(2918 S. K. m. 20) (818 S. K. m. 193)
Dava: Taraflar arasındaki alacak davasının yapılan yargılaması sonunda ilamda yazılı nedenlerden dolayı davanın reddine yönelik olarak verilen hükmün süresi içinde davacı avukatınca temyiz edilmesi üzerine dosya incelendi gereği konuşulup düşünüldü.
Karar: Davacı,davalılardan N.A. adına trafikte kayıtlı 35 XX XXX plaka numaralı aracı Bornova 5. Noterliği'nce düzenlenen 7.12.2001 tarihli sözleşme ile bu kişiden kayden devraldığını, ancak, araç üzerinde bu davalının borçlarından dolayı 20.000.000.000.TL haciz şerhi bulunduğunu daha sonra öğrendiğini, bu aracın daha önce kayıt maliki tarafından davalılardan A.İ.'ye, bu davalının da diğer davalı C.Ç'ye haricen satmak suretiyle devrettiğini, kendisinin aracı C.Ç'den 3.000.000.000.-TL ödemek suretiyle haricen satın alıp, kati devrini noterlikçe yaptırdığını, aracı aldıktan sonra boya amortisör ve motor onarımları yaparak bir takım harcamalarda bulunduğunu, bu arada olaydan duyduğu üzüntü nedeniyle işyerine piyasa otomobiliyle gittiğini ileri sürerek, buna ilişkin 400.000.000.- TL ile birlikte satış bedeli ve onarım giderleri toplamı 4.500.000.000.-TL ile 1.000.000.000.-TL maddi 1.000.000.000.-TL manevi tazminatın davalılardan istirdadını, satışın iptalini istemiştir.
Davalı N.A. davaya konu aracı davalılardan A.İ.'ye haricen sattığını bu aracın ondan C'ye, C'nin de davacıya haricen satması üzerine kendisinin kati devri verdiğini, araç üzerine konan hacizlerin kendi vergi ve sigorta borcu olduğunu ve ödeneceğini, ayrıca noter satış sözleşmesinde belirtilen bedel ile aracı geri alabileceğini savunarak davanın reddini dilemiştir.
Davalı C. aracı kendisinin 3.000.000.000.- Liraya davacıya sattığını, satış aşamasında kayıt maliki N.A'nın aracın borcu bulunmadığını beyan ettiğini, kendisinin haciz şerhinden haberi olmadığını ileri sürerek davanın reddini dilemiş, davalılardan A. ise duruşmaya katılmamıştır.
Mahkemece satış sırasında haciz şerhinin varlığını davacının bildiği gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiş hüküm davacı tarafından temyiz edilmiştir.
1 - Dosyadaki yazılara, kararın dayandığı delillerle yasaya uygun gerektirici nedenlere ve özellikle delillerin takdirinde bir isabetsizlik bulunmamasına göre davacının sair temyiz itirazlarının reddi gerekir.
2- Davacı, davalılardan N.A. adına trafikte kayıtlı aracı diğer davalılardan C.Ç'den haricen satın aldığını, ancak aracın hukuki ayıplı bulunduğunu ileri sürerek, ödediği satış bedeli ile bu araca yapmış olduğu onarım giderleri, piyasadan temin ettiği araca ödediği ulaşım giderleri ve olaydan duyduğu üzüntü nedeniyle manevi tazminatın ödetilmesini istemiştir.
Dosyada yer alan belgelere göre aracın 7.12.2001 tarihinde N.A. tarafından davalıya kati satışının yapıldığı anlaşılmaktadır. Araç kaydına işlenen haciz şerhlerinin bu tarihten önceki kayıt malikinin borçlarından dolayı konulduğu da uyuşmazlık konusu değildir. Esasen aracın kayıt maliki olan N.A. trafik kaydına konulan haciz şerhinin kendi vergi ve sigorta borçları olduğunu, bunu kendisinin ödeyeceğini kabul etmiş olup, bu beyanının kendisini bağlayacağı tartışmasızdır. Bir davada maddi olguları bildirmek taraflara ait, bunun hukuki nitelemesini yapmak ise hakimin görevidir. Somut olayda aracın kaydında bulunan kayıt malikinin borcuna ilişkin haciz şerhi hukuki ayıp niteliğinde olup bu şerh nedeniyle aracın her an zapt edilmesi mümkündür. Bu nedenle BK'nun zapta karşı tekeffül ile ayıba karşı tekeffül hükümleri somut olayın özelliğine göre iç içe girmişlerdir. BK. 193/2. fıkrası, alıcının satılanın ayıbını bilmiş olması halinde onu satın almayacağına dair bir hal karinesi getirmiş olup, bunun oluşan halden anlaşılması halinde de satımın feshinin dava edilebileceği açık ve belirgindir. Davalılardan N.A. yargılama aşamasında vergi borçlarının kendisine ait olduğu yolundaki kabulü karşısında bu borcu üstlendiğinin kabulünü de zorunlu hale getirir. Satış tarihindeki rayiç değeri 3.000.000.000.- Lira olan araç üzerinde kayıt malikinin bu miktarın çok çok üzerindeki borcundan dolayı haciz şerhinin varlığını bilen alıcının bunu bu haliyle satın alması hayatın olağan akışına da aykırıdır. Davalının borcun kendisine ilişkin olan kabul beyanı bir yerde BK.nun 197. maddesindeki teminatla da örtüşmektedir. Trafik sicilleri tapu sicilleri gibi aleniyet prensibine tabi sicillerden değildir. Taşınmaz satışına ilişkin devir ve temlik işlemlerinin bizzat tapu sicil müdürlüklerince yapıldığı, kayıtlarındaki her türlü kısıtlamaların ilgililerine satış aşamasında duyurulduğu bilinen bir gerçektir.
Oysa trafik siciline tescilli araçların alım ve satımları bu sicillerin tutulduğu daireler dışında noterliklerce yapılmaktadır. Noter satışlarında ise araçların trafik vergi borçları olmadığına ilişkin inceleme belge üzerine yapılmakta olup, trafik sicilleri hakkında her hangi bir kısıtlayıcı şerh bulunup bulunmadığı yönünde bir araştırma yapılmamaktadır. Somut olayda davacı aracın üzerinde haciz şerhi bulunduğunu öğrenmesini takiben derhal davalılara gerekli ihbarı yapmıştır. Hal böyle olunca da aracın satış sırasında hukuken ayıplı olduğunu ve bu ayıbı bilen davacının aracı bu haliyle aldığının kabulü hayatın olağan akışı ile bağdaşmaz. Açıklanan bu nedenlerle davacının satımın iptaline ilişkin davasının kabulü ile aracın davacının akidi C.Ç'ye iadesi ile satış bedeli 3.000.000.000.-TL'nın C.Ç'den alınıp davacıya ödenmesine, aracın trafik kaydındaki malikinin ise davalılardan N.A. olduğunun tespitine karar verilmesi gerekirken, değinilen bu yönlerin göz ardı edilerek yazılı şekilde hüküm kurulmuş olması usul ve yasaya aykırı olup bozma nedenidir.
Sonuç: Yukarıda 1. bentte açıklanan nedenle davacının sair temyiz itirazlarının reddine, 2. bent gereğince temyiz olunan hükmün davacı yararına BOZULMASINA, peşin harcın istek halinde iadesine, 14.4.2004 gününde oybirliği ile karar verildi.
Full & Egal Universal Law Academy