(4721 S.K. m. 2)
Dava: Taraflar arasındaki tazminat davasının yapılan yargılaması sonunda ilamda yazılı nedenlerden dolayı davanın reddine yönelik olarak verilen hükmün süresi içinde davalı avukatınca temyiz edilmesi üzerine dosya incelendi gereği konuşulup düşünüldü.
Karar: Davacı, davalı ile aralarında düzenlenen sözleşmeye göre satın aldığı teras altında bulunan dükkanın, terastan sızan sular nedeniyle kullanılmaz duruma geldiğini, ticari kazanç kaybının tazmini için açtığı dava sonunda 253.150.590 TL.nin tazminine karar verildiğini ve kararın onanarak kesinleştiğini, bugün dahi giderilmemiş bulunan ana taşınmazın terasındaki sızma nedeniyle zararın dava açıldığı tarihten sonra da devam ettiğini, 1999 ve 2000 yılı ticari kazanç kaybının 2.000.000.000 TL.olup, mahkemece bu miktarın 253.150.590 TL.nin hüküm altına alındığını, bakiye ticari kazanç kaybının tazmini gerektiğini ileri sürerek, 1.746.000.000 TL. nin 7.9.2000 tarihinden itibaren işleyecek reeskont faizi ile birlikte davalıdan alınmasını istemiştir.
Davalı, davanın reddini dilemiştir.
Mahkemece 1.746.000.000TL. ticari zarar ve kar kaybının dava tarihinden itibaren 4489 sayılı yasanın ½ maddesi uyarınca hesaplanacak faizi ile birlikte davalıdan alınarak davacıya verilmesine karar verilmiş; hüküm, davalı tarafından temyiz edilmiştir.
Davacının, davalıdan 15.9.1998 tarihinde tapu ile satın aldığı dükkanın üstünde bulunan terastan su sızması nedeniyle uğradığı zararın tazmini talebiyle 18.3.1999 tarihinde açtığı dava kabul edilerek, kesinleşmiştir. Taraflar arasında görülen Yargıtay onamasından geçerek kesinleşen bu dosyada, dükkanın gizli ayıplı olduğu ve bu ayıp nedeniyle dükkanın tamiri ve uğradığı kazanç kaybının tazminini davacı talep etmiş ve mahkemece de davacının talebi kabul edilmiştir. Davacı açtığı ilk bu davada, dükkanın üzerindeki terastan su sızması nedeniyle bu şekilde oluşan gizli ayıba muttali olmuş, ancak bu ayıbın giderilmesi için davalıya karşı dava açıp, her hangi bir talepte bulunmamıştır. Diğer bir söyleyişle ayıplı haliyle kullanmaya devam etmiştir. Davacı açtığı ilk dava ile uğradığı gelir kaybı ve dükkanda oluşan hasar bedelini aldıktan sonra, ayıbın giderilmesi için davalıdan her hangi bir talepte bulunmayıp, kendisi tarafından da bu ayıp giderilmeden dükkanı kullanmaya devam ettiğine göre, davacının artık yine davalıdan kazanç kaybı olduğu iddiası ile bu kaybının tazminini istemesi MK.2. maddesinde belirtildiği üzere iyi niyet kuralları ile bağdaşmaz. Kesinleşen dava dosyasında da, bu ayıbın çok kısa sürede giderilmesinin mümkün olduğu anlaşılmaktadır. Hal böyle olunca, davanın reddine karar verilmesi gerekirken mahkemece delillerin değerlendirilmesinde yanılgıya düşülerek yazılı şekilde hüküm kurulması usul ve yasaya aykırı olup bozma nedenidir.
Sonuç: Yukarıda açıklanan nedenle temyiz olunan kararın davalı yararına BOZULMASINA, peşin harcın istek halinde iadesine, 08.04.2004 gününde oybirliği ile karar verildi. (¤¤)
Full & Egal Universal Law Academy