(818 S. K. m. 73) (1086 S. K. m. 10)
Dava: Taraflar arasındaki mülkiyetin tespiti davasının yapılan yargılaması sonunda ilamda yazılı nedenlerden dolayı davanın reddine yönelik olarak verilen hükmün süresi içinde davacı avukatınca temyiz edilmesi üzerine dosya incelendi gereği konuşulup düşünüldü:
Karar: Davacı, davalı Ü. Şirketi adına kayıtlı aracı 10.10.1998 tarihli harici sözleşme ile davalılardan 1.800.000.000 TL'sına satın aldığını ve aracın davalı İ.Türüdü tarafından Ankara'da teslim edildiğini, ancak kendisinin de sattığı üçüncü şahsın elinden davalı şirket tarafından fiilen alındığını ve aleyhine icra takibinde bulunulduğunu ileri sürerek, aracın adına tesciline ya da ödediği bedelin faizi ile istirdadına karar verilmesini istemiştir.
Davalılardan Ü. Limited Şirketi ile İ. Ünlü, davacıya bir satış yapılmadığını, yetkili mahkemenin de İstanbul Mahkemesi olduğunu bildirmiş, davalı M. davanın reddini dilemiş, diğer davalılar duruşmaya gelmemişler, cevap da vermemişlerdir.
Mahkemece, sözleşmede yetkili mahkemenin İstanbul Mahkemesi olduğunun bildirildiği, davalıların da davalı şirketin yetkilisi olduklarından, yetkisizlik kararı verilerek dosyanın yetkili İstanbul Mahkemesine gönderilmesine karar verilmiş; hüküm, davacı tarafından temyiz edilmiştir.
Davacı tarafından ibraz edilen 10.10.1998 tarihli sözleşmede, satıcı yerinde, davalı M. Gür ile İ. Ünlü adı olup tek imza vardır. Davacı bu imzanın davalı M.'ye ait olduğunu ve şirketin yetkilisi olduğunu açıklamıştır. Yine davacının yazılı beyanına göre şirketin diğer yetkilisi olan davalı İ. Türüdü'nün imzasını taşıyan belgede, aracın Ankara trafiğinde teslim edileceği yazılıdır. Davalı şirket ile İ. Ünlü diğer davalılardan şirket ile hiçbir ilgilerinin olmadığını, düzenlenen sözleşmenin kendilerini bağlamadığını, satış yapmadıklarını savunmuşlardır. Dosyadaki bilgi ve belgelerden, davalı Ü. Zırhlı Güvenlik Limited Şirketini temsile yetkili şahısların, diğer davalılar olup olmadığı belli değildir. Sözleşmeden doğan uyuşmazlıklarda HUMK'nın 10. maddesi gereğince sözleşmenin yerine getirileceği yer mahkemesinde de dava açılabilir. Bu nedenle mahkemece sözleşmenin ifa yeri araştırılmalı, tarafların sözleşmenin yerine getirileceği yer hakkında açık veya zımni isteğinin anlaşılamadığı hallerde sözleşmenin yerine getirileceği yer Borçlar Kanununun 73. maddesine göre belirlenmelidir. Kaldı ki, taraflar arasında yetki sözleşmesi yapılmış olması halinde de, kanun gereğince yetkili olan genel mahkemelerin yetkisi ortadan kaldırılamaz. Alacaklının bu durumda kanunen yetkili olan mahkemelerden birinde veya yetki anlaşmasında kabul edilen mahkemede dava açma konusunda tercih hakkı bulunmaktadır. Dava konusu olayda diğer davalılar M. ile İ. Türüdü'nün ikametgahları da Ankara'dır. Mahkemece yukarıda açıklanan hususlarda araştırma ve inceleme yapılmadan eksik inceleme ile yetkisizlik kararı verilmiş olması, usul ve yasaya aykırı olup bozma nedenidir.
Sonuç: Yukarıda açıklanan nedenlerle temyiz olunan kararın davacı yararına BOZULMASINA, peşin harcın istek halinde iadesine, 24.05.2004 gününde oybirliği ile karar verildi.
Full & Egal Universal Law Academy