(818 S. K. m. 61)
Dava: Taraflar arasındaki alacak davasının yapılan yargılaması sonunda ilamda yazılı nedenlerden dolayı davanın reddine yönelik olarak verilen hükmün süresi içinde davalılardan Emel A. ve Hazine avukatı tarafından temyiz edilmesi üzerine dosya incelendi gereği konuşulup düşünüldü:
Karar: Davacılar, davalıların 2 parsel sayılı taşınmazın hisseli olarak maliki olduğunu, ortaklığın giderilmesi davası sonunda taşınmazın satıldığını, taşınmazın üzerine iyi niyetle yapmış oldukları muhtesatlarla birlikte satıldığını, davalıların bu nedenle sebepsiz zenginleştiklerini ileri sürerek Fidan D.'dan 916.400.628 TL. nin, Tosun Bülbül'den 919.246.220 TL. nın, Ahmet Karakoca da 01.0387.412.592 TL. nin 11.6.1999 tarihinden itibaren en yüksek banka faizi ile birlikte satıştaki paylar arasında davalılardan alınmasını istemişlerdir.
Davalılar, davacıların kötü niyetli olduğunu, bu nedenle davanın reddi gerektiğini bildirmişler, davalılardan Semih, Ümran U. ile Emel A. karşı dava ve bu dava ile birleştirilen davaları ile davalı-karşı davacıların taşınmazı kötü niyetle gecekondu yaparak kullandıklarını, bu sebeple paylarına düşen kısımla ilgili 5 yıllık ecrimisile talebe hakkı olduğunu, ayrıca arsa üzerine haksız yapılan bu gecekondular nedeniyle, taşınmazın değerini yitirdiğini, bu nedenle zarara uğradıklarını ileri sürerek paylarına düşen 300.000.000 TL ecrimisil bedeli ile 200.000.000 TL tazminatın davalı-karşı davacılardan alınmasını, fazlaya ilişkin haklarının saklı tutulmasını istemişlerdir.
Mahkemece, bu dava ile birleşen davaların reddine karar verilmiş; hüküm, davacılar ile davalılardan Emel A. ve Hazine tarafından temyiz edilmiştir.
1- Davacıların temyiz incelenmesinde; davacıların haklı hiçbir neden olmaksızın, davalılar adına tapuda kayıtlı çaplı taşınmaza girip, üzerine kendi malzemeleri ile muhtesatlar yaptıkları, taşınmazın davacıların yaptığı bu muhtesatlarla birlikte 3. bir şahsa satıldığı toplanan delillerden anlaşılmaktadır. Esasen taraflar arasında bu konularda çözümü gerekli bir uyuşmazlık bulunmamaktadır. Uyuşmazlık, açıklanan ve mahkemenin de kabulünde olan bu olgular karşısında, davacıların davalılardan davada olduğu gibi talep hakkının bulunup bulunmadığı, varsa bunun kapsamında toplanmaktadır.
Bir davada ileri sürülen olguları kanıtlamak, taraflara kanıtlanan olgulara göre davadaki istemi nitelendirmek, bu nitelendirmeye göre uygulanması gereken yasa maddelerini arayıp bulmak ve doğru olarak uygulamak da hakimin doğrudan görevidir (HUMK. 76. md).
