(818 S. K. m. 484)
Dava: Taraflar arasındaki menfi tespit davasının yapılan yargılaması sonunda ilamda yazılı nedenlerden dolayı davanın reddine yönelik olarak verilen hükmün süresi içinde davacı avukatınca temyiz edilmesi üzerine dosya incelendi gereği konuşulup düşünüldü:
Karar: Davacı, dava dışı asıl borçlu ile davalı arasında imzalanan kredi sözleşmesinin kefili olduğunu ne var ki kefilin sorumlu olacağı miktarın belirtilmemesi nedeniyle kefaletin geçerli olmadığını öne sürerek, davalı tarafından başlatılan icra takibi nedeniyle borçlu olmadığının tespitini %40 inkar tazminatının ödetilmesini istemiştir.
Davalı, davanın reddini savunmuştur.
Mahkemece kefaletin geçerli olduğu kabul edilerek davanın reddine karar verilmiş, hüküm davacı tarafından temyiz edilmiştir.
Borçlar Kanununun 484. maddesi ile 12.4.1944 tarihli, 1943/14 esas, 1944/13karar sayılı Yargıtay İçtihadı Birleştirme kararına göre, kefilin ödeyeceği muayyen bir miktarın gösterilmesi kefaletin geçerlilik koşullarındandır. Davacının kefil olduğu dosyada yer alan kredili satış sözleşmesinde kefilin sorumlu olduğu muayyen miktar belirtilmemiştir. Bu nedenle kefaletin geçerliliğinden söz edilemez. Az yukarıda belirtilen yasa hükmü ile içtihadı birleştirme kararı gereğince bu hususun mahkemece resen gözetilmesi gerekli olup, davanın bu gerekçeyle kabulüne karar verilmesi gerekirken yazılı şekilde reddedilmiş olması usul ve yasaya aykırı olup, bozmayı gerektirir.
Sonuç: Yukarıda açıklanan nedenlerle temyiz edilen hükmün temyiz eden davacı yararına BOZULMASINA, peşin harcın istek halinde iadesine, 23.06.2003 gününde oybirliği ile karar verildi.(¤¤)
Full & Egal Universal Law Academy