(1086 S. K. m. 455)
Dava: Taraflar arasındaki tavzih davasının yapılan yargılaması sonunda ilamda yazılı nedenlerden dolayı davanın kabulüne yönelik olarak verilen hükmün davalı avukatı tarafından duruşmalı olarak temyiz edilmesi üzerine ilgililere çağrı kağıdı gönderilmişti. Belli günde davacı vekili avukat Hakan Alpay gelmiş, diğer taraftan kimse gelmemiş olduğundan onun yokluğunda duruşmaya başlanılmış ve hazır bulunan avukatın sözlü açıklaması dinlenildikten sonra karar için başka güne bırakılmıştı. Bu kez temyiz dilekçesinin süresinde olduğu saptanarak dosya incelendi, gereği konuşulup düşünüldü:
Karar: Tavzih talebinde bulunan Bursa 2. Asliye Hukuk Mahkemesinin 1997/1085 esas, 2001/793 karar sayılı 15.11.2003 tarihli kararında davacı olduğunu, 2.488.639.200 liranın faiziyle davalıdan tahsili gerektiği kararın gerekçesinde belirtildiği halde, hüküm fıkrasında paranın faiziyle tahsiline denmesinin unutulduğunu, bu durumda kararın gerekçesi ile hüküm fıkrasında çelişki bulunduğunu bildirip, bu çelişkinin HUMK.nun 455. maddesine göre tavzihen giderilmesini istemiştir.
Davalı, kararın davacı tarafından da temyiz edildiğini, bu hususun temyiz sebebi yapılmadığını, tavzih için gerekli şartların bulunmadığını bildirerek talebin reddini istemiştir.
Mahkemece talebin kabulüne karar verilmiş; karar, davalı tarafından temyiz edilmiştir.
Dosya kapsamından davacı olarak Hüseyin Erol A'un davalı Hikmet K. aleyhine açtığı dava sonucu Bursa 2. Asliye Hukuk Mahkemesinin 1997/1085 E.-2001/793 K. Sayılı 15.11.2000 tarihli kararı ile 2.488.639.200 liranın davalı Hikmet Kocabalkan'dan tahsiline karar verilmiş, davalı tarafından temyiz edilen kararın Yargıtay'ca onanarak karar düzeltme istemi de red edilerek kesinleştiği anlaşılmıştır. Davacı kararın gerekçesinde hükmedilen alacağının faiziyle tahsili gerektiği belirtildiği halde, hüküm fıkrasından faiz talebi hakkında karar verilmediğinden bahisle bu hususun tavzihen düzeltilmesini istemiştir.
Mahkemece hükmünde, müphem ve açık olmayan veya mütenakız fıkralar bulunduğu hallerde tavzih kararı verilebilir. (HUMK. 455. maddesi) Ancak asıl hükmü değiştirecek, kesin hükmün sonucunu bertaraf edecek tarzda tavzih kararı verilemez. Tavzih yoluyla kesin hükmün kapsamı genişletilmeyeceği gibi, kesin hükümle kazanılmış hakların ortadan kaldırılmasını sağlayacak şekilde de karar verilemez. Davacı asıl hükümde bulunmayan, hükmolunan alacağa faiz yürütülmesini, tavzih yoluyla hükme dercini istediğine göre, böyle bir isteğin kabulü, asıl hükmü değiştirecek ve kesin hükmün sonucunu ortadan kaldıracak mahiyettedir. Mahkemece bu nedenlerle talebin reddine karar verilmesi gerekirken yazılı şekilde karar verilmesi usul ve yasaya aykırı olup, bozmayı gerektirir.
Sonuç : Yukarıda açıklanan nedenlerle davalı tarafından temyiz olunan 1997/1085-2001/793 sayılı 15.11.2002 tarihli tavzih kararının temyiz eden davalı yararına BOZULMASINA, peşin harcın istek halinde iadesine, 28.04.2003 gününde oybirliği ile karar verildi.(¤¤)
Full & Egal Universal Law Academy