(818 S. K. m. 266, 486)
Davacı, davalının kiralananı tahliyesinin ardından tespit yaptırmış ve tespit sonucu verilen rapora dayanarak bu davayı açmış ise de; tespit raporu davalı yana tebliğ edilmemiştir. Mahkemece de; yargılama aşamasında, kiralanan da, hor kullanıma ilişkin keşif yapılarak, bilirkişi görüşü alınmamıştır. Hal böyle olunca, davacının yaptırdığı tek taraflı tespit raporuna itibar edilerek hüküm kurulamaz. Mahkemece yapılacak iş; her iki tarafın bu konuda delilleri toplanarak gerekirse, mahallinde keşif yapılarak, ya da dosya üzerinde bilirkişi incelemesi ile kiralananda kötü kullanmadan doğan hasarın varlığı ve miktarı saptanmalı hasıl olacak sonuca uygun karar verilmelidir.
Dava: Taraflar arasındaki alacak davasının yapılan yargılaması sonunda ilamda yazılı nedenlerden dolayı davanın kısmen kabulüne kısmen reddine yönelik olarak verilen hükmün süresi içinde davalılar avukatı tarafından temyiz edilmesi üzerine dosya incelendi, gereği konuşuldu düşünüldü:
Karar: Davacı, maliki olduğu taşınmazda, davalı İsmail G.in 4.6.1996 tarihli kira sözleşmesi ile kiracı olduğunu, 24.8.2000 tarihinde icra marifetiyle tahliye edildiğini, diğer davalının ise sözleşmeyi kefil olarak imzaladığını, davalının taşınmazı hor kullandığının tesbitle belirlendiğini, ayrıca elektrik, su ile çöp vergisini ödemediğini ileri sürerek 2.800.000.000TL.nin dava tarihinden itibaren yasal faizi ile birlikte davalılardan tahsiline karar verilmesini istemiştir.
Davalılar, davaya cevap vermemiştir.
Mahkemece, 1.935.000.000TL. Hasar Bedeli, 144.103.018TL. elektrik bedeli olmak üzere toplam 2.679.103.018TL.nin dava tarihinden itibaren yasal faizi ile birlikte davalılardan tahsili ile davacıya verilmesine karar verilmiş; hüküm, davalılar tarafından temyiz edilmiştir.
1-Davacıya ait taşınmazda davalı İsmail G.in 4.6.1996 tarihli kira sözleşmesi ile kiracı olduğu, kiralanandan icra marifetiyle 24.8.2000 tarihinde tahliye edildiği uyuşmazlık konusu değildir. Davacı, davalı kiracının kiralananı hasarlı şekilde tahliye ettiğini, elektrik ve su bedeli ile çöp vergisini ödemediği iddiası ile bu davayı açmıştır. Taraflar arasında düzenlenen kira sözleşmesinde, kiralananın ne şekilde teslim edildiğine dair bir açıklık yoktur. Bu halde, BK.266. maddesi hükmü uyarınca, kiracının kiralananı iyi bir halde tesellüm etmiş olduğu kabul edilir. Aynı hüküm uyarınca, kiracı kiralananı ne halde teslim almışsa, kira süresi sonunda da, o halde ve mahalli adete göre teslim etmekle yükümlüdür. Davacı, davalının kiralananı tahliyesinin ardından tespit yaptırmış ve tespit sonucu verilen rapora dayanarak bu davayı açmış ise de; tespit raporu davalı yana tebliğ edilmemiştir. Mahkemece de; yargılama aşamasında, kiralanan da, hor kullanıma ilişkin keşif yapılarak, bilirkişi görüşü alınmamıştır. Hal böyle olunca, davacının yaptırdığı tek taraflı tespit raporuna itibar edilerek hüküm kurulamaz. Mahkemece yapılacak iş; her iki tarafın bu konuda delilleri toplanarak gerekirse, mahallinde keşif yapılarak, ya da dosya üzerinde bilirkişi incelemesi ile kiralananda kötü kullanmadan doğan hasarın varlığı ve miktarı saptanmalı hasıl olacak sonuca uygun karar verilmelidir. Mahkemece, delillerin değerlendirilmesinde yanılgıya düşülerek, eksik inceleme sonucu yazılı şekilde hüküm tesisi usul ve yasaya aykırıdır. Bozma nedenidir.
2-Fikri Gülşen mirasçılarının temyiz incelemesine gelince; Davacı kiralayanla, davalı kiracı İsmail arasında düzenlenen 4.6.1996 tarihli iki yıl süreli kira sözleşmesini, davalı Fikri kefil olarak imzalamıştır. Davalı Fikrinin kefaleti kira sözleşmesindeki iki yıllık sürenin dolduğu 3.6.1998 tarihinde sona ermiştir. Davalı kiracının taşınmazı 24.8.2000 tarihinde tahliye ettiği de uyuşmazlık konusu değildir. Kaldı ki davalı Fikri'nin kefilliği adi kefalet olup, BK. 486. maddesi hükmü uyarınca, adi kefilin borçtan sorumlu tutulabilmesi ancak, kefalet sözleşmesinden sonra borçlunun iflas etmesi veya hakkında takibat icra olunup da, alacaklının hatası olmaksızın, semeresiz kalması, yahut borçlu aleyhinde Türkiye de takibat icrasının imkansız hale gelmesi ile mümkündür. Ayrıca kiralananın hor kullanılmasıyla ilgili olarak meydana gelen hasardan kira dışındaki ödenmeyen elektrik borcundan kefilin sorumlu olacağı ve sorumluluğun miktarı, taraflar arasındaki 4.6.1996 tarihli kira sözleşmesinde açıkça belirtilmediğinden, kiralananın hor kullanılmasıyla ilgili masrafları ve elektrik borcundan kefilin sorumlu tutulması da mümkün değildir. Mahkemece, kefil durumundaki Fikri G. hakkındaki davanın açıklanan bu nedenlerle reddine karar verilmesi gerekirken, kabulü usul ve yasaya aykırıdır. Bozma nedenidir.
Sonuç: Temyiz olunan kararın yukarıda açıklanan 1. bent gereğince İsmail Gülşen, 2. bentte açıklanan nedenlerle Fikri Gülşen mirasçıları lehine BOZULMASINA, peşin harcın istek halinde iadesine, 01.05.2003 gününde oybirliği ile karar verildi.(¤¤)
Full & Egal Universal Law Academy