(3533 S. K. m. 1) (1479 S. K. m. 1, 7, 18)
Dava : Taraflar arasındaki tazminat davasının yapılan yargılaması sonunda ilamda yazılı nedenlerden dolayı davanın reddine yönelik olarak verilen hükmün süresi içinde davacı avukatınca temyiz edilmesi üzerine dosya incelendi gereği konuşulup düşünüldü:
Karar: Davacı Sağlık Bakanlığı, 3533 sayılı yasa gereği hakemde açtığı davasında; davalı Bağ-Kur Genel Müdürlüğü sigortalısı olan Yunus Özkan'a verdiği sağlık hizmetlerinden doğan 355.925.000 TL.nin 17.8.2001 tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile davalılardan müştereken ve müteselsilen tahsilini istemiştir.
Davalı Bağ-Kur Genel Müdürlüğü husumet itirazında bulunmuş, davanın hakemde görülemeyeceğini savunmuş, sağlık hizmeti olan diğer davalının sağlık karnesi olmadığı için davanın reddini dilemiştir.
Davalı, Yunus Özkan davaya karşı cevap vermemiştir.
Davaya 3533 sayılı yasa gereği hakem sıfatı ile bakılıp davanın reddine karar verilmiş; hüküm, davacı tarafça temyiz edilmiştir.
1- Kural olarak 3533 sayılı yasa hükümlerine göre verilen hakem kararları itirazı kabil olup, itiraz üzerine verilen kararlar da kesindir. Ancak hakemin yetki ve görevi dışında vermiş olduğu kararlar kamu düzenini ihlal edecek mahiyette ise bu hususlar temyiz edilebileceği gibi Yargıtay'ca da resen gözetilmelidir. Somut uyuşmazlıkta böyle bir yetki aşımı olup olmadığının irdelenmesi gerekir. 3533 sayılı Mecburi Tahkim Kanunu 1. maddesi gereğince umumi, mülhak ve hususi bütçelerle idare edilen daireler ve belediyelerle sermayenin tamamı devlete veya belediyeye veya husus idarelere ait olan daire ve müesseseler arasında çıkan ihtilaflardan adliye mahkemelerinin vazifesi dahilinde bulunanlar 3533 sayılı Mecburi Tahkim Kanununda yazılı tahkim usulüne göre halledilir. Bir uyuşmazlığa 3533 sayılı yasa hükümlerine göre bakılabilmesi için davanın her iki tarafının da yasanın birinci maddesinde sayılan kamu kurumundan olması gerekir. Taraflardan birisi yasada belirtilen kamu kuruluşu değilse davaya mecburi hakem sıfatı ile bakılamaz. Davacı Sağlık Bakanlığının 3533 sayılı yasada belirtilen kamu kurumu olduğu konusunda duraksama yoktur. Bağ-Kur Genel Müdürlüğünün statüsüne gelince, 1479 sayılı yasanın 1. maddesinde "Bu kanunda yazılı Sosyal Güvenlik hükümlerini uygulamak, Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanlığına bağlı olmak üzere Esnaf ve Sanatkarlar ve diğer bağımsız çalışanlar için Sosyal Sigortalar Kurumu kurulmuştur. Kurum kısaca Bağ-Kur diye anılır. Kurum bu kanun ve özel hukuk hükümlerine tabi mali ve idari bakımdan özerk bir kamu tüzel kişiliğidir" hükmü yer almaktadır. Yasanın 7. maddesinde kurum görevlileri hakkında kamu iktisadi devlet teşekkülleri görevlilerine uygulanan yasaların uygulanacağı, 10. maddesinde bütçe ve kadrolarının yönetim kurulunca hazırlanıp Çalışma Bakanlığınca onanacağı, 15. maddesinde kurum gelirlerinin pirimler, cezalar, taşınır veya taşınmaz mallarına sağlayacağı gelirler ve gerekli hallerde genel bütçeden yapılacak yardımlardan oluşacağı, 18. maddesinde ise kurumun muhasebe-i umumiye, artırma, eksiltme ve ihale kanunu hükümlerine, Sayıştay'ın vize ve denetimine bağlı olmadığı kabul edilmiştir. Yasanın bu hükümleri gözetildiğinde davalı Bağ-Kur Genel Müdürlüğü 3533 sayılı yasada gösterilen genel, katma ve özel bütçeli kuruluşlardan olmadığı anlaşılmaktadır. Sadece genel bütçeden gerektiğinde yardım almakta gelirleri ise pirimler cezaları, taşınır ve taşınmaz malların sağlayacağı gelirlerden ibarettir. Görevlileri hakkında kamu iktisadi devlet teşekkülleri görevlilerine uygulanan yasaların uygulanması, Sayıştay'ın vize ve denetimine, artırma, eksiltme ve ihale kanunu hükümleri ile muhasebe-i umumiye kanununa tabi olmaması, bütçe uygulaması yönünden genel, katma ve özel bütçeli kuruluşlardan olmadığını gösterir. Bu açıklamalar gözetildiğinde Bağ-Kur Genel Müdürlüğü 3533 sayılı yasada gösterilen daire ve kuruluşlardan kabul edilemez.
Diğer davalı Yunus Özlem gerçek kişi olup 3533 sayılı yasa kapsamında kalmadığında tereddüt yoktur. Bu nedenle uyuşmazlığın çözümünde hakem sıfatı ile mahallin yüksek dereceli hukuk hakimi görevli değildir. Davaya bakmak genel mahkemelerin görevi içinde kalır.
Bu açıklamalar ışığında; davaya bakmanın genel mahkemelerin görevi içinde kaldığı anlaşılmakta olup, göreve ilişkin konularda usuli müktesep hak kuralının uygulanmayacağı gözetildiğinde davaya mecburi hakem sıfatı ile yetki aşımı yapılarak karar verilmesi usul ve yasaya aykırı olup, bozma nedenidir.
2- Bozma nedenine göre bu aşamada davacının temyiz itirazlarının incelenmesine gerek görülememiştir.
Sonuç: Yukarıda ( 1 ) nolu bentte gösterilen nedenle hükmün BOZULMASINA, ( 2 ) nolu bentte gösterilen nedenle davacının temyiz itirazlarının incelenmesine gerek olmadığına, 10.3.2004 gününde oybirliği ile karar verildi.
Full & Egal Universal Law Academy