraflar arasındaki istirdat davasının yapılan yargılaması sonunda ilamda yazılı nedenlerden dolayı davanın kısmen kabulüne kısmen reddine yönelik olarak verilen hükmün davalı Murat D. avukatı tarafından duruşmalı davacı avukatınca da duruşmasız olarak temyiz edilmesi üzerine ilgililere çağrı kağıdı gönderilmişti. Belli günde davalı vekili avukat H. Şeref Olgun gelmiş, diğer taraftan gelen olmadığından onun yokluğunda duruşmaya başlanılmış ve hazır bulunan avukatın sözlü açıklaması dinlenildikten sonra karar için başka güne bırakılmıştı. Bu kez temyiz dilekçesinin süresinde olduğu saptanarak dosya incelendi, gereği konuşulup düşünüldü:
Karar: Davacı, dava dışı eşi Kadir A.'ın aldığı kredi borcuna karşılık davalı Yaşar D.'a verdiği açık bonoya kendisinin de eşinin baskısı sonucu kefil olarak imza attığını, davalı Yaşar'ın daha sonra bu bonoyu doldurarak oğlu olan diğer davalı Murat'a kötü niyetli olarak ciro ettiğini, davalı Murat'ın da bu bonoyu icraya koyduğunu, icra baskısı sonucu icra dosyasına 44.750.000.000TL. yatırdığını ve ayrıca icra Tetkik Merciinde hükmedilen 8.000.000.000TL. tazminatı da davalı Murat vekiline elden ödediğini, akabinde icra tetkik merciinde görülen dava sonucunda irca takibinin iptal edildiğini ileri sürerek, icra dosyasına ödediği para ile davalı Murat vekiline ödediği para toplamı olan 52.750.000.000TL.nın ve icra takip miktarının %40'ı oranında icra inkar tazminatının davalılardan müteselsilen tahsilini istemiştir.
Davalılardan Yaşar D. kendisine husumet düşmeyeceğini, davacının bonodaki kefilliğinin geçerli olduğunu savunmuş, diğer davalı Murat D.'da kendisine husumet düşmeyeceğini savunarak davanın reddini dilemişlerdir.
Mahkemece, davalı Yaşar'a yapılmış bir ödeme olmadığı, Yaşar'ın takip alacaklısı olmadığı ve bu nedenle husumet düşmeyeceği gerekçesiyle davalı Yaşar D. hakkındaki davanın husumet yokluğu nedeniyle reddine, Davalı Murat'ın ise kötü niyetli olduğu gerekçesiyle 51.583.994.200TL. nın davalı Murattan tahsiline, fazla isteklerin reddine karar verilmiş; hüküm, davacı ile davalı Murat D. tarafından temyiz edilmiştir.
1- Dosyadaki yazılara, kararın dayandığı delillerle yasaya uygun gerektirici nedenlere ve özellikle delillerin takdirinde bir isabetsizlik bulunmamasına göre davacı ve davalının aşağıdaki bentlerin dışında kalan temyiz itirazlarının reddi gerekir.
2- Davacı temyizi yönünden yapılan incelemede;
Davacı ile davalı Yaşar'ın kardeş, diğer davalı Murat'ın ise Yaşar'ın oğlu olduğu değişik anlatımla davalı Murat'ın davacının yeğeni olduğu dosya kapsamından anlaşıldığı gibi bu husus ihtilafsızdır. Davacı, davalı Yaşar D.'ın kötü niyetli olarak senedi diğer davalı Murat'a ciro ettiğini, Murat'ın da kendisi hakkında icra takibi yaptığını ileri sürmüştür. 14.2.1951 gün, 17/1 sayılı içtihadı Birleştirme kararında da belirtildiği üzere, olgu ve belirtilerden olayda yasa gereğince iyi niyet iddiasında bulunamayacak durumda olan kimsenin kötü niyetli olduğunun diğer tarafça kanıtlanmasına gerek bulunmamaktadır. Davalı Murat'ın davacının yeğeni ve diğer davalının da oğlu olmasına göre iyi niyetli olduğu kabul edilemez. Esasen bu husus mahkemenin de kabulündedir. Davalı Yaşar durumu bilerek kötü niyetli olarak senedi ciro etmiştir. Davalıların her ikisi de el ve fikir birliği yaparak davacıyı zarara uğrattıkları için olayda, davalı Yaşar D.'ın da sorumluluğuna karar verilmesi gerekir. Mahkemece bu yön göz ardı edilerek, davalı Yaşar D. hakkındaki davanın husumet yokluğu nedeniyle reddine karar verilmiş olması usul ve yasaya aykırıdır. Bozmayı gerektirir.
3 -Davalı Murat D.'ın temyizi yönünden yapılan incelemede; Davacı, davalı Murat D'a 8.000.000.000TL. icra inkar tazminatını elden ödediğini ileri sürmüştür. Taraflar arasında düzenlenen tarihsiz protokolde, icra inkar tazminatının ödendiğine dair bir kabul olmadığı için bu protokol, dava konusu bu kalem için bir ispat vasıtası olarak kabul edilemez. Davacının bu husustaki iddiası, mahkemece tanık dinlenilmek suretiyle kısmen kabul edilmiştir. Müddeabihin miktarı ve taraflar arasındaki akrabalık durumu karşısında ve usulün 288. maddesi uyarınca olayda tanık dinlenilemez ve tanık beyanı esas alınarak hüküm kurulamaz. Bu itibarla 8.000.000.000 TL. lık talebin ispatlandığının kabulü mümkün değildir. Ne var ki davacı, dava dilekçesinde her türlü delil demek suretiyle yemin deliline de dayandığından, davacıya bu hususta davalıya bir yemin yöneltme hakkı olduğu hatırlatılarak hasıl olacak sonuca uygun bir karar verilmesi gerekir. Mahkemece değinilen bu yön göz ardı edilerek, bu kalem istek hakkında yazılı şekilde hüküm tesisi usul ve yasaya aykırıdır. Bozma nedenidir.
Sonuç: Yukarıda 1 numaralı bentte açıklanan nedenlerle davacı ve davalının diğer temyiz itirazlarının reddine, temyiz olunan hükmün 2 numaralı bent uyarınca davacı, 3 numaralı bent gereğince de davalı Murat D. yararına BOZULMASINA, peşin harcın istek halinde iadesine, 275.000.000 lira duruşma avukatlık parasının davacıdan alınarak davalıya ödenmesine, 03.02.2003 gününde oybirliği ile karar verildi.(¤¤)
Full & Egal Universal Law Academy