(818 S. K. m. 101)
Dava: Taraflar arasındaki alacak davasının yapılan yargılaması sonunda ilamda yazılı nedenlerden dolayı davanın kısmen kabulüne kısmen reddine yönelik olarak verilen hükmün süresi içinde taraflar avukatı tarafından temyiz edilmesi üzerine dosya incelendi, gereği konuşuldu düşünüldü:
Karar: Davacı, davalıya 3.500.000.000 TL. borç para verip, karşılığında aynı meblağlı bir çek aldığını, davalının borcunun 1.500.000.000 TL. nın 17.9.1999 gününde 200.000.000 TL. da haricen ödediğini, bakiye 1.800.000.000 TL. alacağının ve bunun işlemiş faizinin tahsili amacı ile davalıya karşı icra takibi başlattığını, davalının takipten sonra 28.3.2001 gününde 500.000.000 TL. daha ödediğini, ödediği bu parayı da faiz alacağına saydığını ileri sürerek 1.800.000.000 TL. nın çek keşide tarihinden itibaren reeskont faiziyle birlikte tahsilini istemiştir.
Davalı, davacıdan 2.700.000.000 TL. borç para aldığını, karşılığında teminat olarak davaya konu çeki verdiğini, borcunun 2.500.000.000 TL. nı açıklamalı banka dekontları ile 200.000.000 TL. nı da haricen ödediğini böylece borcunun kalmadığını savunarak davanın reddini dilemiştir.
Mahkemece, davalının davaya konu çeki teminat çeki olarak verdiğine ilişkin savunmasını ispat edemediği, bu çek borcuna mahsuben icra takibinden önce 1.500.000.000 TL. icra takip tarihinden sonra da 500.000.000 TL. banka havaleleri ile 200.000.000 TL. da haricen ödendiği gerekçe gösterilerek bakiye 01.0300.000.000 TL. alacağın icra takip tarihinden itibaren reeskont faiziyle birlikte tahsiline karar verilmiş; hüküm, taraflarca temyiz edilmiştir.
1- Dosyadaki yazılara, kararın dayandığı delillerle yasaya uygun gerektirici nedenlere ve özellikle delillerin takdirinde bir isabetsizlik bulunmamasına göre tarafların sair temyiz itirazlarının reddi gerekir.
2- Davalının davacıya olan 20.1.1999 keşide tarihli 3.500.000.000 TL. meblağlı çek borcuna karşılık açıklamalı banka havaleleri ile 17.6.1999 tarihinde 1.500.000.000 TL., 8.3.2001 gününde 500.000.000 TL., 28.3.2001 gününde de 500.000.000 TL. ödediği, 200.000.000 TL. borcun ise haricen ödendiğinde ihtilaf bulunmadığı, davacının davalıya karşı 15.3.2001 gününde başlattığı icra takibinin de davalının itirazı sonucu durdurulduğu dosya kapsamından anlaşılmaktadır. Davalının davacı hesabına banka havalesi ile 28.3.2001 gününde yaptığı 500.000.000 TL. tutarında bir ödeme bulunmakla birlikte davacı bu parayı işlemiş faize saydığını ileri sürmektedir. Bu durumda mahkemece, yapılan bu son 50.000.000 TL. lik ödeme yönünden davalının davacıya icra takip tarihi itibariyle 1.800.000.000 TL. borçlu olduğu ve yapılan bu takiple davalının temerrüde düşürüldüğü kabul edilmeli, icra takip tarihinden dava tarihine kadar 1.800.000.000 TL. nın işlemiş faizi belirlenmeli, belirlenen faiz miktarı 500.000.000 TL. nın üstünde ise şimdiki gibi 01.0300.000.000 TL. üzerinden davanın kabulüne aksi halde bulunacak işlemiş faiz miktarı 500.000.000 TL. nın altında ise aradaki fark kadar davalının borcunu ödediği kabul edilip sonucuna göre karar verilmelidir.
Diğer taraftan mahkemece icra takip tarihinden dava tarihine kadar az yukarıda açıklanan ilke ve esaslar doğrultusunda işlemiş faiz hesabı yapılacağından faize de dava tarihinden itibaren hükmedilmesi zorunludur. Açıklanan bu hususlar göz ardı edilerek yazılı şekilde hüküm kurulmuş olması, usul ve yasaya aykırı olup, bozmayı gerektirir.
Sonuç: Yukarıda birinci bentte belirtilen nedenlerle tarafların diğer temyiz itirazlarının reddine, ikinci bentte belirtilen nedenlerle temyiz olunan kararın taraflar yararına BOZULMASINA, peşin harcın istek halinde iadesine, 23.03.2004 gününde oybirliği ile karar verildi.(¤¤)
Full & Egal Universal Law Academy