(4077 S. K. m. 1, 23)
Dava : Taraflar arasındaki sözleşmenin feshi davasının yapılan yargılaması sonunda ilamda yazılı nedenlerden dolayı davanın reddine yönelik olarak verilen hükmün süresi içinde davacı avukatınca temyiz edilmesi üzerine dosya incelendi gereği konuşulup düşünüldü:
Karar: Davacılar, murisleri ile davalı arasında 422 parselde kayıtlı taşınmaz üzerine yapılacak villalardan birinin satışına ilişkin sözleşme yapıldığını, murisin şirkete 74.000 dolar ödediğini ancak onun ölümünden sonra davalının ödemenin 60.000 dolar olduğunu bildirerek bu meblağın iade edilmesi koşuluyla sözleşmenin feshini teklif etmesi üzerine, 60.000 dolar iade edilerek 18.11.1998 tarihinde sözleşmenin feshi ve ibraname başlığı altında fesihname imzalatıldığını, oysaki eldeki belgelere göre 74.000 doların ödendiğinin sabit olduğunu, davalı şirketin bu şekilde kendilerini dolandırdığını öne sürerek, 18.11.1998 tarihli sözleşmenin feshi ve ibraname başlıklı belgenin iptaline, iade edilmeyen 14.000 dolar bedelin faiziyle birlikte tahsiline karar verilmesini istemiştir.
Davalı, davanın reddini savunmuştur.
Mahkemece hak düşürücü süre yönünden davanın reddine karar verilmiş; hüküm, davacılar tarafından temyiz edilmiştir.
1- 4822 sayılı kanun ile değişik 4077 sayılı Tüketicinin Korunması Hakkında Kanunun 1. maddesinde, bu kanunun amacının kamu yararına uygun olarak tüketicinin sağlık ve güvenliği ile ekonomik çıkarlarını koruyucu, aydınlatıcı, eğitici, zararlarını tazmin edici, çevresel tehlikelerden korunmasını sağlayıcı önlemler almak ve tüketicilerin kendilerini koruyucu girişimlerini özendirmek ve bu konudaki politikaların oluşturulmasında gönüllü örgütlenmeleri teşvik etmeye ilişkin hususları düzenlemek olduğu, 2. maddesinde bu kanunun 1. maddesinde belirtilen amaçla mal ve hizmet piyasalarında tüketicinin taraflardan birini oluşturduğu her türlü tüketici işlemini kapsadığı belirtilmiş, 3. maddesinde ise alışverişe konu olan mesken amaçlı taşınmaz mallar da bu kanunun kapsamına alınmıştır. Adı geçen kanunun 23. maddesinde de bu kanunun uygulanmasıyla ilgili olarak çıkacak her türlü ihtilafa tüketici mahkemelerinde bakılacağı belirtilmiştir. Yapılan bu değişiklik mahkemenin görevine ilişkin usuli bir değişikliktir. Anılan yasada usule ilişkin bu hükmün uygulanabileceği zaman yönünden bir geçiş hükmüne yer verilmediğine göre, bu değişikliğin henüz sonuçlanmamış olan tüm davalarda uygulanması gereklidir. Bu durumda uyuşmazlık Tüketici Yasası kapsamında olup, Tüketici Mahkemesi davaya bakmakla görevlidir. Mahkemece görevsizlik kararı verilmesi gerekirken, davanın esası hakkında karar verilmesi usul ve yasaya aykırı olup, bozma nedenidir.
2- Bozma nedenine göre davacının sair temyiz itirazlarının incelenmesine gerek görülmemiştir.
Sonuç: Temyiz edilen kararın ( 1 ) nolu bentte gösterilen nedenle BOZULMASINA, ( 2 ) nolu bent gereğince diğer temyiz itirazlarının incelenmesine şimdilik yer olmadığına, peşin harcın istek halinde iadesine, 5.4.2004 gününde oybirliği ile karar verildi.
Full & Egal Universal Law Academy