(1086 S. K. m. 368, 381, 388, 389) (2709 S. K. m. 135)
Dava: Taraflar arasındaki sözleşmesin iptali davasının yapılan yargılaması sonunda ilamda yazılı nedenlerden dolayı davanın kabulüne yönelik olarak verilen hükmün süresi içinde davalılar avukatınca temyiz edilmesi üzerine dosya incelendi gereği düşünüldü.
Karar: Davacı, davalılardan Cahit ve Cafer'in bankaya kredi borcunu ödemesi için 21.5.1999 tarihli ihtarname gönderildiğini, ihtarnamenin 25.5.1999 tarihide tebliği üzerine, davalıların adlarına kayıtlı taşınmaz üzerine diğer davalı Fuat D. lehine muvazaalı olarak 1.250.000.000 TL'lik ipotek tesis edildiğini belirterek ipoteğin sicilinden terkinini istemiştir.
Davalılar, muvazaalı işlem yapılmadığını savunarak davanın reddini talep etmiştir.
16.4.2001 tarihli celsede Hakim Ümit Yaşar Fındıkoğlu, gerekçeli kararda açıklanacağı üzere davacının davasının kabulüne karar vermiş, bu kararı taraf vekillerinin yüzüne karşı tefhim etmiş, ancak gerekçeli kararı yazmamış ve müstağı sayılmıştır. Bilahare aynı yere atanan hakim Semahat Yeşil Adalet Bakanlığının 4.1.2002 tarihli yazılarına dayanarak kısa karara uygun olarak dosya kapsamı ile dava sabit olduğu gerekçesi ile davanın kabulüne dair kararı yazmış; hüküm davalılarca temyiz edilmiştir.
1- HUMK. 381 maddesi gereğince kararın tefhimi en az 368. maddede belirtilen hüküm sonucunun duruşma tutanağına geçirilerek okunması suretiyle olur. HMUK. 388/son maddesi gereğince hüküm sonucu kısmında gerekçeye ait herhangi bir söz tekrar edilmeksizin, istek sonuçlarından her biri hakkında verilen hükümle taraflara yüklenen borç ve tanının hakların mümkünse sıra numarası altında birer birer açık şüphe ve tereddüt uyandırmayacak şekilde gösterilmesi gereklidir.
Ayrıca kararın tarafların anlaştıkları ve anlaşamadıkları hususlar toplanan deliller, delillerin tartışması, net ve üstün tutulma sebepleri, sabit geçilen vakıalarda bunlardan çıkarılan sonuç ve hukuki sebebi gerekçesi içermesi gerekir.
Somut olayda kısa kararı tefhim eden hakim, gerekçeli kararı yazmamış, müşteki sayılarak meslekten ayrılmıştır. Yerine atanan hakim ise Adalet Bakanlığının Yazılarına istinaden kısa karara uygun olarak gerekçe göstermeden davanın kabulüne dair karar yazmıştır. Yazılan bu karar Anayasanın 135. maddesi HUMK. nun 388/6 ve 389. maddelerine aykırıdır. Öte yandan hakimin Bakanlığın görüşleri doğrultusunda gerekçeli kararı yazdığını belirtmesi mahkemelerin bağımsızlığı ilkesi ile de bağdaşmamaktadır.
Mahkemece, yukarıda açıklandığı üzere gerekçeden yoksun şekilde ve usule aykırı olarak hüküm oluşturulması usul ve yasaya aykırı olup bozma nedenidir.
2- Bozma nedenine göre davalıların sair temyiz itirazlarının bu aşamada incelenmesine gerek görülmemiştir.
Sonuç: Yukarıda 1 nolu bentte gösterilen nedenle hükmün BOZULMASINA, 2 nolu bentte gösterilen nedenle davalıların sair temyiz itirazlarının incelenmesine gerek görülmediğine, peşin harcın istek halinde iadesine, 23.10.2003 gününde oybirliği ile karar verildi. (¤¤)
Full & Egal Universal Law Academy