Diğer taraftan davacılar bu davada, taşınmazın kendilerince yapılan bina ve eklentiler nedeniyle fazla bedelle satıldığını, bu fazla bedele kadar zenginleştiklerini öne sürerek, bunun ödetilmesini istemişlerdir. Gerçekten taşınmaz davaya konu muhtesatlar nedeniyle daha yüksek bir bedelle satılmış ise, bu halde davalıların haksız olarak zenginleştikleri miktarı davacılara iade etmesi gerekir. Bu nedenle olaya BK. 61 ve devam eden madde hükümleri de uygulanmaktadır. Bu halde de davalıların sebepsiz zenginleşmelerinin olup olmadığının tespiti önem kazanmaktadır. Bunun tespitinde ise, davacıların yaptığı muhtesatlar için hiçbir şekilde maliyet hesabı yapılmaksızın taşınmazın üçüncü kişiye satış tarihi itibariyle, taşınmazın mevkii, konuma, imar durumu, satın alınmasındaki objektif amaç, taşınmaz üzerindeki muhtesatların alıcıya sağlayacağı muhtemel yarar ile varlığının getireceği muhtemel zarar gibi faktörler tek tek irdelenerek taşınmazın muhtesatlı gerçek sürüm değeri ile muhtesatlar yok farz edilerek gerçek sürüm değerleri ayrı ayrı saptanmalı, bu yolla bulunacak iki değer arasında muhtesatları yapan lehine bir fark oluşmaz, değişik bir anlatımla taşınmaz üzerinde bulunan muhtesatların varlığı alıcı yönünden bir ekonomik değer taşımadığı için, satım bedeline etki yapmıyor veya yapmayacak ise, davalıların muhtesatlar nedeniyle zenginleşmelerinin olmadığı, aksi halde iki bedel arasında muhtesatları yapan yönünden lehine bir fark oluştuğunda ise, bu iki değer birbirine oranlanmalı, bu oranın üçüncü kişiye satış bedeline uygulanması suretiyle elde edilecek fark bedel kadar muhtesatlar nedeniyle arsa sahiplerinin zenginleştiği kabul edilmelidir.
Mahkemenin hükmüne esas aldığı, bilirkişi raporu az yukarıda açıklanan hususlar açıklığa kavuşturan bir rapor niteliğinde değildir. Anılan raporda davacılar tarafından yapılan bina ve eklentileri için asgari levazım değerine ilişkin bir tespit olmadığı, davalıların sebepsiz zenginleşmelerine ilişkin saptaması da yeterli değildir. Bu nitelikteki bir raporun hükme esas alınması mümkün değildir.
Davadaki ileri sürülüşe göre davacılar, ancak davalıların haksız zenginleşmesi mevcut ise, bu zenginleşme miktarından fazla olmamak kaydıyla, az yukarıda açıklanan yönteme uygun, taşınmazın 3. kişiye satış tarihi itibariyle hesaplanacak, asgari levazım değerini davalılardan tapudaki payları oranında isteyebilirler. Davalıların sebepsiz zenginleşmeleri bulunmadığı takdirde ise davanın reddi gerekir.
Mahkemenin açıklanan şekilde inceleme ve araştırma yapmadan yetersiz bilirkişi raporunu aynen benimseyerek yazılı şekilde karar vermesi usul ve kanun aykırıdır. Bozma nedenidir.
2- Davalı-karşı davacı Emel A.'in temyiz itirazının incelenmesinde; ortaklığın giderilmesi yoluyla satılan taşınmaz davalılar adına tapuda kayıtlıdır. Davacı-karşı davalılar, haklı bir neden olmaksızın, davalı-karşı davacının tapuda hissedar olduğu, çaplı taşınmaza girip üzerine kendi malzemeleri ile muhtesatlar yaparak tecavüzde bulundukları uyuşmazlık konusu değildir. Davacı-karşı davalıları kötü niyetli olduklarından, davalı-karşı davacının ecrimisil talebinin de kabulü gerekir. Mahkemece yazılı şekilde bu talebin reddine karar verilmiş olması usul ve yasaya aykırıdır. Bozma nedenidir.
3-Mahkemece dava reddedildiğine göre, hazine lehine vekâlet ücretine hükmedilmemiş olması da kabul şekli bakımından usul ve yasaya aykırıdır. Bozma nedenidir.
Sonuç : Yukarıda açıklanan 1. bent gereğince temyiz olunan kararın davacılar, 2. bentte açıklanan nedenle davalı-karşı davacı Emel A., 3. bentte açıklanan nedenle Hazine lehine BOZULMASINA, peşin harcın istek halinde iadesine, 08.05.2003 gününde oybirliği ile karar verildi.(¤¤)
Full & Egal Universal Law Academy