(818 S. K. m. 520, 213) (2644 S. K. m. 26) (4721 S. K. m. 634)
Dava: Taraflar arasındaki tapu iptali, tescil davasının yapılan yargılaması sonunda ilamda yazılı nedenlerden dolayı davanın reddine yönelik olarak verilen hükmün süresi içinde davacı avukatınca temyiz edilmesi üzerine dosya incelendi gereği düşünüldü:
Karar: Davacı, davalı ile kardeş olduklarını, uzun süre yurt dışında çalışarak birikimlerini Türkiye de değerlendirmek için davalıya gönderdiğini, davalının da kendi birikimlerini de katarak bir takım gayrimenkuller satın aldığını, yurda döndükten sonra da uzunca bir süre ortaklığı devam ettirdiklerini ancak 13.6.2000 tarihli ayrılık protokolü ile ortaklığı sona erdirip gayrimenkulleri paylaştıklarını, davalının 13.6.2000 tarihli protokol hükümlerine göre davalı adına kayıtlı olup tapunun 184 parsel sayılı 520 m2. yüzölçümlü mesken cinsi taşınmazın 1/11 arsa payı 1. kat 9 nolu bağımsız bölümün kendisine verilmesi gerektiğini, ancak vermediğini ileri sürerek adı geçen taşınmazın tapu kaydının iptali ile adına tapuya tesciline karar verilmesini istemiştir.
Davalı, iddianın doğru olmadığını, ortak birikimleri ile alınan 3 adet TIR'ın gelirini ve satışından elde edilen paranın davacıda kaldığını, köydeki ortak eşyaların davacı tarafından pay edildiği için kendisinin de tapuyu vermediğini savunarak davanın reddini istemiştir.
Mahkemece, tapulu taşınmazların satışı ya da BK. 520 madde gereğince ortaklığa sermaye koyma işlemi için BK. 213 ve MK. 634 madde ile Tapu kanunun 26. maddeleri gereğince resmi şekil gerektiğini, resmi şekilde ortaklığa konulması söz konusu olmadığına göre ayrılık protokolünün de bu maddelere uygun mülkiyet geçirici resmi şekle uygun olmadığından tapu iptali ve tescil koşulları oluşmadığı ancak protokolün şahsi hak doğurabileceği gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiş; hüküm, davacı tarafından temyiz edilmiştir.
1- Dosyadaki yazılara, kararın dayandığı delillerle yasaya uygun gerektirici nedenlere ve özellikle delillerin takdirinde bir isabetsizlik bulunmamasına göre davacının sair temyiz itirazlarının reddi gerekir.
2- Dava konusu olayda adi ortaklığın geliri ile satın alınan ve davalı adına tapuda kayıtlı olan taşınmazın mülkiyetinin 13.6.2000 tarihli protokol hükümlerine göre davacıya devri uyuşmazlık konusudur.
16.6.2000 tarihli adi ortaklığın tasfiyesine ilişkin sözleşmede ortaklık faaliyeti sonucu elde edilen dava konusu taşınmazın mülkiyetinin davacıya verileceği kabul edilmiştir. Taşınmaz mal ortaklık kazancı ile elde edilmiş olduğu için adi ortaklığın tasfiyesine ilişkin protokol ile tasfiye amacıyla ortaklardan birinin diğer ortağa ortaklık konusu taşınmazın mülkiyetini geçirme borcu altına girmesi hukuken mümkün ve geçerlidir. (Bak. Yargıtay HGK. 1991/13-76 esas 1991/199 karar ve 10.4.1991 tarihli kararı) resmi şekil şartı ancak tapulu bir taşınmazın mülkiyetinin sermaye olarak ortaklığa konulması için aranır. Gerçekten de adi ortaklık sözleşmelerinde ortaklar, diğer sözleşmelerden farklı olarak emek ve sermayelerini ortak bir amaç doğrultusunda birleştirdiklerinden, aralarında kurulan sıkı işbirliği ve güvenin tasfiye işlemlerinde de gözardı edilmemesi gerekir. Bu nedenle davanın kabulüne karar verilmesi gerekirken hukuki nitelendirmede hataya düşülerek davanın reddi usul ve yasaya aykırı olup, karar bozulmalıdır.
Sonuç: Yukarıda 1. bentte açıklanan nedenlerle davacının sair temyiz itirazlarının reddi gerekir. 2. bent gereğince temyiz olunan hükmün temyiz eden davacı yararına BOZULMASINA, peşin harcın istek halinde iadesine, 30.6.2003 gününde oybirliği ile karar verildi.(¤¤)
Full & Egal Universal Law Academy