(818 S. K. m. 390, 392)
Dava: Taraflar arasındaki alacak davasının yapılan yargılaması sonunda ilamda yazılı nedenlerden dolayı davanın kısmen kabulüne, kısmen reddine yönelik olarak verilen hükmün davalı avukatı tarafından duruşmalı olarak temyiz edilmesi üzerine ilgililere çağrı kağıdı gönderilmişti. Belli günde davalı vekili avukat S. Saçlı ile davacı vekili avukat H. Yıldıran'ın gelmiş olmalarıyla duruşmaya başlanılmış ve hazır bulunan avukatların sözlü açıklamaları dinlenildikten sonra karar için başka güne bırakılmıştı. Bu kez temyiz dilekçesinin süresinde olduğu saptanarak dosya incelendi, gereği konuşulup düşünüldü:
Karar: Davacı, 271 parsel numaralı taşınmazdaki hissesini satması için 21.8.1990 tarihli vekaletname ile davalıyı vekil tayin ettiğini, dava dışı E. K'in kendisi aleyhinde açtığı tescil davası sırasında çıkarılan tebligat sonucu davalının 24.9.1990 tarihinde hisseyi E.' ye sattığını öğrendiğini, satış bedelinin kendisine ödenmediğini ileri sürerek taşınmazın bu günkü değeri olan 20.000.000.000 TL. nın faizi ile birlikte davalıdan tahsilini istemiştir.
Dava, zamanaşımı süresinin dolduğunu, davacının taşınmazın bedelini E.' den aldığını ve bunun için satış yapılması amacıyla kendisine vekalet verildiğini savunarak davanın reddini dilemiştir.
Mahkemece, zamanaşımı süresinin dolmadığı, davalının ödeme savunmasını ispat edemediği gerekçesiyle, bilirkişi raporu benimsenerek davacı payının dava tarihindeki değeri olan 5.536.898.840 TL. nın dava tarihinden itibaren yasal faiziyle birlikte davalıdan tahsiline karar verilmiş; hüküm, davalı tarafından temyiz edilmiştir.
1- Dosyadaki yazılara, kararın dayandığı delillerle yasaya uygun gerektirici nedenlere ve özellikle delillerin takdirinde bir isabetsizlik bulunmamasına göre davalının aşağıdaki bendin kapsamı dışında kalan temyiz itirazlarının reddi gerekir.
2- Davacının 271 parsel numaralı taşınmazdaki payını satması için davalıyı vekil tayin ettiği, davalının da bu vekalete dayanarak davacı payını 24.9.1990 tarihinde davacıya vekaleten dava dışı üçüncü şahsa sattığı hususu ihtilafsızdır. BK. 392. maddesi uyarınca vekil, vekil edenin istemi üzerine gördüğü işin hesabını vermekle yükümlü olduğu gibi vekil, vekillik nedeniyle her ne nam altında olursa olsun almış olduğu şeyi müvekkiline iade ile de yükümlüdür. Aynı yasanın 390. maddesi gereğince de vekil, verilen görevi iyi niyetle ifa ile de mükelleftir. Davalı, davacının satış bedelini aldığını savunmuşsa da bu savunmasını ispatlayacak belge ibraz edemediği için mahkemenin bu yöne ilişkin kabulü usul ve yasaya uygundur. Ancak ne var ki davalı vekil, davacı müvekkiline karşı taşınmazın dava dışı üçüncü kişiye satıldığı tarihteki gerçek sürüm değeri ile sorumludur. Mahkemece, konusunda uzman bilirkişi veya bilirkişi kurulu vasıtasıyla mahallinde inceleme yapılarak, taşınmazın değerine etki edebilecek tüm faktörlerde irdelenmek suretiyle üçüncü kişiye satıldığı 24.9.1990 tarihindeki gerçek rayiç değeri belirlenerek hasıl olacak sonuca uygun karar verilmelidir. Mahkemenin bu yönü gözardı ederek yazılı şekilde taşınmazın dava tarihindeki değerine hükmedilmiş olması usul ve yasaya aykırıdır. Bozmayı gerektirir.
Sonuç: Yukarıda 1 numaralı bentte açıklanan nedenlerle davalının diğer temyiz itirazlarının reddine, 2 numaralı bent gereğince temyiz olunan hükmün davalı yararına BOZULMASINA, peşin harcın istek halinde iadesine, 275.000.000 lira duruşma avukatlık parasının davacıdan alınarak davalıya ödenmesine, 14.04.2003 gününde oybirliği ile karar verildi.(¤¤)
Full & Egal Universal Law Academy