(1086 S. K. m. 381, 388, 389)
Dava: Taraflar arasındaki alacak davasının yapılan yargılaması sonunda ilamda yazılı nedenlerden dolayı davanın kısmen kabulüne ve kısmen reddine yönelik olarak verilen hükmün süresi içinde davacı avukatınca temyiz edilmesi üzerine dosya incelendi gereği konuşulup düşünüldü.
Karar: Davacı, davalıya ait evi 1.7.2002 tarihinde aylık 80.000.000 bedelle kiraladığını, ilk iki aylığı peşin, kalan 10 ay içinde 10 adet senet verdiğini, ayrıca 300 euro depozito verdiğini, eve taşındıktan sonra sağlık koşullarına uygun olmadığından evi tahliye ettiğini ileri sürerek emlakçı için 80.000.000 TL., ev temizliği için 55.000.000 TL., nakliye için 100.000.000 TL., depozito için 300 Euro karşılığı 480.000.000 TL. ile peşin ödenen 160.000.000 TL. olmak üzere toplam 875.000.000 TL. nın 1.7.2002 tarihinden itibaren yasal faizi ile tahsilini 10 adet senedin iadesini talep etmiştir.
Mahkemece, davanın kısmen kabulüyle kira karşılığı davacı tarafından davalıya verilen 300 Euro peşinat ile Temmuz-Ağustos ayları kira bedelleri olarak peşin verilen 160.000.000 TL. dışında beheri 80.000.000 TL.lik 10 adet bonoların davalıdan alınıp davacıya iadesine, bunun dışındaki taleplerin reddine karar verilmiş; hüküm, davacı tarafından temyiz edilmiştir.
1- Mahkeme hükmünün hangi hususları içermesi gerektiği HUMK.nun 381 ve 388. maddelerinde açıklanmıştır. Anılan kanunun 388/son maddesi hüküm sonucu kısmında, gerekçeye ait her hangi bir söz tekrar edilmeksizin, istek sonuçlarından her biri hakkında verilen hükümle taraflara yüklenen borç ve tanınan hakların mümkünse sıra numarası altında birer birer açık, şüphe ve tereddüt uyandırmayacak şekilde gözetilmesi gereklidir. Hükmünü taşımaktadır. Aynı kural HUMK.nun 389. maddesinde de tekrarlanmıştır. Kanun hükümleri böyle olunca hakimin, tereddüt uyandırmayacak şekilde taraflara yüklenen borç ve tanınan haklar açısından gereken açıklamayı tutanağa yazdırması zorunludur. Bunun için mahkeme kararlarının kayıtsız ve şartsız olması infazda hiçbir kuşku ve duraksamaya yer vermeyecek şekilde açık olması gerekir. Oysa kararda hangi isteklerin kabul edildiği hangi isteklerin reddedildiği anlaşılmamaktadır. Öyle ise usul ve yasaya aykırı olan hüküm bozulmalıdır.
2- Öte yandan davacı dava dilekçesinde istemde bulunurken depozito olarak peşin ödenen 300 Euro karşılığının 480.000.000 TL. olduğunu açıklamış ve TL. olarak talepte bulunmuş olmasına rağmen Euro üzerinden karar kurulması ve ayrıca faiz istemi hususunda olumlu veya olumsuz karar verilmemiş olması da kabul şekli bakımından bozma nedenidir.
Sonuç: Yukarıda 1 ve 2. bentte açıklanan nedenlerle temyiz olunan karanın davacı yararına BOZULMASINA, peşin harcın istek halinde iadesine, 17.03.2004 gününde oybirliği ile karar verildi. (¤¤)
Full & Egal Universal Law Academy