(818 S. K. m. 538, 539, 540)
Dava: Taraflar arasındaki ortaklığın feshi davasının yapılan yargılaması sonunda ilamda yazılı nedenlerden dolayı davanın kabulüne yönelik olarak verilen hükmün davalı avukatı tarafından duruşmalı olarak temyiz edilmesi üzerine ilgililere çağrı kağıdı gönderilmişti. Belli günde taraflardan kimse gelmemiş olduğundan incelemenin evraklar üzerinde yapılmasına karar verildikten sonra karar için başka güne bırakılmıştı. Bu kez temyiz dilekçesinin süresinde olduğu saptanarak dosya incelendi, gereği konuşulup düşünüldü:
Karar: Davacı, davalı ve dava dışı kardeşleri Mehmet ile 1/3'er hisse ile alabalık tesisi kurmak ve alabalık üretmek amacıyla adi ortaklık kurduklarını, Mehmet ile kendisinin kamu çalışanı olması nedeniyle ortaklıkla ilgili resmi işlemlerin davalı adına düzenlendiğini, ortaklığın devamı sırasında Mehmet'in hissesini kendilerine sattığını, tesisin kuruluş aşamasında ve kurulduktan sonra tüm işlerini takip ederek çalıştığını, ancak davalının kendisini ortaklıktan uzaklaştırdığını, bu nedenle zarara uğradığını ileri sürerek, adi ortaklığın haklı sebeplerle feshine ve ortaklığın tasfiyesine karar verilmesini istemiştir.
Davalı, davanın reddini dilemiştir.
Mahkemece O. Alabalık tesisinin adi ortaklık ve davacı Osman O. ve İbrahim O.'ın eşit pay sahibi olduklarının kabulü ile ortaklığın feshine, karar kesinleştiğinde tasfiyesine karar verilmiş; hüküm, davalı tarafından temyiz edilmiştir.
1- Dosyadaki yazılara, kararın dayandığı delillerle yasaya uygun gerektirici nedenlere ve özellikle delillerin takdirinde bir isabetsizlik bulunmamasına göre davalının aşağıdaki bendin kapsamı dışında kalan diğer temyiz itirazlarının reddi gerekir.
2- Yanlar arasında alabalık tesisi kurmak ve kurulan bu tesiste alabalık üretmek üzere bir adi ortaklık kurulduğu, bu ortaklıkta davalının idareci olarak ortak olduğu, dosya kapsamı ve toplanan delillerle anlaşılmaktadır. Mahkemece de yanlar arasında adi ortaklığın varlığı kabul ile haklı nedenlerle ortaklığın feshine karar kesinleştiğinde tasfiyesine karar verilmiştir. Ne var ki, ortaklığın feshi ve tasfiyesine karar verildiğine göre mahkemenin bir tasfiye yapmadan ve tasfiye şekli belirlemeden karar kesinleştiğinde, ortaklığın tasfiyesine şeklinde karar vermesi uyuşmazlığı çözer nitelikte değildir.
Tasfiye işleminin BK. 538. ve onu izleyen madde hükümlerine uygun olarak yapılması gerekir. Davalı, idareci ortaktır. İdareci ortaktan, ortaklığın alacak ve borçları, sabit mevcudu, idareci ortağın ortaklık işletmesiyle ilgili masraf ve alacaklarıyla ilgili bir hesap istenmemiştir. Öyle ise mahkemece yapılacak iş; öncelikle idareci ortaktan ortaklığa ait alacak ve borçlar ile işletme nedeniyle yaptığı masraflara ilişkin hesap istenmeli, verilen hesapta tarafların anlaştıkları hususlar ile anlaşamadıkları hususları belirlenmeli, anlaşma sağlanamayan hususlarla ilgili taraflardan delilleri istenilip toplanmalı, gerektiğinde bilirkişi incelemesi yaptırılarak ortaklığın dava tarihi itibariyle gerçek alacak ve borç miktarı öncelikle belirlenmelidir. Diğer taraftan ortaklığa ait mal ve demirbaş mevcudu da şirkete ait gerçek alacak ve borç durumuna göre, tarafların birbirinden alacak ve borçları belirlenerek mal ve demirbaşların tasfiyesinde anlaşma sağlayamadıkları takdirde mahkemece tayin edilecek bir görevli vasıtasıyla bunların satılmasına, şirket mevcuduna dahil edilmesine ve BK. 538, 539, 540. maddeleri hükümlerine uygun tasfiye şekline karar verilmesi gerekir. Açıklanan biçimde inceleme ve araştırma yapılmadan, yazılı şekilde hüküm tesisi usul ve yasaya aykırıdır. Bozma nedenidir.
Sonuç: Yukarıda açıklanan 1. bent gereğince davalının diğer temyiz itirazlarının reddine, temyiz olunan kararın 2. bentte açıklanan nedenle davalı yararına BOZULMASINA, peşin harcın istek halinde iadesine, 22.05.2003 gününde oybirliği ile karar verildi.(¤¤)
Full & Egal Universal Law Academy