(1086 S. K. m. 185, 409)
Dava: Taraflar arasındaki alacak davasının yapılan yargılaması sonunda ilamda yazılı nedenlerden dolayı davanın kısmen kabulüne kısmen reddine yönelik olarak verilen hükmün süresi içinde davalılar avukatınca duruşmalı olarak temyiz edilmesi üzerine ilgililere çağrı kağıdı gönderilmişti. Belli günde davalı vekili avukat Fuat Altınsoy ile davacı vekili avukat Haluk Buracıoğlu ve avukat Aslı Sıdıka Aydın'ın gelmiş olmalarıyla duruşmaya başlanılmış ve hazır bulunan avukatların sözlü açıklamaları dinlenildikten sonra karar için başka güne bırakılmıştı. Bu ket temyiz dilekçesinin süresinde olduğu saptanarak dosya incelendi, gereği konuşuldu düşünüldü:
Karar: Davacı, davalılar ile imzalanan 14.11.1997 tarihli satış vaadi sözleşmesi uyarınca Avcılar, Isparta kule mevkiinde bulunan 46-49 parsellerin 24/100 paylarının dava dışı Korkmaz Y. ve kendine satılmasının vaat edildiğini, bunun için 1.000.000 Dolar peşinat ödendiğini, satıma konu taşınmazlar hakkında üçüncü kişilerce dava açıldığının bilindiğini, ne var ki, açılan davayı davalıların kayıtsız şartsız kötü niyetle kabul ederek temyiz hakkından dahi feragat ettiklerini, kendine haber dahi verilmeden gerçekleşen bu kabul nedeniyle ifanın imkansız hale geldiğini, umulan ticari kazançtan yoksun kaldığını ileri sürerek, peşin ödenen bedelden dolayı payına düşen 500.000 Dolar ile, kazanç kaybından dolayı şimdilik, 20.000.000.000TL.nin faizi ile tahsilini istemiştir.
Davalılar cevabında, davacının bilgisi ve teşviki ile davanın kabul edildiğini, davacının diğer davanın tarafları ile de aynı mahiyette sözleşme yaptığı için zararı olmadığını, esasen bozma kararlarına göre önceki davanın kazanma şansının bulunmadığını, iddia edildiği gibi bir peşin ödemenin fiilen gerçekleşmediğini, kabul edilse bile, sözleşmedeki hüküm gereği geri istenemeyeceğinin belirterek davanın reddini dilemiştir.
Mahkemece, davalılarca satılması vaat edilen taşınmazlar hakkında üçüncü kişilerce mülkiyete ilişkin dava açıldığının davacı tarafından bilindiği, ancak, davalıların tek taraflı davayı kabul etmesinin iyi niyet kurallarına aykırı olup, davalıların aldığı peşinatı iade etmek zorunda oldukları, diğer maddi tazminat isteğinin atiye bırakıldığı gerekçesi ile, 500.000 Doların 2.8.2001 tarihinden yasal faizi ile tahsiline, maddi tazminat ile ilgili talep ve davanın açılmamış sayılmasına karar verilmiş; hüküm, davalılarca temyiz edilmiştir.
1-Dava, satış vaadi sözleşmesine aykırı davranılması ve ifanın imkânsız hale gelmesi nedenine dayalı peşin ödenen meblağın istirdadı ve bu nedenle uğranılan müspet zararın tazminine ilişkindir. Davacı vekili, 10.7.2002 tarihli celsede, davanın maddi tazminatla ilgili kısmını atiye bıraktığını beyan etmiş olup, hazır bulunan davalı taraf vekili ise, buna muvafakatleri olmadığını belirterek kanıtlanamayan davanın reddine karar verilmesini istemiştir. HUMK. nun 185/1 maddesi hükmü gereğince, müddeialeyhin rızası olmaksızın müddei davasını takipten sarfınazar edemez. Bu durumda mahkemece, davacının 20.000.000.000TL. maddi tazminat istemi ile ilgili esastan bir karar verilmesi gerekirken, atiye bırakıldığından bahisle, bu kalem ile ilgili davanın HUMK. nun 409. maddesi gereğince işlemden kaldırılmasına karar verilmesi usul ve yasaya aykırı olup, bozma nedenidir.
2-Yukarıda açıklanan bozma şekil ve sebebine göre davalı tarafın diğer temyiz itirazlarının bu aşamada incelenmesine gerek görülmemiştir.
Sonuç: Yukarıda (1) nolu bentte açıklanan nedenlerle temyiz olunan kararın davalılar yararına BOZULMASINA, (2) nolu bentte yazılı nedenlerle davalıların diğer temyiz itirazlarının şimdilik incelenmesine yer olmadığına, peşin harcın istek halinde iadesine, 275.000.000 lira duruşma avukatlık parasının davacıdan alınarak davalılara ödenmesine, 02.05.2003 gününde oybirliği ile karar verildi.(¤¤)
Full & Egal Universal Law Academy