(2004 S. K. m. 67, 105) (818 S. K. m. 486)
Dava ve Karar: Taraflar arasındaki itirazın iptali davasının yapılan yargılaması sonunda ilamda yazılı sebeplerden dolayı davanın kabulüne yönelik olarak verilen hükmün süresi içerisinde davalı avukatı tarafından temyiz edilmesi üzerine dosya incelendi, gereği konuşuldu düşünüldü.
Davacı, evini 10.11.2000 gününde emlak komisyoncuğu yapan davalı Yusuf Yılmazkaya'nın aracılığı ile Adem Tüvür adlı şahsa kiraya verdiğini, kira sözleşmesine davalının da kefil sıfatıyla imza koyduğunu, kiracının yalnızca Aralık 2000'e ilişkin kira bedelini ödediğini, Ocak, Şubat, Mart, Nisan, Mayıs, Haziran, Temmuz, Ağustos, Eylül ve Ekim 2001 ayları kiralarını ödemediğini, İzmir 5. İcra Müdürlüğü'nün 2001/18984 esas s. takip dosyası ile icra takibine geçtiklerini, kiracının ara parayı kabul ettiğini fakat hiçbir ödeme yapmadığını, haciz tazyiki ile mecurdan kaçtığını, takibin sonuç vermemesi üzerine davalı kefile yöneldiklerini, fakat davalının da takibe itiraz ettiğini ileri sürerek itirazın iptali ile %40 icra inkar tazminatına karar verilmesini istemiştir.
Davalı, davacının kiracı Adem Tüvür'in adresini bildiği durumda onu takip etmeyerek kendisine yönelmesinin hukuka ve kanuna aykırı olduğunu savunarak davanın reddini dilemiştir.
Mahkemece, davalı adi kefil olup, asıl borçlu hakkında icra takibine geçilmesi alacağın tahsil edilmemesi halinde kefile müracaat etmesi gerektiğini davacı, borçludan alacağı tahsil edemediğinden kefile yöneldiğini, kabul edilerek 750.000.000 TL. ödenmeyen kira ve 188.000.000 TL. işlemiş faiz olmak üzere toplam 938.000.000 TL. üzerinden yürütülen icra takibine davalının yapmış olduğu itirazın iptaline, karar verilmiş; hüküm, davalı tarafından temyiz edilmiştir.
Davalının müteselsil değil adil kefil olduğu mahkemenin de kabulündedir. BK. 486. maddesinin 1.fıkrası gereğince adi kefilin sorumlu tutulabilmesi için akitten sonra borçlunun iflas etmiş veya borçlu hakkında yapılmış takibatın alacaklının kusuru olmaksızın sonuçsuz kalmış veyahut borçluya karşı Türkiye'de takibat yapılmasının imkansız hale gelmiş olması şartına bağlı bulunması gerekir. Her ne kadar icra dosyasından borçlu adresine gidildiğinde evde haczi kabil mal olmadığı tutanakla tespit edilmişse de borçlu aleyhine İİK.105. maddesi uyarınca kesin borç ödemeden aciz vesikası alınmış ve mahkemeye ibraz edilmiş değildir.
Bu sebeple davalının sorumlu tutulması usul ve kanuna aykırı olup karar bozulmalıdır.
Sonuç: Yukarda açıklanan sebeplerle temyiz edilen hükmün davalı yararına BOZULMASINA, peşin harcın istem halinde iadesine, 30.06.2003 tarihinde oybirliği ile karar verildi. (¤¤)
Full & Egal Universal Law Academy