(2004 S. K. m. 72)
Dava: Taraflar arasındaki menfi tesbit davasının yapılan yargılaması sonunda ilamda yazılı nedenlerden dolayı davanın kabulüne yönelik olarak verilen hükmün süresi içinde taraflar avukatınca temyiz edilmesi üzerine dosya incelendi gereği konuşulup düşünüldü:
Karar: Davacı, davalı bankadan 11.12.2000 günlü otomobil kredi sözleşmesi ile 17.750 DM kredi kullandığını ve bir otomobil satın aldığını, kredinin 12 eşit taksitte 1662 DM olarak geri ödenmesinin kararlaştırıldığını, ilk 4 taksidi ödediğini, ancak Şubat 2001 tarihinde meydana gelen döviz kurlarındaki aşırı yükselme ve develüasyon sebebiyle sözleşmedeki dengenin kendisi aleyhine bozulduğunu ve ifanın imkansız hale geldiğini bildirerek sözleşmenin yapıldığı tarihteki döviz kuru ile uyarlanarak ödetilmesini, yapılan ödemelerle ilgili olarak aradaki farkın istirdadına karar verilmesini talep etmiştir.
Davalı, davanın reddini dilemiştir.
Mahkemece, bilirkişi raporunda hesaplanan uyarlama ile kredi Türk Lirası olarak kullanılsa idi ödeyeceği miktar arasındaki fark olan 1.474.055.270 TL.nin (tüm taksitler ödendiği için) davalıdan istirdadına karar verilmiş; hüküm, taraflarca temyiz edilmiştir.
1- Dosyadaki yazılara, kararın dayandığı delillerle yasaya uygun gerektirici nedenlere ve özellikle delillerin takdirinde bir isabetsizlik bulunmamasına göre davacının tüm temyiz itirazlarının reddi gerekir.
2- Davalının temyiz itirazlarına gelince; Davacı Türkiye'de faaliyet gösteren davalı bankadan döviz olarak tüketici kredisi kullanmış, geri ödeme miktarı aylık faiz ve vergilerde içinde olmak üzere 12 eşit taksitte ödenmesi kararlaştırılmıştır.
Sözleşme hukukuna egemen olan sözleşmeye bağlılık ilkesi hukukumuzda da kabul edilmiştir. Somut olaya göre davacı Türkiye'de faaliyet gösteren ve bir Türk bankası olan davalı bankadan döviz olarak tüketici kredisi kullanmış ve imzalanan sözleşme ile kredi hesabı cari hesap usulüne göre değil imzalanan ve kabul edilen ödeme planına göre geri ödeyeceğini ve vade tarihindeki efektif alış kuru veya döviz satış kuru ile Türk Lirası olarak 12 ay 1662 DM aylık ödemelerle geri ödemeyi kabul etmiştir.
Taraflar arasındaki kredi sözleşmesi 11.12.2000 tarihinde düzenlenmiş olup eldeki dava ise 19.4.2001 tarihinde açılmıştır. Kural olarak uyarlama davaları geçmişe yönelik olmayıp dava tarihinden sonraki kalan ödemelere uygulanabilir. Sözleşmenin yapıldığı tarihte ülkemizde enflasyonun yüksek boyutlara ulaştığı ve yabancı paralara karşı Türk parasının değer kaybettiği bilinen bir gerçektir. Davacı tüketici kredisini Türk bankasından Türk Lirası olarak alabileceği halde döviz olarak almış olup, Şubat ekonomik krizi nedeniyle bir yerde ödeme güçlüğüne kendi kusuru ile düşmüştür. Uyarlamanın yapılabilmesi için beklenmeyen bir halin ortaya çıkması ve bunda da uyarlama isteyenin kusuru bulunmaması gerekir. Hal böyle olunca uyarlamanın koşullarının oluşmadığının kabulü zorundu hale gelir. Kaldı ki davacı tüm taksitleri de ödemiştir. Öte yandan yerel mahkeme kararı gerekçesinde kredinin Türk Lirası olarak kullanılması halinde ödeyeceği miktar ile döviz olarak kullanılmış olması arasındaki fark bedeline hükmetmiştir. Mahkemenin bu kabul gerekçesi az yukarıda açıklanan ilkelere de uygun düşmemektedir. Açıklanan nedenlerle davanın reddine karar verilmesi gerekirken kabulü usul ve yasaya aykırı olup, hükmün bozulmasını gerektirir.
Sonuç: Yukarıda 1. bentte açıklanan gerekçelerle davacının tüm temyiz itirazlarının reddine, 2. bentte açıklanan gerekçelerle kararın davalı yararına BOZULMASINA, peşin harcın istek halinde iadesine, 09.03.2004 gününde oybirliği ile karar verildi. (¤¤)
Full & Egal Universal Law Academy