(2004 S. K. m. 72) (2918 S. K. m. 20)
Dava: Taraflar arasındaki menfi tespit davasının yapılan yargılaması sonunda ilamda yazılı nedenlerden dolayı davanın reddine yönelik olarak verilen hükmün süresi içinde davacı avukatı tarafından temyiz edilmesi üzerine dosya incelendi, gereği konuşuldu düşünüldü.
Karar: Davacı, 1993 model aracı dava dışı Nuri'den satın aldığını, üzerine devir almadan davalıya sattığını, davalının kendisinden 1.400.000.000 TL. lik teminat senedi aldığını, davalının aracı üzerine devir almadığını, davalının hakkında teminat senedi olarak verdiği bu senet nedeniyle icra takibine giriştiğini, icra tehdidi altında davalıya kısmi ödemeler yaptığını ve takibin kesinleştiğini, davalı hakkında Cumhuriyet Savcılığına bedelsiz senedi icraya koymaktan şikayette bulunduğunu, davalı aleyhine Asliye Cezada dava açıldığını, teminat senedi olarak verdiği senetler nedeniyle icra takibinden dolayı davalıya borçlu olmadığının tespitine, %40 kötü niyet tazminatı ve icra dosyasına ödediği 950.000.000 TL. nin dava tarihinden itibaren yasal faiziyle davalıdan tahsilini istemiştir.
Davalı, davacının araba alım satımından dolayı borcu bulunduğunu ve geçerli bir bonoya bağlandığını, davanın reddini dilemiştir.
Mahkemece davanın reddine karar verilmiş; hüküm, davacı tarafından temyiz edilmiştir.
Taraflar arasındaki uyuşmazlık 29.9.1998 tanzim ve 15.11.1998 vade tarihli 1.400.000.000TL. tutarındaki senetten kaynaklanmaktadır. Dosyada yer alan senedin keşidecisi davacı lehtarı ise davalıdır. Senet metninde bedelinin ne şekilde ahzolunduğuna dair davacı bir açıklama da bulunmamaktadır. Somut olayda davacı davalıya 1.400.000.000TL. tutarında aracı haricen sattığını ancak bedelini peşin almasına rağmen davalının aracın resmi devrini sağlamak için talepte bulunması üzerine satış bedeline eşit senedi düzenleyip teminat amacıyla kendisine verdiğini ne var ki senedin teminat senedi olmasına karşın davalının icra takibinde bulunup takibin kesinleşmesi üzerine parayı ödediğini ileri sürerek senetten dolayı borçlu olmadığının tespitini istemiştir. Davalı; davacı ile aralarında haricen yapılan araç satışı olduğunu, aracın kendisine teslim edildiğini bedelin ise davacıya ödendiğini ancak kendisinin isteği üzerine kati devrinin sağlanması amacıyla davaya konu senedin verildiğini hazırlık soruşturmasında imzalı beyanı ile açıklanmıştır. Esasen yargılama aşamasında yazılı cevap dilekçesinde de bu maddi olgu doğrulanmıştır. Şu hale göre uyuşmazlığa konu senedin teminat senedi olduğu iki tarafın az yukarıda açıklanan beyanları ile sabittir. Davalı yine hazırlık soruşturmasında kendisine teslim edilen aracı davacının tanıdığı ve aracın satılmasına vesile olan komisyoncu aracılığıyla dava dışı 3. kişiye satıp bedeli karşılığında çek alıp çekin karşılıksız çıkması üzerine kendisinin dolandırıldığını eldeki senedi takibe koyduğunu bildirmiş olup, dosyadaki tüm deliller değerlendirildiğinde senedin teminat senedi olduğu tarafların açıklamalarından ve dosyadaki belgelerle sabit hale gelmiştir. Kural olarak trafikte tescilli araçların satışı 2918 sayılı kanunun 20/d maddesine uygun yapılmaması halinde geçersiz olup, geçersiz satışlarda taraflar aldıklarını aynı ile iade ile mükellef olup, ne var ki davalı aracı dava dışı 3.şahsa satıp o kişiye teslim ettiğinden aracı iade etmeden satış bedelinin istirdadını isteyemez. Hal böyle olunca, eldeki senetten dolayı da davacıdan hak talep edemez. Değinilen bu yönler gözetilerek davanın kabulüne karar verilmesi gerekirken, maddi olgulara uygun düşmeyen gerekçelerle red kararı verilmesi usul ve yasaya aykırı olup bozma nedenidir.
Sonuç: Yukarıda açıklanan nedenlerle temyiz olunan kararın davacı yararına BOZULMASINA, peşin harcın istek halinde iadesine, 03.03.2004 gününde oybirliği ile karar verildi. (¤¤)
Full & Egal Universal Law Academy