(6762 S. K. m. 18, 20) (4721 S. K. m. 2, 4)
Dava: Taraflar arasındaki uyarlama davasının yapılan yargılaması sonunda ilamda yazılı nedenlerden dolayı davanın kısmen kabulüne kısmen reddine yönelik olarak verilen hükmün süresi içinde davalı avukatı tarafından temyiz edilmesi üzerine dosya incelendi, gereği konuşuldu düşünüldü.
Karar: Davacı, davalıya ait açık alanlarda sabit reklam asma yerlerini 13.6.2000 tarihli kira sözleşmesi ile üç yıllığına kiraladığını, kiranın sözleşmede dolar olarak belirlendiğini, ekonomik kriz nedeniyle döviz fiyatlarının aşırı derecede arttığını, sözleşmenin ifasının çekilmez hale geldiğini, işlem temelinin çöktüğünü belirterek dolar kurunun 850.000 TL. olarak sabitlenerek ödenmesine veya aylık kira bedelinin 1.300.000 USD. Olarak ödenmesine karar verilmesini istemiştir.
Davalı, uyarlama davası açmanın şartları bulunmadığını belirterek davanın reddini dilemiştir.
Mahkemece davanın kısmen kabulüne, kira sözleşmesinde ikinci yıl kira bedelinin 1.444.770 USD. Olarak uyarlanmasına karar verilmiş; bu hüküm davalı tarafından temyiz edilmiştir.
Taraflar arasındaki uyuşmazlık, her kira dönemi başında 3600 dolar karşılığı TL. olarak belirlenen kira parasının günün ekonomik koşulları altında çekilmez hal alması ve böylece işlemin temelinin çökmesi olgusuna dayalı kira parasının uyarlanması isteğine ilişkindir. Sözleşme hukukuna egemen olan sözleşmeye bağlılık (ahde vefa-gacta sund servenda) ilkesi hukukumuzda da kabul edilmiştir. Bu ilkeye göre, sözleşme yapıldığı andaki gibi aynen uygulanmalıdır. Karşılıklı borç doğuran akitlerde taraflardan biri için sonradan ağırlaşmış, kararlaştırılan edimler dengesi sonradan ortaya çıkan olaylar nedeniyle değişmiş olsa bile, borçlu (denge aleyhine bozulan taraf) sözleşmedeki edimini aynen ifa etmelidir.
Gerçekte sözleşmeye bağlılık ilkesi, hukuki güvenlik, doğruluk, dürüstlük kuralının bir gereği olarak sözleşme hukukunun temel ilkesini oluşturmaktadır. Ancak bu ilke, özel hukukun diğer ilkeleriyle sınırlandırılmıştır.
Sözleşme yapıldığı andaki karşılıklı edimler arasında var olan denge, sonradan şartların olağanüstü değişmesiyle taraflardan biri aleyhine katlanılamayacak derecede, büyük ölçüde bozulabilir. İşte bu durumda sözleşmeye bağlılık ve sözleşme adaleti ilkeleri arasında bir çelişki hasıl olur ve artık bu ilkeye sıkı sıkıya bağlı kalmak adalet, hakkaniyet ve objektif hüsnüniyet (M.K. 2., 4. md) kaidelerine aykırı bir durum yaratır hale gelir. Hukukta bu zıtlık (Clausula Rebus Sic Stantibus-Beklenemeyen hal şartı-sözleşmenin değişen şartlara uydurulması) ilkesi ile giderilmeye çalışılmaktadır.
Ülkemizde yıllardır süren enflasyon eşya fiyatlarındaki beklenilenin üzerindeki artışlar Türk Parasının yabancı paralara karşı sürekli değer kaybetmesi toplumun yaşamını ağırlaştırmakta ve huzursuzluk kaynağı olmaktadır. İşte bu açık olgu karşısında kiralayan mal sahiplerine enflasyonun rizikolarından korunmak amacıyla dövize endeksli kira sözleşmeleri düzenledikleri bir gerçektir. Somut olaya göre kira sözleşmesinin imzalanmasından sonra Şubat ekonomik krizi meydana gelmiştir. Devalüasyon ve ekonomik krizlerin bir anda oluşmadığı belli ekonomik dar boğazlardan sonra meydana geldiği de bilinen bir gerçektir. Davacı TTK.nun 18/1 maddesi hükmüne göre tacir olup, aynı yasanın 20. maddesine göre ticarethaneye ait faaliyetlerinden dolayı basiretli işadamı gibi hareket etmesi gerekir. Yabancı para karşısında sürekli değer kaybeden Türk Parası yerine döviz ile sözleşme yapan ve borç altına giren tacirin alabileceği tedbirlerle önleyebileceği bir imkansızlığa dayanması da kabul edilemez. Davalının bunu tahmin etmesi gerekir. Kaldı ki daima yardımcı çözüm yolu olan uyarlamanın koşullarından olan işlem temelinin çöktüğü olgusunu da davacı kanıtlayamamıştır. Açıklanan nedenlerle davanın reddine karar verilmesi gerekirken yazılı şekilde hüküm kurulması usul ve yasaya aykırı olup, hükmün bozulması gereklidir.
Sonuç: Yukarıda açıklanan gerekçelerle kararın davalı yararına BOZULMASINA, peşin harcın istek halinde iadesine, 24.02.2004 gününde oybirliği ile karar verildi. (¤¤)
Full & Egal Universal Law Academy