(4721 S. K. m. 2)
Dava: Taraflar arasındaki alacak davasının yapılan yargılaması sonunda ilamda yazılı nedenlerden dolayı davanın reddine yönelik olarak verilen hükmün süresi içinde davacı avukatı tarafından temyiz edilmesi üzerine dosya incelendi, gereği konuşuldu düşünüldü:
Karar: Davacı, cezaevinde hükümlü bulunan dava dışı şahsın tedavisin de kullanılmak üzere davalı Emekli Sandığı ile yapılan protokol gereği tıbbi malzemeleri temin ederek devlet hastanesine teslim ettiğini ve malzemelerin hükümlünün ameliyatında kullanıldığını, ancak fatura bedelinin bu güne kadar ödenmediğini ileri sürerek 2.180.574.435 TL. nın faiziyle birlikte tahsilini istemiştir.
Davalı Emekli Sandığı, hükümlü ile bir ilgilerinin olmadığını, kendilerine husumet yöneltilemeyeceğini savunmuş, diğer davalı Adalet Bakanlığı ise, genelge gereği müdahaleden önce tıbbi zorunluluk olup olmadığının raporla tespitinin gerektiğini, bu işlemin yapılmaması nedeniyle malzeme bedelinin ödenmesinin mümkün olmadığı savunularak davanın reddini dilemişlerdir.
Mahkemece; ceza infaz kurumları ve tutuk evlerindeki hastaların tedavisinde hayati veya tıbbi zorunluluk bulunan hallerde malzeme bedelinin hazine tarafından karşılanması gerektiğini, ameliyat olan şahsın hayati tehlikesinin bulunmadığının Adli Tıp Kurumu raporu ile belirlendiği, davacı yararına Adalet Bakanlığının genelgesindeki K/C maddelerinin şartlarının oluşmadığı gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiş; hüküm, davacı tarafından temyiz edilmiştir.
1- Cezaevinde hükümlü iken ameliyat olan dava dışı şahsın Emekli Sandığı mensubu olmadığı ve bu nedenle davalı Emekli Sandığı'na husumet tevcih edilemeyeceğinin anlaşılmış bulunmasına göre davacının davalı Emekli Sandığı'na yönelik temyiz itirazlarının reddi gerekir.
2- Bursa E Tipi Cezaevinde hükümlü bulunan dava dışı H. Çam'ın cezaevi doktoru tarafından 24.5.1999 tarihinde tedavisinin yapılması için Bursa Devlet Hastanesine sevk edildiği, hükümlünün Bursa Devlet Hastanesinde 26.5.1999 tarihinde ameliyata alındığı ve ameliyat esnasında hastanede bulunmaması nedeniyle davacı şirketten temin edilen tıbbi malzemelerin kullanıldığı dosya kapsamından anlaşıldığı gibi bu husus taraflar arasında da ihtilafsızdır. Davacı ile davalı Adalet Bakanlığı arasındaki ihtilaf, bu malzeme bedellerinin ödenip ödenmeyeceği hususundadır. Davalı, müdahaleden önce tıbbi zorunluluk bulunup bulunmadığının raporla tespit edilmediğinden bahisle malzeme bedelinin ödenmeyeceğini savunmaktadır.
Mahkemece de davalının bu savunması kabul edilerek hüküm tesis edilmiştir. Hemen belirtmek gerekir ki hükümlünün hastaneye sevkini sağlayan ve tıbbi müdahalede zorunluluk olup olmadığını raporla tespit etmeyen davalı idare kusurludur. Kimse kendi kusuruna dayanarak hak iddia edemez. Düzenlenen reçete gereği istenen tıbbi malzemeleri temin eden davacıdan, malzemenin kullanılacağı hastanın hayati tehlikesinin bulunup bulunmadığını veya tıbbi müdahalenin zorunlu olup olmadığını araştırması ve bunu bilmesi de beklenemez.
Cezaevinde hükümlü olarak bulunan ve davalı idarenin sevki üzerine ameliyat edilen hükümlünün ameliyatında kullanılan malzeme bedelinden davalı idare sorumludur. Kaldı ki mahkemenin hükmüne esas aldığı Adalet Bakanlığı genelgesinin k/c maddesi de diş protezi ve gözlük kullanılmasında hayati veya tıbbi zorunluluk bulunduğunun raporla tespit edilmesi halinde gözlük ve diş protez bedellerinin bakanlık bütçesinden karşılanacağı hususunu düzenlemekte olup, hükümlü ise kalçasından ameliyat olmuştur. Mahkemece değinilen bu yönler gözetilmeden davanın davalı Adalet Bakanlığı yönünden kabulüne karar verilmesi gerekirken yazılı şekilde hüküm tesisi usul ve yasaya aykırı olup bozmayı gerektirir.
Sonuç: Yukarıda 1 numaralı bentte açıklanan nedenlerle; davalı Emekli Sandığı hakkındaki temyiz itirazlarının reddine, 2 numaralı bent uyarınca temyiz olunan hükmün davacı yararına BOZULMASINA, peşin harcın istek halinde iadesine, 02.06.2003 gününde oybirliği ile karar verildi.(¤¤)
Full & Egal Universal Law Academy