(2004 S. K. m. 67) (1086 S. K. m. 438)
Dava: Taraflar arasındaki itirazın iptali davasının yapılan yargılaması sonunda ilamda yazılı sebeplerden dolayı davanın kabulüne yönelik olarak verilen hükmün süresi içerisinde taraflar avukatınca temyiz edilmesi üzerine dosya incelendi gereği konuşulup düşünüldü.
Karar: Davacı, kaçak su kullanması sebebiyle hakkında tutanak düzenlenen davalının, ödemediği su borcunun tahsili için girişilen icra takibine itiraz ettiğini ileri sürerek davalının icra takibine vaki itirazın iptali ile icra inkar tazminatının tahsilini istemiştir.
Davalı, davaya cevap vermediği gibi duruşmalara da katılmamıştır.
Mahkemece, icra takibine vaki itirazın iptaline, alacak likit olmadığından ve yargılamayı gerektirdiğinden bahisle icra inkar tazminatı isteminin reddine karar verilmiş; hüküm, her iki tarafça temyiz edilmiştir.
1-) Dosyadaki yazılara, kararın dayandığı delillerle kanuna uygun gerektirici sebeplere ve özellikle delillerin takdirinde bir isabetsizlik bulunmamasına göre davalının bütün temyiz itirazlarının reddi gerekir.
2-) Davacının temyiz itirazlarının incelenmesinde; İİK.nun 67/2. maddesi uyarınca, icra inkar tazminatına hükmedilebilmesi için borçlunun takip sırasında ödeme emrine itiraz etmesi ve alacaklının icra hakimliğine başvurmadan, alacağını mahkemede dava ederek haklı çıkması gerekir. Burada borçlunun kötü niyetli itiraz etmiş olması kanuni koşul değildir. İcra inkar tazminatı, aleyhinde yapılan icra takibine itiraz eden ve işin çabuk bitirilmesine engel olan borçluya karşı konulmuş bir yaptırımdır.
Bunlardan ayrı olarak, alacağın likit ve belirli olması gerekir. Daha geniş bir açıklama ile borçlu tarafından alacağın gerçek miktarı belirli sabit veya belirlenmek için tüm unsurlar bilinmekte veya bilinmesi gerekmekte, böylece borçlu tarafından tahkik ve tayin edilmesi mümkün nitelikte olması yeterlidir. Borçlu yalnız başına ne kadar borçlu olduğunu tespit edebilir halde ise, alacağın likit ve muayyen olduğunun kabulü zorunludur. Öle yandan alacağın muhakkak bir belgeye bağlı olması da şart değildir.
Açıklanan kanuni kuralların ışığında takip konusu alacak değerlendirildiğinde icra-inkar tazminatına hükmedilmesi gerekir. Mahkemece yanlış değerlendirme sonucu, bu istemin reddine karar verilmesi usul ve kanuna aykırıdır. Bozma nedenidir. Ne var ki, bu yanlışlığın giderilmesi yeniden yargılama yapılmasını gerektirmediğinden kararın düzeltilerek onanması HUMK. nun 438/7 maddesi hükümü gereğidir.
Sonuç: Yukarda (1) numaralı bentte açıklanan sebeplerle davalının bütün temyiz itirazlarının reddine, (2) numaralı bent uyarınca mahkeme karanını hüküm bölümünün iki (2) numaralı bendinin karardan tümüyle çıkartılarak yerine aynen (asıl alacak üzerinden hesaplanacak %40 oranında icra inkar tazminatının davalıdan alınarak davacıya verilmesine) söz ve rakamlarının yazılmasına, kararın bu biçimde değiştirilerek ve düzeltilerek ONANMASINA, peşin harcın onama harcından çıkartılmasıyla arta kalan 63.502.000 liranın temyiz edenlerden davalıdan alınmasına, 13.320.000 liranın davacıya istem halinde iadesine, 17.03.2003 tarihinde oybirliği ile karar verildi. (¤¤)
Full & Egal Universal Law Academy