(2004 S. K. m. 67) (1086 S. K. m. 438)
Dava: Taraflar arasındaki itirazın iptali davasının yapılan yargılaması sonunda ilamda yazılı sebeplerden dolayı davanın kabulüne yönelik olarak verilen hükmün davalı avukatı tarafından duruşmalı davacı avukatınca duruşmasız olarak temyiz edilmesi üzerine ilgililere çağrı kağıdı gönderilmişti. Belirli günde davalı vekili avukat Bülent Türk gelmiş, sair taraftan gelen olmadığından onun yokluğunda duruşmaya başlanılmış ve hazır bulunan avukatın sözlü açıklaması dinlenildikten sonra karar için başka güne bırakılmıştı. Bu kez temyiz dilekçesinin süresinde olduğu saptanarak dosya incelendi, gereği konuşulup düşünüldü.
Karar: Davacılar, davalının tespit talebinde bulunduğu İzmir 7. Asliye Hukuk Mahkemesinin 2001/194 Değişik iş s. dosyasında bilirkişi olarak görevlendirildiklerini, görevlerini yaparken davalının tespit talebinden vazgeçtiğini, mahkemece, davalının tespitten vazgeçme gününe kadar yapmış oldukları görev ve sarf ettikleri mesai karşılığı olmak üzere her biri için ayrı ayrı 1.000.000.000 TL. ek ücret takdir edildiğini, davalının bu ücreti ödemediğini, başlatmış oldukları icra takibine de itiraz ettiğini öne sürerek, icra takibine yapılan itirazın iptaline, %40 inkar tazminatının ödetilmesine karar verilmesini istemişlerdir.
Davalı davanın reddini savunmuştur.
Mahkemece, davanın kabulüne, itirazın iptaline, %40 inkar tazminatı talebinin reddine karar verilmiş; hüküm, taraflarca temyiz edilmiştir.
1- Dosyadaki yazılara, kararın dayandığı delillerle kanuna uygun gerektirici sebeplere ve özellikle delillerin takdirinde bir isabetsizlik bulunmamasına göre davalının bütün temyiz itirazlarının reddi gerekir.
2- Davacıların temyiz itirazının incelenmesinde;
İİK. nun 67. maddesinin 2 nci fıkrası hükmünce, icra inkar tazminatına hükmedilebilmesi için borçlunun takip sırasında ödeme emrine itiraz etmesi ve alacaklının icra hakimliğine başvurmadan, alacağını mahkemede dava ederek, haklı çıkması kanuni koşullardandır. Burada borçlunun kötü niyetli itiraz etmiş bulunması da kanuni koşullardan değildir. İcra inkar tazminatı, aleyhinde yapılan icra kovuşturmasına itiraz eden ve işin çabuk bitirilmesine engel olan borçluya karşı konulmuş bir yaptırımdır.
Bunlardan ayrı; alacağın likit ve belirli olması gerekir. Daha geniş bir açıklama ile Borçlu tarafından alacağın gerçek miktarı belirli sabit veya belirlenmek için tüm unsurlar bilinmekte veya bilinmesi gerekmekte böylece borçlu tarafından tahkik ve tayin edilmesi mümkün nitelikte olması yeterlidir.
Borçlu yalnız başına ne kadar borçlu olduğunu tespit edebilir halde ise alacağın likit ve muayyen olduğunun kabulü zorunludur. Öte yandan alacağın muhakkak bir belgeye bağlı olması da şart değildir.
Açıklanan kanuni kuralların ışığında takip konusu alacak değerlendirildiğinde icra inkar tazminatına hükmedilmesi gerekir. Mahkemece yanlış değerlendirme sonucu bu istemin reddine karar verilmesi usule ve kanuna aykırıdır. Bozma nedenidir.
Ne var ki bu yanlışlığın giderilmesi yeniden yargılama yapılmasını gerektirmediğinden kararın düzeltilerek onanması usulün 438/7 maddesi gereğidir.
Sonuç: 1.bent gereğince davalının temyiz itirazlarının reddine, 2.bentte açıklanan sebeplerle temyiz edilen kararın Hüküm başlıklı bölümünün 2.satırında bulunan %40 inkar tazminatı talebinin reddine sözlerinin karardan çıkarılarak yerine asıl alacak üzerinden hesaplanacak %40 inkar tazminatının davalıdan alınarak davacılara ödenmesine sözlerinin yazılmasına, kararın değiştirilen bu şekliyle ONANMASINA, peşin harcın onama harcından çıkartılmasına, 05.05.2003 tarihinde oybirliği ile karar verildi. (¤¤)
Full & Egal Universal Law Academy