(2004 S. K. m. 72) (818 S. K. m. 84, 101) (1086 S. K. m. 275)
Dava ve Karar: Taraflar arasındaki menfi tespit davasının yapılan yargılaması sonunda ilamda yazılı sebeplerden dolayı davanın kabulüne yönelik olarak verilen hükmün süresi içerisinde davalı avukatı tarafından temyiz edilmesi üzerine dosya incelendi, gereği konuşuldu düşünüldü.
Davacı, davalı bankadan aldığı kredi kartları ile yaptığı harcamaların ödenmesinde zaman zaman aksaklıklar çıkması üzerine bankaca aleyhine icra takibi yapıldığını, 4077 s. kanuna 4822 s. kanun ile eklenen geçici 2. madde hükmünden faydalanmak için 27.3.2003 tarihli ihtarnameyi çektiğini, davalı bankanın cevaben borcun miktarını ve taksitlendirildiğini bildirdiğini, oysa yaptığı ödemelerin yeni kanuni düzenlemeye göre borca yetecek miktarda olduğundan borçlu olmadığının tesbitine karar verilmesini istemiştir.
Davalı, davacının borcunu ödememesi sebebiyle hesabın kat edilip icra takibine geçildiğini, kısmi ödemeler yapıldığını, 4077 s. kanuna 4822 s. kanun ile eklenen geçici 2. madde gereğince yapılan başvuru üzerine davacının borcu hesaplanıp ödeme planının bildirildiğini, davacıdan cevabi ihtarnamede belirtilen miktarda alacakları olduğunu savunarak davanın reddini dilemiştir.
Mahkemece, bilirkişi incelemesi yaptırılmış, rapor doğrultusunda davanın kabulüne, kredi kartlarından dolayı oluşan borcun davadan önce yapılan ödemelerle karşılandığı, davacının davalı bankadan 134.461.000TL. alacaklı olduğundan bu miktarın davalıdan tahsiline karar verilmiş; hüküm, davalı tarafından temyiz edilmiştir.
1- Dosyadaki yazılara, kararın dayandığı delillerle kanuna uygun gerektirici sebeplere ve özellikle delillerin takdirinde bir isabetsizlik bulunmamasına göre davalının diğer temyiz itirazlarının reddi gerekir.
2- Dava, davacının davalı bankadan aldığı kredi kartının kullanımından doğan borçlarını ödeyememesi nedeniyle, 4077 s. yasada değişiklik yapılmasına dair 4822 s. kanunun geçici 2. maddesinden faydalanması için açılmıştır. 4822 s. kanunun geçici 2. maddesinden faydalanabilmek için, her şeyden önce borcun kredi veren ile kredi kullanan tüketici arasında kredi kartı sözleşmesinin düzenlenmesi ve bu sözleşmeye dayanılarak verilen kredi kartı ile kredi müşterisinin alışveriş yapması ve nakit para çekmesinden kaynaklanmalıdır. Ayrıca kredi kartını kullanan tüketicinin, bu kanunun yayınlanmasından önce temerrüde düşmesi, ödenmeyen kredi kartı borcu sebebiyle hakkında icra takibi aşamasına gelinmesi veya icra takibi yapılması ve kanunun yayınlandığı tarihten itibaren 30 gün içerisinde kredi kartı veren kuruluşa yazılı başvurusunun bulunması gerekir.
