(4721 S. K. m. 2, 4) (6762 S. K. m. 18, 20)
Dava: Taraflar arasındaki uyarlama davasının yapılan yargılaması sonunda ilamda yazılı nedenlerden dolayı davanın kısmen kabulüne, kısmen reddine yönelik olarak verilen hükmün süresi içinde davalılar avukatınca temyiz edilmesi üzerine dosya incelendi gereği konuşulup düşünüldü.
Karar: Davacı şirket, 1.12.1999 tarihli üç yıl süreli kira sözleşmesi ile davalılara ait mecurda kiracı olduğunu, sözleşme hükümlerine göre kira bedelinin 1.7.2001 tarihinden bu yana 750 doların 1.1.2001 tarihindeki kuru üzerinden Türk Lirası karşılığının ödendiğini, sözleşmenin düzenlendiği tarihte 1 dolar 466.666 TL iken, Şubat 2001 yılında yaşanan ekonomik kriz nedeniyle Doların Türk Lirası karşısında aşırı değer kazandığını, edimler arasındaki dengenin aleyhine bozulduğunu ileri sürerek, 1.1.2002 tarihi itibariyle sözleşme ile 750 dolar olarak ödenmesi öngörülen kira bedelinin yeni hal ve şartlara uyarlanarak aylık 500.000.000 TL.na uyarlanmasını istemiştir.
Davalılardan Can ve İnci Ergun, davacının sözleşmeyi serbest iradesi ile imzaladığını, uyarlama koşullarının olmadığını bildirerek davanın reddini dilemiş, diğer davalı da mahkemenin vereceği kararı kabul ettiğini bildirmiştir.
Mahkemece, 1.1.2002 tarihinden geçerli olmak üzere aylık kira bedelinin 415 dolar olarak uyarlanmasına karar verilmiş; hüküm, davalılardan Can ve İnci Ergün tarafından temyiz edilmiştir.
Taraflar arasında düzenlenen kira sözleşmesi 1.12.1999 tarihli ve üç yıl sürelidir. Sözleşmede kiracının 1.1.2002 tarihinde başlayacak yeni dönem ile müteakip senelerde de kiralananda kiracı olarak kalmak isterse aylık kira bedelinin dönem başlangıcı olan 1 Ocak tarihindeki 750 Amerikan Dolarının T.C. Merkez Bankası Efektif Satış Kuru üzerinden hesaplanacak TL karşılığı olarak hesaplanıp ödeneceği kararlaştırılmıştır.
Sözleşme Hukukuna egemen olan sözleşmeye bağlılık (AhdeVefa-Pacta Sund Servanda) ilkesi hukukumuzda da kabul edilmiştir. Bu ilkeye göre, sözleşme yapıldığı andaki gibi aynen uygulanmalıdır. Sözleşme koşulları borçlu için sonradan ağırlaşmış, kararlaştırılan edimler dengesi sonradan çıkan olaylar nedeniyle değişmiş olsa bile borçlu sözleşmedeki edimini aynen ifa etmelidir.
Gerçekte de, sözleşmeye bağlılık ilkesi, hukuki güvenlik, doğruluk, dürüstlük kuralının bir gereği olarak sözleşme hukukunun temel ilkesini oluşturmaktadır. Ancak bu ilke özel hukukun diğer ilkeleriyle sınırlandırılmıştır.
Sözleşmenin yapıldığında karşılıklı edimler arasında olan denge sonradan şartların olağan üstü değişmesiyle büyük ölçüde tarafların biri aleyhine katlanılamıyacak derecede bozulabilir. İşte bu durumda sözleşmeye bağlılık ve sözleşme adaleti ilkeleri arasında bir çelişki hasıl olur ve artık bu ilkeye sıkı sıkıya bağlı kalmak adalet, hakkaniyet ve objektif hüsnüniyet (M.K. 2, 4 md.) kaidelerine aykırı bir durum yaratır hale gelir. Hukukta bu zıtlık (Clausula Rebüs Sic Stantibus- Beklenmiyen hal şartı- sözleşmenin değişen şartlara uydurulması) ilkesi ile giderilmeye çalışılmaktadır.
Ülkemizde yıllardır süren enflasyon, eşya fiyatlarındaki beklenilenin üzerindeki artışlar, Türk Parasının yabancı paralara karşı sürekli değer kaybetmesi, toplumun yaşamını ağırlaştırmakta ve huzursuzluk kaynağı olmaktadır. İşte bu açık olgu karşısında, kiralayan mal sahiplerinin enflasyonun rizikolarından korunmak amacıyla, dövize endeksli kira sözleşmeleri düzenledikleri bir gerçektir. Devalüasyon ve ekonomik krizlerin bir anda oluşmadığı, belli ekonomik dar boğazlardan sonra meydana geldiği de bilinen bir gerçektir. Davacı TTK 18/1. md. hükmüne göre tacir olup, aynı yasanın 20. mad. göre ticarethaneye ait faaliyetlerinden dolayı basiretli bir işadamı gibi hareket etmesi gerekir. Yabancı para karşısında sürekli değer kaybeden Türk Parası yerine döviz ile sözleşme yapan ve borç altına giren tacirin alabileceği tedbirlerle önleyebileceği bir imkansızlığa da dayanması da kabul edilemez. Davacı şirketin bunu tahmin etmesi gerekir. Kaldı ki daima yardımcı çözüm yolu olan uyarlamanın koşullarından olan işlem temelinin çöktüğü olgusunu da davacı kanıtlayamamıştır.
Açıklanan nedenlerle davanın reddine karar verilmesi gerekirken yazılı şekilde hüküm kurulması usul ve yasaya aykırıdır. Bozma nedenidir.
Sonuç: Yukarıda açıklanan nedenle temyiz olunan kararın temyiz eden davalılar yararına BOZULMASINA, peşin harcın istek halinde iadesine, 22.01.2004 gününde oybirliği ile karar verildi. (¤¤)
Full & Egal Universal Law Academy