(4046 S. K. m. 22)
Dava: Taraflar arasındaki alacak davasının yapılan yargılaması sonunda ilamda yazılı nedenlerden dolayı davanın kabulüne yönelik olarak verilen hükmün davalı avukatınca duruşmalı olarak temyiz edilmesi üzerine ilgililere çağrı kağıdı gönderilmişti. Belli günde davalı vekili avukat Mehmet kılcı ile davacı vekili avukat Mustafa Yüksel'ın gelmiş olmalarıyla duruşmaya başlanılmış ve hazır bulunan avukatların sözlü açıklamaları dinlenildikten sonra karar için başka güne bırakılmıştı. Bu kez temyiz dilekçesinin süresinde olduğu saptanarak, dosya incelendi gereği düşünüldü:
Karar: Davacı, davalı özelleştirme idaresinin davacı şirkette bulunan %96.6 oranındaki kamu hissesini dava dışı, Yazıcı-Güriş-Parses demir Çelik A.Ş.ye sattığını, hisse satış sözleşmesinin 7/a ve 4046 sayılı özelleştirme Uygulamalarının düzenlenmesine dair kanunun 22/4 maddesi gereğince kapsam dışı personelin atamalarının yapılıp eski kurumları ile ilişkilerinin kesileceği tarihe kadar gececek süredeki aylık ücret, sosyal hak ve yardımlar ile her türlü özlük haklarının özelleştirme fonundan ödenmesinin öngörüldüğünü özelleştirme ve satış sonrasında kapsam dışı personelin bir kısmının başka bir kuruma nakledilmeyi kabul etmeyip haklı nedenlerle iş akitlerini feshedip emekli olduklarını, bu kişilere her türlü sosyal özlük haklarının ve kıdem tazminatlarının ödendiğini bu ödemelerin rücuan davalı kurumdan istendiğini, davalının kapsam dışı personele ödenen 141.822.612.437 Tl. kıdem tazminatını ödemediğini belirterek, 141.822.612.437 TL.nın 23.12.2000 tarihinden itibaren 3095 sayılı yasaya gereğince Merkez bankasının avans işlemlerine uyguladığı en yüksek faiz oranı ile davalıdan tahsilini istemiştir.
Davalı hisse satış sözleşmesinde davacının taraf olmadığını, bu sözleşmeye dayanarak davacının takipte bulunamayacağını, kaldı ki ne sözleşmede ne 4046 sayılı yasanın 22 maddesinde kapsam dışı personelin kıdem, tazminatından davalı idarenin sorumlu tutulacağına dair bir hüküm bulunmadığını, davacı şirketçe kıdem tazminatı ödendiği belirtilen personele yapılan bu ödemelerin yasal dayanağı olmadığından rücuen ödenmesinin istenemeyeceğini savunarak davanın reddini dilemiştir.
Mahkemece, kıdem tazminatının 1475 sayalı yasa gereğince özlük haklarından olduğu sözleşmenin 7/a maddesi gereğince kapsam dışı personelin her türlü özlük haklarının davalı tarafça ödenemeyeceğinin öngörülmesi nedeniyle davanın kabulüne karar verilmiş; hüküm, davalı tarafça temyiz edilmiştir.
1-Dosyadaki yazılara, kararın dayandığı delillerle yasaya uygun gerektirici nedenlere ve özellikle 4046 sayılı yasanın 22. maddesi gereğince kapsam dışı personelin başka kurumlara nakli halinde nakil tarihine kadar geçecek süredeki aylık ücret sosyal hakkı ile her türlü özlük haklarının davalı tarafça ödeneceğinin öngörülmesine naklin gerçekleşmemesi halinde kapsam dışı personele ödenecek kıdem tazminatının ( Emekli ikramiyesi ) her türlü özlük hakkı kapsamı içinde kaldığının anlaşılması gerektiğine göre aşağıdaki bendin kapsamı dışındaki temyiz itirazlarının reddi gerekir.
2-Davalı, davacı şirketçe personele ödenen kıdem tazminatı ( Emekli ikramiyesinin ) yasal dayanağının bulunmadığını, ödenmesi gerekmeyen kıdem tazminatının ( emekli ikramiyesi ) ödenmiş olması nedeniyle kendilerine rucu edilemeyeceğini savunmuştur. 4046 sayılı özelleştirme uygulamalarının düzenlenmesine ve bazı kanun ve kanun hükmünde kararnamelerde değişiklik yapılmasına dair kanunun 22. maddesi gereğince davacı şirket usul ve yasaya uygun olarak kapsam dışı personele ödediği kıdem tazminatını davalıdan rücuan isteyebilir. Ancak ödenmesi gerekmediği halde ödeme yapmış ise bu ödemelerden davalıyı sorumlu tutmak düşünülemez. Mahkemece davacının yaptığı bu ödemelerin yasaya uygun olup olmadığı konusunda inceleme yapılmamıştır. Alınan bilirkişi raporunda kıdem tazminatı ödenen kişilerin emeklilik nedeniyle kıdem tazminatına hak kazanıp kazanmadığının davacıdan alınacak belgelerle denetlenebileceği belirtilmiş, bu konuda inceleme ve araştırma yapılmamıştır. Bu durumda takibe esas alınan kıdem tazminatları ile ilgili tarafların karşılıklı delilleri toplanmalı gerekli belgeler getirtilip, davacı tarafça yapılan bu ödemelerin yasaya uygun olup olmadığı, miktarlarının doğru olup olmadığı taraf mahkeme ve Yargıtay denetimine elverişli bilirkişi raporu ile saptanıp hasıl olacak sonuca göre karar verilmelidir.
Sonuç: Davalının sair temyiz itirazlarının ( 1 ) nolu bentte gösterilen nedenlerle reddine, 2 nolu bentte gösterilen nedenle hükmün davalı lehine BOZULMASINA, 275.000.00 lira duruşma avukatlık parasının davacıdan alınarak davalıya ödenmesine, peşin harcın istek halinde iadesine, 21.05.2003 gününde oybirliği ile karar verildi.
Full & Egal Universal Law Academy