(818 S. K. m. 198) (4077 S. K. m. 4)
Dava: Taraflar arasındaki tazminat davasının yapılan yargılaması sonunda ilamda yazılı nedenlerden dolayı davanın kabulüne yönelik olarak verilen hükmün süresi içinde davalı avukatınca temyiz edilmesi üzerine dosya incelendi gereği konuşulup düşünüldü:
Karar: Davacı, davalı belediyenin 702 adet konut inşaat projesi uygulaması başlattığını, davalının taahhüdüne iyi niyetle inanarak Güneykent Toplu Konutlarına üye olarak satış bedelini ödediğini, dairenin eksik ve kusurlu olarak 27.11.1998 tarihinde teslim edildiğini, bazı taşınmaz sahiplerinin aynı niteliklere sahip dairelerde yaptırdıkları tespitle eksik ve kusurlu işlerin kısmi olarak belirlendiğini, dairelerin sözleşmeye uygun teslim edilmediğini ileri sürerek, bağımsız bölüm ve ortak kullanım alanlarındaki eksik ve kusurlu imalatlardan dolayı 1.950.000.000 TL. nin 10.1.1996 tarihinden itibaren işleyecek en yüksek banka reeskont faizi ile birlikte tahsilini istemiş, yargılama sırasında da davasını ıslah ederek, talep miktarını 287.000.000 TL arttırarak, 2.237.000.000 TL. nin en yüksek banka reeskont faizi ile birlikte ödetilmesini istemiştir.
Davalı, davanın reddini savunmuştur.
Mahkemece, eksik ve kusurlu imalattan dolayı 2.237.000.000 TL tazminatın 1.950.000.000 TL için dava tarihinden itibaren 287.000.000 TL içinde 7.7.2003 tarihinden itibaren yasal faizi ile birlikte davalıdan alınarak davacıya verilmesine karar verilmiş; hüküm, davalı tarafından temyiz edilmiştir.
1- Dosyadaki yazılara, kararın dayandığı delillerle yasaya uygun gerektirici nedenlere ve özellikle delillerin takdirinde bir isabetsizlik bulunmamasına göre davalının aşağıdaki bendin kapsamı dışında kalan diğer temyiz itirazlarının reddi gerekir.
2- Dava, davacı tarafından satın alınan dairede mevcut ayıp ve eksikler nedeniyle tazminat isteğine ilişkindir. Davacının, davalıdan bir daire satın aldığı ve dairenin 27.11.1998 tarihinde davacıya teslim edildiği uyuşmazlık konusu değildir. Satıcı, alıcıya karşı satılanın ayıbından doğan noksanları gidermekle yükümlüdür. Ne var ki, alıcı satılanı teslim aldıktan sonra gelenek ve göreneğe göre imkan hasıl olur olmaz, gözden geçirmek ve satıcının garantisi altında olan bir ayıp varsa, bunu derhal ihbarla yükümlüdür. Eğer alıcı bunu savsarsa satılanı kabul etmiş sayılır. Olağan (adi) bir gözden geçirme ile meydana çıkarılamayacak ayıplar sonradan çıkarsa, yine hemen bildirilmelidir. Yoksa satılanı bu ayıplarla kabul etmiş sayılır. BK.nun 198. maddesinde de öngörülen süre içinde ihbar edilmeyen ayıplar için dava açılamaz.
Davacı, 27.11.1998 tarihinde daireyi satın aldığını açıklamış, eksik ve kusurlu imalatlardan dolayı uğradığı zararın tazminini de 21.4.2003 tarihinde açtığı bu dava ile istemiştir. Az yukarıda açıklanan yasal süreye uyarak davacının davadan önce ayıpları ihbar edip etmediği yönlerinde mahkemece yeterince durulmamıştır.
Davacı, ihbar borcunu yerine getirmemişse, teslim edilen daireyi gözle görülebilen açık ayıpları ile kabul etmiş sayılır. O halde öncelikle, BK. 198. md. Doğrultusunda ayıp ihbarının süresinde yapılıp yapılmadığı yönünde tarafların delil ve karşı delilleri öncelikle sorulmalıdır. Toplanan delillere göre de yeniden uzman bilirkişi kurulu aracılığı ile inceleme yaptırılıp, davacının bu davada talep ettiği ayıplı ve eksik işlerin hangilerinin açık ayıp, hangilerinin gizli ayıp niteliğinde olduğu ayrı ayrı tespit edilerek, sonradan ortaya çıkan gizli ayıplar tespit edilirse, bunların saptanacak bedeline hükmetmek, bundan ayrı olarak açık ayıplar nedeniyle süresinde ihbar yükümlülüğünün yerine getirilmediğinin anlaşılması durumunda ise bunlar hakkındaki davanın reddine karar verilmelidir.
Mahkemece, açıklanan yönler göz ardı edilerek yazılı şekilde karar verilmesi usul ve yasaya aykırıdır. Bozma nedenidir.
Sonuç: Yukarıda 1. bentte açıklanan nedenle davalının diğer temyiz itirazlarının reddine, temyiz olunan kararın 2. bentte açıklanan nedenle davalı yararına BOZULMASINA, peşin harcın istek halinde iadesine, 13.05.2004 gününde oybirliği ile karar verildi.(¤¤)
Full & Egal Universal Law Academy