(818 S. K. m. 49, 98)
Dava : Taraflar arasındaki meni müdahale davasının yapılan yargılaması sonunda ilamda yazılı nedenlerden dolayı davanın reddine yönelik olarak verilen hükmün davacı avukatı tarafından duruşmalı olarak temyiz edilmesi üzerine ilgililere çağrı kağıdı gönderilmişti. Belli günde davacı vekili avukat Handan Kaya ile davalı vekili avukat Gökhan Karagöz'ün gelmiş olmalarıyla duruşmaya başlanılmış ve hazır bulunan avukatların sözlü açıklamaları dinlenildikten sonra karar için başka güne bırakılmıştı. Bu kez temyiz dilekçesinin süresinde olduğu saptanarak dosya incelendi, gereği konuşulup düşünüldü:
Karar: Davacı, davalı Carrefoursa Sabancı Ticaret Merkezinde yaptığı alışveriş sonunda ödeme yapmak için vermiş olduğu 50 doların sahte olduğundan bahisle davalı güvenlik görevlileri tarafından karakola götürülerek ifadesinin alındığını, yapılan inceleme sonunda paranın orijinal olduğunun anlaşıldığını ancak uğradığı kötü muamele ve suçlayıcı tutum nedeniyle büyük üzüntü duyduğunu ileri sürerek, 50.000.000 TL. maddi, 25.000.000.000 TL. manevi tazminatın ödetilmesini istemiş, yargılama sırasında ise maddi tazminattan vazgeçerek sadece manevi tazminatın tahsilini talep etmiştir.
Davalı, manevi tazminatın koşullarının bulunmadığını öne sürerek davanın reddini savunmuştur.
Mahkemece, davalı şirket görevlileri tarafından ihbar yükümlülüğünün kullanıldığı, kişilik haklarına saldırının mevcut olmadığı kabul edilerek davanın reddine karar verilmiş; hüküm, davacı tarafından temyiz edilmiştir.
Borçlar Kanununun 49. maddesine göre kişilik hakları haksız saldırıya uğrayan kimse manevi tazminat isteyebilir. Aynı Kanunun 98. maddesi delaletiyle sözleşmeye aykırılık halinde de 49. maddenin uygulanacağı duraksamasızdır. Kişinin onuru, saygınlığı gibi kişilik haklarını oluşturan değerlere saldırı halinde manevi bir zarar yani kişilik hak ve değerlerinde irade dışında gerçekleşen bir eksilmenin oluştuğunun kabulü gerekir.
İhbar ve şikayet hakkının kullanılması, Anayasanın 36. maddesinde düzenlenen hak arama özgürlüğünün doğal bir sonucu ise de tüm hak ve özgürlükler gibi hak arama özgürlüğü de sınırsız olmayıp bu özgürlüğün kasden ve zarar vermek amacıyla olduğu gibi özensizce kullanıldığı hallerde de hukuka uygunluk sınırının aşıldığı kabul edilmelidir. Elinde hiçbir delil ve emare olmayan kişinin tahmine dayanarak şikayette bulunması aşırı ve özensiz bir davranış olup, hukuken korunması mümkün değildir. Başka bir ifade ile şikayet hakkının kullanılmasında aşırılığa kaçmadan somut delil ve emarelere dayanılmalı, tahmin, kuşku ve uzak ihtimallere göre hareket edilmemelidir.
Dava konusu olayda davacı yapmış olduğu alışveriş tutarını ödemek için kasiyere verdiği 50 doların sahteliğinden kuşku duyulması üzerine karakola sevkedildiğini, bu nedenle manevi zarara uğradığını belirterek 25.000.000.000 TL. manevi tazminatın ödetilmesini istemiştir. Ekonomik ve sosyal şartların gelişmesi, Ticaret Merkezlerinin kurulmasını bu gibi yerlerde ise hiper marketlerin açılması ve bunların bir çok reyonlarla çeşitli malları satışa sunması sonucunu doğurmuştur. Davalı şirketin de bu nitelikte bir şirket olduğu ve müşterilerinin ödemelerini de Türk Lirası veya kredi kartı yada döviz cinsinden kabul ettiği anlaşılmaktadır. Davacının kasaya ibraz ettiği dövizin sahteliğinden şirket personelinin kuşku duyması olası kabul edilse de böylesine büyük bir Ticaret Merkezinde, ödemelerin döviz üzerinden yapılmasına da olanak sağlandığı dikkate alınarak, ibraz edilen döviz cinsinden paraların sahteliğini belirleyen gerekli aletler ile bunların sahteliğini inceleyecek konusunda uzmanın bulundurulması ve şikayet hakkının kullanılmasından önce ciddi ve gerçeğe yakın bir inceleme ile değerlendirmenin yapılması, beklenen ve olması gereken bir davranış biçimi olduğu gibi ödemenin kredi kartı veya Türk Lirası üzerinden yapılması gerektiği yönü üzerinde durulup bu yönde ödeme yapılması istenmeden şirket kasiyerinin kuşkusu ve şirket güvenlik görevlisinin özensiz ve basit bir incelemesi sonrasında davacının, sahte dolar bulundurmak suç ve isnadı ile karakola sevkedilmesi, daha sonra ise dövizin sahte olmadığının anlaşılması üzerine takipsizlik kararı verilmesi, şikayet hakkının aşırılığa kaçmış olması dolayısıyla kişilik haklarına saldırı niteliğindedir. Bu nedenle mahkemece kişilik haklarına saldırının yasal unsurlarının gerçekleştiği kabul edilerek tarafların ekonomik ve sosyal durumları araştırılıp takdir edilecek bir manevi tazminata hükmedilmesi gerekirken, yazılı şekilde ihbar yükümlülüğünün kullanıldığından bahisle davanın tümüyle reddedilmiş olması usul ve yasaya aykırı olup bozmayı gerektirir.
Sonuç: Yukarda açıklanan nedenlerle temyiz edilen hükmün temyiz eden davacı yararına BOZULMASINA, peşin harcın istek halinde iadesine, 375.000.000 lira duruşma avukatlık parasının davalıdan alınarak davacıya ödenmesine, 19.4.2004 gününde oybirliği ile karar verildi.
Full & Egal Universal Law Academy