(2004 S. K. m. 67) (2918 S. K. m. 20/d) (818 S. K. m. 484, 485)
Dava: Taraflar arasındaki itirazın iptali davasının yapılan yargılaması sonunda ilamda yazılı nedenlerden dolayı davanın kabulüne yönelik olarak verilen hükmün davalı avukatı tarafından duruşmalı olarak temyiz edilmesi üzerine ilgililere çağrı kağıdı gönderilmişti. Belli günde taraflardan gelen olmadığından incelemenin evraklar üzerinde yapılmasına karar verildikten sonra karar için başka güne bırakılmıştı. Bu kez temyiz dilekçesinin süresinde olduğu saptanarak dosya incelendi, gereği konuşulup düşünüldü:
Karar: Davacı, davalı ve dava dışı Arif G'den harici sözleşme ile 5.500.000.000 TL bedelle bir araç satın aldığını, aracın trafikte devrinin sağlanamadığını, aracın elinden alındığını, kendisinin de bu şahıslara karşı alacağın tahsili amacıyla icra takibine giriştiğini, davalının takibe itiraz ettiğini ileri sürerek, itirazın iptaline % 40 tazminatın tahsiline karar verilmesini istemiştir.
Davalı, sözleşmeyi tanık olarak imzaladığını, aracın kayıt malikinin de satıcısının da dava dışı Arif G. olduğunu, davacının sözleşmedeki isminin üst kısmına "satıcı" ibaresini sonradan yazdığını savunarak davanın reddini dilemiştir.
Mahkemece, tanık beyanları esas alınmak ve davalının sözleşmeyi kefil olarak imzaladığı kabul edilmek suretiyle davalı kefil sıfatıyla borçtan sorumlu tutularak davanın kabulüne karar verilmiş; hüküm, davalı tarafından temyiz edilmiştir.
Mahkemece, davalının davaya konu sözleşmesi kefil olarak imzaladığı kabul edilmiş ve bu kefaletinden dolayı davalı borçtan sorumlu tutulmuştur. Davacı, mahkemenin davalının kefilliğine ilişkin bu gerekçesini temyiz etmemek suretiyle benimsemiştir.
Davaya konu 19.7.2000 tarihli sözleşme harici araç satışına ilişkin olup, Karayolları Trafik Kanunu'nun 20/d maddesi hükmüne uygun olarak düzenlenmediği için geçersizdir. Yine BK. 485. maddesi hükmüne göre de kefalet ancak geçerli bir borç karşısında hüküm ifade eder. Başka bir anlatımla asıl borcun geçersiz olması durumunda buna bağlı olarak düzenlenen kefalet akti de geçerli kabul edilemez. Asıl borç şekil noksanı nedeniyle geçersiz olduğuna göre bunun ferisi olan kefalet akti de geçersizdir. Diğer taraftan kefilin sorumlu olduğu miktar sözleşmede belirlenmediğinden BK. 484. maddesi hükmünce de davalı borçtan sorumlu tutulamaz. Bu durumda, mahkemece davanın reddine karar verilmesi gerekirken yazılı gerekçe ile kabulü usul ve yasaya aykırı olup, bozmayı gerektirir.
Sonuç: Yukarıda açıklanan nedenlerle temyiz olunan kararın davalı yararına BOZULMASINA, peşin harcın istek halinde iadesine, 11.03.2003 gününde oybirliği ile karar verildi.(¤¤)
Full & Egal Universal Law Academy