(818 S. K. m. 101) (2004 S. K. m. 67)
Dava: Taraflar arasındaki itirazın iptali davasının yapılan yargılaması sonunda ilamda yazılı nedenlerden dolayı davanın kısmen kabulüne, kısmen reddine yönelik olarak verilen hükmün süresi içinde davalı avukatınca temyiz edilmesi üzerine dosya incelendi gereği konuşulup düşünüldü:
Karar: Davacı, davalıya tıbbı malzeme sattığını, davalının 1.875.510.000 TL tutarındaki fatura bedelini ödemediğini, alacağın tahsili amacı ile giriştiği icra takibine de itiraz ettiğini ileri sürerek itirazın iptaline %40 tazminatın tahsiline karar verilmesini istemiştir.
Davalı, davanın reddini dilemiştir.
Mahkemece, bilirkişi raporu esas alınarak 1.875.510.000 TL asıl alacak ve 3.536.482.495 TL faiz toplam 5.411.992.495 TL üzerinden itirazın iptaline, 750.204.000 TL inkar tazminatının tahsiline karar verilmiş; hüküm, davalı tarafından temyiz edilmiştir.
1- Davalı, 2001/2597 esas sayılı icra takip dosyasına verdiği itiraz dilekçesinde 1.875.510.000 TL tutarındaki asıl alacak yönünden borcu kabul etmiş olup, itirazı sadece faiz ve faiz oranına ilişkindir. Bu durumda asıl alacak hakkındaki icra takibi kesinleşmiştir. Nitekim anılan icra takip dosyası içerisindeki 31.8.2002 günlü icra tutanağında borçlunun 1.875.510.000 TL tutarındaki borcu kabul etmesi nedeni ile bu miktar alacak üzerinden icra müdürlüğünce takibin devamına karar verilmiştir. Hal böyle olunca eldeki itirazın iptali davasının konusunun asıl alacağa yürütülen işlemiş faiz ile bunun oranı olduğu açık ve belirgindir. Bu nedenle dava konusu olmayan asıl alacak ve bu alacak üzerinden davacı lehine icra inkar tazminatına hükmedilmesi usul ve yasaya aykırı olup, bozmayı gerektirir.
2- Muaccel bir borcun borçlusu alacaklının ihtarı ile mütemerrit olur (BK. m. 101/1). Davacı, icra takip tarihinden evvel davalıyı temerrüde düşürdüğünü ispat edememiştir. Tek taraflı olarak düzenlenen fatura tarihi salt veya bunun tebliği davalının temerrüdü için yeterli değildir. Bu durumda davalının başlatılan icra takibi ile birlikte temerrüde düştüğünün kabulü zorunludur. Mahkemece, fatura tarihinden icra takip tarihine kadar işlemiş faiz hesabı yapılması doğru değildir. Diğer taraftan mahkemece, takip tarihinden itibaren asıl alacağa yasal faiz uygulanmasına karar verildiği davacının da hükmü bu yönü ile temyiz etmediğine göre 1.875.510.000 TL asıl alacağa takip tarihinden itibaren yasal faiz uygulanmasına karar vermekle yetinilmesi gerekirken yazılı şekilde işlemiş faize hükmedilmiş olması doğru değildir. Bozmayı gerektirir.
Sonuç: Temyiz olunan kararın yukarıda birinci ve ikinci bentte belirtilen nedenlerle davalı yararına BOZULMASINA, 23.03.2004 gününde oybirliği ile karar verildi.(¤¤)
Full & Egal Universal Law Academy