(4077 S. K. m. 23)
Dava: Taraflar arasındaki sözleşmenin feshi davasının yapılan yargılaması sonunda ilamda yazılı nedenlerden dolayı davanın kısmen kabulüne kısmen reddine yönelik olarak verilen hükmün süresi içinde taraflar avukatı tarafından temyiz edilmesi üzerine dosya incelendi, gereği konuşuldu düşünüldü:
Karar: Davacı, davalı ile 7.08.1999 tarihinde 30 yıl süreli devre tatil sözleşmesi yapıldığını, davacıların sözleşmenin 5. maddesi istinaden ekonomik kriz nedeniyle ödenemeyecek duruma geldiklerinden sözleşmeyi fesih haklarını kullanıp, kiracılık sıfatlarını sona erdirmek istediklerini davalı şirkete yazılı bildirimle bulunduklarını belirterek, sözleşmenin feshini, davalı şirkete ödedikleri 5800 ABD dolarını fazlaya ilişkin haklar saklı kalmak kaydıyla, banka mevduatına uygulanan en yüksek faizden talep etmişlerdir.
Davalı, yetki itirazında bulunup, davaya bakmaya Tüketici Mahkemelerinin görevli olduğunu, davacıların fesih talep etmelerinin hukuki temelden yoksun olduğunu savunarak davanın reddini dilemiştir.
Mahkemece, davanın kısmen kabulüne, sözleşmenin feshine, davacının davalı şirkete ödediği 5800 ABD dolarının fiili ödeme tarihindeki kur üzerinden Türk Lirası karşılığının davalıdan tahsiline ve 5800 USD alacak için dava tarihinden kanuni faiz yürütülmesine, 30.5.2001, 30.6.2001,30.7.2001 vade tarihli borçlusu davacı, alacaklısı davalı şirket olan 5300 USD miktarlı senedin 1300 USD miktarının ödenmiş olup, 4000 USD borç miktarı kalan senedin T.İş Bankası elinde olduğu ciro yoluyla bankanın hamil olduğu anlaşıldığından bu senedin davacıya iadesi talebinin reddine karar vermiş; hüküm, davalı ve davacılar tarafından temyiz edilmiştir.
1- Davacılar davalıdan satın aldıkları devre tatil sözleşmesinin feshi ile ödediği bedelin tahsili davası açmışlardır. Dava mahiyeti itibariyle 4077 sayılı Tüketiciyi Koruma Kanunun kapsamında kalır. 4077 sayılı Kanunun 23. maddesi bu kanunun uygulanması ile ilgili ihtilafların Tüketici Mahkemesinde görülmesi gerektiği hükmünü getirmiştir. Öncelikle bu davanın Tüketici Mahkemesinde açılması gerekirken, genel mahkemede açılarak genel mahkemede sonuçlandırılması doğru değildir. Görev hususunun resen göz önüne alınması gerekir. Mahkemece resen Tüketici Mahkemesinin görevli olduğuna dair resen görevsizlik kararı verilmesi gerekirken yazılı şekilde hüküm tesisi bozmayı gerektirir.
2- Bozma nedenine göre davalı ve davacının sair temyiz itirazlarının incelenmesine gerek görülmemiştir.
Sonuç: Davalının temyiz itirazının kabulü ile 1 nolu bentte gösterilen nedenle hükmün BOZULMASINA, 2 nolu bentte gösterilen nedenle davalının ve davacıların sair temyiz itirazlarının incelenmesine gerek olmadığına, peşin harcın istek halinde davalıya iadesine, 22.05.2003 gününde oybirliği ile karar verildi.(¤¤)
Full & Egal Universal Law Academy