(2709 S. K. m. 48) (2886 S. K. m. 78)
Dava : İlknur Demirbağ Tuncer vekili avukat İsmail Biçer ile Bağ-Kur Genel Müdürlüğü vekili avukat İnci Berkar aralarındaki dava hakkında Konya 1. Asliye Hukuk Mahkemesinden verilen 17.2.2003 tarih ve 136-94 sayılı hükmün Dairenin 18.9.2003 tarih ve 5699-10324 sayılı ilamıyla onanmasına karar verilmişti. Süresi içinde davacı avukatı tarafından kararın düzeltilmesi istenilmiş olmakla dosya incelendi, gereği konuşuldu:
Karar: Davacı eczacı, 2.11.2001 tarihinde Konya Eczacılar Odası yetkilileri tarafından düzenlenen tutanağa göre, denetim esnasında Bağ-Kur sigortalılarına ait sağlık karnelerinin bulunduğu, bu durumun taraflar arasındaki protokolün VI. Hükümlerine aykırılık teşkil ettiğinden bahisle 60 gün süreyle sözleşmenin askıya alınmasına ve ilaç bedellerinin ödenmemesine dair davalı tarafından işlem tesis edildiğini, bu işlemin hukuka aykırı olduğunu belirterek, davalının sözleşmenin 60 gün süreyle askıya alınmasına ve ilaç verilmemesine dair 10.1.2002 tarihli 5895 sayılı işleminin haksız olduğunu tespiti ile iptaline karar verilmesini istemiştir.
Davalı, yapılan denetimle davacıya ait eczanede kurum sigortalılarına ait 34 adet sağlık karnesinin bulunduğunu, yapılan işlemin sözleşmeye uygun olduğunu öne sürerek davanın reddini savunmuştur.
Mahkemece özel hukuk alanına giren sözleşmenin tek taraflı feshedilmesini engelleyen yasal bir düzenlemenin bulunmadığı, bu nedenle feshin iptalinin istenemeyeceği gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiş; davacının temyizi üzerine karar Dairemizce onanmış, davacı bu kez karar düzeltme talebinde bulunmuştur.
Taraflar arasında Bağ-Kur Genel Müdürlüğü ile Türk Eczacılar Birliğinin imzaladığı protokol hükümlerine uygun olarak sözleşme ilişkisi kurulduğu uyuşmazlık konusu değildir. Davalı kurum fesih işlemi ile kendisi ve diğer kamu kuruluşlarını da etkiler şekilde davacı ile muaraza yaratmıştır. Bu nedenle davacının dava açmakta hukuki yararı vardır. Davacı tarafından açılan dava niteliği itibariyle muarazanın men'i niteliğindedir. Dairemizin istikrarlı uygulaması da bu yöndedir. Mahkemece işin esasına girilerek ortaya çıkacak sonuca uygun bir karar verilmesi gerekirken, yanlış değerlendirme sonucu yazılı şekilde hüküm kurulması usul ve yasaya aykırı olup, kararın bu nedenle bozulması gerekirken Dairemizce sehven onandığı bu kez yapılan inceleme ile anlaşılmış olup, davacının karar düzeltme talebinin kabulüne, Dairemize ait 18.9.2003 tarihli 2003/5699 esas 2003/10324 karar sayılı "Onama" ilamının kaldırılmasına, mahkeme kararının bozulmasına karar vermek gerekmiştir.
Sonuç: Davacının karar düzeltme talebinin kabulüne, Dairemize ait 18.9.2003 tarihli 2003/5699 esas, 2003/10324 karar sayılı "Onama" ilamının kaldırılmasına, mahkeme kararının yukarıda açıklanan nedenlerle BOZULMASINA, evvelce alınan onama harcı ile peşin harcın istek halinde iadesine, 26.1.2004 gününde oybirliği ile karar verildi.
Full & Egal Universal Law Academy