Yasanın uygulamasında öncelikle temerrüt tarihinin belirlenmesi önemlidir. Kural olarak Borçlar Yasasının 101. maddesine göre, kesin vadeli sözleşmelerde temerrüt tarihi sözleşmede belirtilen günün hitamı ile gerçekleşir. Banka tarafından gönderilen son hesap özetinde ödeme günü belirtilmekte ise de, bu ödeme tarihinde borcun tamamı değil belirli bir kısmının ödenmesi gerektiği bildirildiğinden, borcun tamamının ödenmesi gerektiği bildirilmediğinden, kredi kartı borçları, Borçlar Yasanın 101/2. maddesinde öngörülen, miktarı önceden belirli olan kesin vadeli borç niteliğinde değildir. Bu sebeple kredi kartı borçlarında temerrüt tarihi bakımından, anılan maddenin uygulanması mümkün değildir. Kredi kartının bu özelliği nedeniyle, borçlunun temerrüdü, banka tarafından akdi ilişkinin sona erdirilip hesap kat edildikten sonra, borçluya gönderilen ihtarnamenin tebliğinden veya ihtarnamede ödeme için süre verilmiş ise, bu sürenin bitiminden itibaren oluşur. Banka tarafından kredi borçlusuna ihtarname gönderilmemiş ise, kredi borçlusunun gönderilen son hesap ekstresinde belirtilen tarihte istenen asgari miktarı ödememesi nedeniyle, bu gün itibariyle ödenmeyen kredi kartı borcu icra takibi aşamasına geldiğinden, bankaca hesabın kat edildiği tarih, şayet hesap kat edilmemiş ise, gönderilen son hesap ekstresindeki belirtilen ödeme tarihinin temerrüt tarihi olarak kabulü gerekir. Bu biçimde belirlenecek temerrüt tarihindeki, asıl alacak+akdi faizden oluşan ana alacağa, temerrüt gününden bankaya başvuru gününe kadar senelik %50 faiz uygulanacaktır. Bu şekilde oluşan toplam alacağa 4822 s. kanunun geçici 1. maddesi, icra takibi varsa tahsil harcı, icra masrafları, faizin vergisi ve avukatlık ücretini ortadan kaldırmadığından, asıl alacak ve akdi faizden oluşan ana para alacağına senelik %50 gecikme faizi uygulandıktan sonra, Banka Sigorta Mevduatı Vergisi uygulanmak, varsa icra takibinde istenen miktarı geçmemek üzere tahsil harcı, icra masrafları, avukatlık ücreti ve faizin Banka Sigorta Mevduatı Vergisini borca ilave etmek, bankaya başvuru gününe kadar borçlu tarafından yapılan ödemelerinde, Borçlar Yasasının 84. maddesi nazara alınarak ödeme tarihi itibariyle borçtan (temerrüt tarihindeki ana paradan) mahsup edilmeli ve kalan toplam alacak tutarı 12 eşit takside bölünmelidir.
3- Somut olayda davacının 4822 s. kanunun yürürlüğe girmesinden önce davalı bankanın gönderdiği 12.9.2001 günlü hesap kat ihtarının 17.9.2001 gününde davacıya tebliğ edildiği, ihtarda verilen 24 saatlik sürenin dolması ile davacının 19.9.2001 gününde temerrüde düştüğü, bankanın 23.1.2002 gününde icra takibine geçtiği, bu aşamada davacının kısmı ödemelerde bulunduğu 4822 s. kanunun yürürlüğe girmesinden sonra davacının 27.3.2003 günlü ihtarname ile aynı kanunun geçici 2. maddesi hükmünden faydalanmak istediği davalı bankanın 12.4.2003 günlü cevabı ihtarnamesi ile 1.559.000.000TL. borcun 12 taksitle ödenmesini istediği dosya içeriğinden anlaşıldığı gibi bu konularda taraflar arasında uyuşmazlık bulunmamaktadır.
Yukarda yapılan açıklamalar gözetildiğinde davacının 19.9.2001 gününde temerrüde düştüğü anlaşılmaktadır. Oysa mahkemece davacının son hesap özetinde belirtilen ödeme gününde temerrüde düştüğü kabul edilmiştir. Mahkemece davacının 19.9.2001 gününde temerrüde düştüğü kabul edilip, bu doğrultuda bilirkişi incelemesi yaptırılarak sonucuna uygun bir karar verilmesi gerekirken yazılı biçimde hüküm tesisi usul ve kanuna aykırı olup bozmayı gerektirir.
Sonuç: 1. bentte açıklanan sebeplerle davalının sair temyiz itirazlarının reddine, 2 no.lu bentte açıklanan sebeple kararın davalı lehine BOZULMASINA, peşin harcın istem halinde iadesine, 04.06.2004 tarihinde oybirliği ile karar verildi. (¤¤)
Full & Egal Universal Law Academy