(4721 S. K. m. 722, 724, 728, 729) (818 S. K. m. 101)
Dava: Taraflar arasındaki tazminat davasının yapılan yargılaması sonunda ilamda yazılı nedenlerden dolayı davanın kısmen kabulüne ve kısmen reddine yönelik olarak verilen hükmün davalı avukatınca duruşmalı, davacı avukatınca da duruşmasız olarak temyiz edilmesi üzerine ilgililere çağrı kağıdı gönderilmişti. Belli günde davalı vekili avukat V. Erez ile davacı vekili avukat İ. Çatan'ın gelmiş olmalarıyla duruşmaya başlanılmış ve hazır bulunan avukatların sözlü açıklamaları dinlenildikten sonra karar için başka güne bırakılmıştı. Bu kez temyiz dilekçesinin süresinde olduğu saptanarak, dosya incelendi gereği düşünüldü:
Karar: Davacı, uzun süredir kullanmakta olduğu ve 2000 yılı Ekim ayında da buğday ektiği taşınmazın mera olarak sınırlandırılması nedeniyle 3091 sayılı yasa gereğince hakkında men kararı verildiğini, davalının üründe hakkı bulunmadığını belirterek, fazlaya ilişkin hakkı saklı kalmak üzere elde edilecek ürünün aynen, olmadığı takdirde bedeli olan 4.398.480.000 TL.nın tespit tarihinden itibaren yasal faiziyle birlikte, bunun da mümkün olmaması halinde yapılan tüm istihsal giderlerinin, yapıldığı tarihten itibaren yasal faizi ile birlikte ödetilmesine karar verilmesini istemiştir.
Davalı, taşınmazın 04.02.2000 tarihinde kesinleşen Kadastro Mahkemesi davası sonunda mera olarak tescil edildiğini, davacının mera üzerinde ekili bulunan buğday ürünü hakkında talepte bulunamayacağını öne sürerek davanın reddini savunmuştur.
Mahkemece davanın kısmen kabulüne, Ziraat Bankası hesabında bulunan 1.984.860.500 TL'nın hesabın açıldığı tarihten itibaren yasal faizi ile birlikte davacıya ödenmesine, fazla talebin reddine, aynı bedele buğday hasat tarihi 30.06.2001 tarihinden hesap açılma tarihine kadar işleyecek yasal faizin Belediyeden alınmasına, aynı hesapta bulunan 2.358.839.500 TL. nın hesabın açıldığı tarihinden itibaren yasal faizi ile Belediyeye ödenmesine, aynı bedeli hasat tarihinden hesabın açıldığı tarihe kadar işleyecek faizin davacıdan alınarak Belediyeye ödenmesine karar verilmiş; hüküm, taraflarca temyiz edilmiştir.
1- Dosyadaki yazılara, kararın dayandığı delillerle yasaya uygun gerektirici nedenlere ve özellikle delilerin takdirinde bir isabetsizlik bulunmamasına göre tarafların aşağıdaki bentlerin kapsamı dışında kalan diğer temyiz itirazlarının reddi gerekir.
2- Davacının buğday ektiği taşınmazın açılan Kadastro davası sonunda malik hanesi boş bırakılarak mera şeklinde sınırlandırıldığı verilen kararın 4.2.2000 tarihinde kesinleştiği, davacı hakkında 3091 sayılı yasa gereğince taşınmazdan men kararı verildiği, verilen tedbir nedeniyle yargılama sırasında davacının talebi üzerine buğday ürünün infaz makamının gözetiminde biçilerek Toprak Mahsulleri Ofisine satıldığı, satış bedeline 22.8.2001 tarihinde banka hesabına yatırıldığı dosya kapsamı ile anlaşılmakta olup, bu hususlar taraflar arasında da uyuşmazlık konusu değildir. Uyuşmazlık, davacının bu durumda buğday mahsul bedelini ve istihsal masraflarını isteyip isteyemeyeceği noktasında toplanmaktadır. Dava konusu olayın MK. nun 729 (eski MK. 655 md.) maddesinin delaletiyle sebepsiz zenginleşmenin bir türü olan 722-724 ve 728 (eski MK. 648-650 ve 654 md) maddelerine göre değerlendirilmesi gerekir. Nitekim 16.5.1973 tarihli esas 4-159 karar 429 sayılı HGK da bu yöndedir.
Davacının dava dilekçesinde belirttiği üzere Ekim 2000 tarihinde buğday ektiğini bildirdiği taşınmazın, 4.2.2000 tarihinde kesinleşen Kadastro Mahkemesine ait dava sonunda mera olarak tescil edildiği sabit olduğuna göre davacı bu durumda ancak ürünün yetiştirilmesi için yaptığı zorunlu giderler olan sürme, tohum ve ekme giderlerini isteyebilir. Davacının ürün bedelini talep hakkı olmadığı gibi, bu sayılar dışındaki istihsal giderlerini talep hakkı da bulunmamaktadır. O halde mahkemece davacının ancak sürme, tohum ve ekme giderlerini isteyebileceği gözönünde tutularak, sadece bu masrafların ödetilmesine karar verilmesi gerekirken, yazılı şekilde tüm istihsal masraflarının davalıdan tahsiline karar verilmiş olması usul ve yasaya aykırı olup bozmayı gerektirir.
3- Muaccel bir borcun borçlusu alacaklının ihtarı ile mütemerrit olur. (BK. 101 m.) davacı dava açılmadan davalıyı temerrüde düşürdüğünü iddia ve ispat etmemiştir. Öyle olunca davalı bu davanın açılması ile temerrüde düşmüştür. Davacı lehine hükmedilen miktara dava tarihinden itibaren faize hükmedilmesi gerekirken yazılı şekilde hüküm tesisi usul ve yasaya aykırı olup bozmayı gerektirir.
Sonuç: 1. bentte açıklanan nedenlerle tarafların sair temyiz itirazlarının reddine, 2. bentte açıklanan nedenle kararın davalı yararına, 3. bentte açıklanan nedenlerle kararın davacı yararına BOZULMASINA, peşin harcın istek halinde iadesine, 275.000.000 lira duruşma avukatlık parasının karşılıklı birbirlerine ödenmesine, 09.06.2003 gününde oybirliği ile karar verildi.(¤¤)
Full & Egal Universal Law Academy