(1086 S. K. m. 293) (818 S. K. m. 392)
Dava : Hatice K. vs. vekili avukat Mehmet Akdeniz ile Kenan H. vekili avukat Ali Duroğlu aralarındaki dava hakkında Ankara 2. Asliye Hukuk Mahkemesinden verilen 27.3.2002 tarih ve 278-209 sayılı hükmün Dairenin 24.10.2002 tarih ve 8291-11172 sayılı ilamıyla bozulmasına karar verilmişti. Süresi içinde taraflar avukatı tarafından kararın düzeltilmesi istenilmiş olmakla dosya incelendi, gereği konuşuldu:
Karar: Davacılar, davalı ile ortak murisleri annelerinin 3.12.1999 tarihinde vefat ettiğini, davalının murislerini kandırıp 20.5.1997 tarihinde aldığı vekaletname ile 1.7.1997 ve 14.10.1999 tarihlerinde düşük bedelle üçüncü şahıslara taşınmazlarını sattığını, satış bedelinden paylarının ödenmediğini ileri sürerek şimdilik 24.000.000.000 TL.nın faiziyle tahsilini istemişlerdir.
Davalı, her iki daireyi de murisin sağlığında onun rızası ile sattığını, bedellerinin de murise ödendiğini savunarak davanın reddini dilemiştir.
Mahkemece, tanık beyanları ve bilirkişi raporu esas alınmak ve davalının vekillik görevini kötüye kullandığı, muvazaalı satış yaptığı gerekçe gösterilmek suretiyle davanın kabulüne karar verilmiş; davalının temyizi üzerine dairemizce bozulmuş; bu kez her iki tarafça karar düzeltme isteminde bulunulmuştur.
1-Dosyadaki delillere ve temyiz ilamında belirtilen gerektirici nedenlere göre usulün 440. maddesinde sayılan nedenlerden hiçbirisine uygun olmayan tarafların aşağıdaki ikinci ve üçüncü bendin kapsamı dışında kalan diğer karar düzeltme taleplerinin reddi gerekir.
2-Davacılar, davalı kardeşlerinin annelerinden aldığı vekaletname ile davaya konu taşınmazlardan birini 1.7.1997 tarihinde, diğerini de 14.10.1999 tarihinde üçüncü kişilere sattığını, bedellerinin annelerine veya kendilerine ödenmediğini, esasen taşınmazların gerçek değerlerinin gösterilmeyip, düşük gösterildiğini ileri sürerek hisselerine düşen bedellerin ödetilmesini istemişlerdir. Davalı ise, satış bedelinin murise ödendiğini savunarak davanın reddini dilemiştir. Dairemiz, bozma ilamında da belirtildiği gibi vekil ile vekalet veren ana-oğul olduğu için bunlar arasındaki hukuki ilişkinin HUMK.nun 293. maddesi hükmünce tanıkla ispatı mümkündür. 1999 tarihinde satılan taşınmaz için bilgisine başvurulan davacılar tanığı Ramazan G., 22.2.2001 günlü oturumda taşınmazı kendisinin satın aldığını, satış parasını da tarafların murisleri Meryem'e ödediğini ifade etmiş, davacılar vekili de bu tanığın anlatımına bir diyeceğinin olmadığını aynı oturumda beyan etmiştir. Bu durumda 1997 tarihinde satılan taşınmaz bakımından davalının BK.nun 392. maddesi gereği müvekkiline hesap verdiğinin kabulü gerekir. Bu taşınmaz yönünden davanın reddine karar verilmesi gerekir.
3-Ankara İli Keçiören İlçesi Kavacık Subayevleri mahallesi 5490 ada, 10 parsel sayılı taşınmaz tarafların ortak mirasçıları Meryem G. adına kayıtlı iken 1.7.1997 tarihinde ( 5 ) nolu bağımsız bölümü murise vekaleten davalıdan satın alan ve tanık olarak dinlenen Bekir B., anılan taşınmazı davalının murise vekaleten kendisine sattığını, satıştan önce murisle görüştüğünü beyan etmiş olmasına rağmen satış bedelini murise ödediği yönünde herhangi bir beyanda bulunmamıştır. Bu durumda davacıların yakınları olan diğer tanıkların adı geçen tanık Bekin'in taşınmaz satış bedelini murise ödediği yönündeki beyanlarına itibar olunamaz. Bu durumda 10 parselde kayıtlı ( 5 ) nolu bağımsız bölümü yönünden davalı vekilin BK. 392. maddesi hükmünce müvekkiline hesap verme yükümlülüğünü yerine getiremediğinin kabulü gerekir. Bu nedenle bu taşınmaz yönünden davanın kabulüne karar verilmiş olması yerindedir. Ne var ki vekilin hesap verme yükümlülüğü satışın yapıldığı tarihteki değere göre belirlenir. Öyle ise mahkemece, bu taşınmazın satış tarihi olan 1.7.1997 tarihindeki değeri konusunda uzman bilirkişi aracılığı ile belirlenmeli, bu bedele talep ile bağlı kalınarak ve dava tarihinden itibaren yasal faiz uygulamak suretiyle karar verilmelidir. Bu hususunda göz ardı edilmiş olması usul ve yasaya aykırı olup, bozmayı gerektirir. Ne var ki bu yönlerin temyiz incelemesi aşamasında gözden kaçtığı mahkeme karanının bu gerekçelerle bozulması gerekirken bozma ilamında yazılı gerekçelerle bozulduğu yeniden yapılan inceleme sonucu anlaşıldığından dairemiz bozma kararının kaldırılmasına, mahkeme kararının yeniden bozulmasına karar verilmiştir.
Sonuç: Yukarıda 1. bentte belirtilen nedenlerle tarafların diğer karar düzeltme taleplerinin reddine, 2. bentte belirtilen nedenlerle davalının karar düzeltme talebi kabul edilerek hükmün davalı yararına, 3. bentte belirtilen nedenlerle davacıların karar düzeltme taleplerinin kabulü ile hükmün davacılar yararına BOZULMASINA, Dairemizin 24.10.2002 tarih ve 8291 esas 11172 karar sayılı bozma kararının kaldırılmasına, peşin harcın istek halinde iadesine, 1.4.2003 gününde oybirliği ile karar verildi.
Full & Egal Universal Law Academy