(2004 S. K. m. 40/2)
Dava: Taraflar arasındaki alacak davasının yapılan yargılaması sonunda ilamda yazılı nedenlerden dolayı davanın kısmen kabulüne, kısmen reddine yönelik olarak verilen hükmün süresi içinde davalı avukatınca temyiz edilmesi üzerine dosya incelendi gereği konuşulup düşünüldü:
Karar: Davacı Kuşadası'nda bulunan A Lokantası ve plaj işletmesini davalı ile birlikte adi ortaklık usulü işlettiklerini, davalının adi ortaklığın fesih ve tasfiyesine dair dava açtığını, bu dava sonunda ortaklığın fesh ve tasfiyesi ile 14.000.000.000 TL.nin davacı tarafından davalıya ödenmesine karar verildiği, karar kesinleşmeden takibe konulduğunu, M İcra Müdürlüğünün 98/2688 nolu dosyasına 24.2.1998'de 22.000.000.000 TL, 6.11.1999'da 500.000.000 TL, 26.1.1999'da 1.366.000.000 TL olmak üzere toplam 23.866.000.000 TL para yatırdığını, ortaklığın fesih ve tasfiyesine ilişkin kararın tashihi karar aşamasında onama ilamı kaldırılarak bozulduğunu, bilahare icraen yapılan ödemenin hukuki dayanağının kalmadığını belirterek ödenen 24.907.950.000 TL.nin 11.167.000.000 TL yasal faizi ile beraber 36.074.950.000 TL olarak davalıdan tahsilini talep etmiştir.
Davalı, icra dosyasına yatan paranın 23.800.000.000 TL olduğunu, ortaklığın fesih ve tasfiyesine ilişkin davanın sonucunun beklenmesini talep etmiştir.
Mahkemece davanın kısmen kabulü ile M 3. İcra Müdürlüğü 98/2688 nolu dosyasına yatan 23.866.000.000 TL ile bunun yasal faizi olan 10.291.603.243 TL olmak üzere toplam 34.157.603.243 TL.nin davalıdan yasal faizi ile tahsiline, fazlaya ilişkin talebin reddine karar verilmiş; hüküm, davalı tarafından temyiz edilmiştir.
İ.İ.K.nun 40. maddesi hükmü "Bir ilamın nakzı icra muamelelerini olduğu yerde durdurur. Bir ilam hükmü icra edildikten sonra nakzedilipte aleyhinde icra yapılmış olan kimsenin hiç veya o kadar borcu olmadığı kati bir ilamla tahakkuk ederse ayrıca hükme hacet kalmaksızın icra tamamen veya kısmen eski haline iade olunur. Ancak üçüncü şahısların hüsnü niyetle kazandıkları haklara halel gelmez" hükmünü içermektedir.
Dava konusu ihtilaf bu yasa hükmü çerçevesinde değerlendirildiğinde; davacı ile davalı arasında adi ortaklığa konu işletme için davalı Abram tarafından adi ortaklığın fesih ve tasfiyesi ile 14.000.000.000 TL paranın faiziyle beraber tahsili için açtığı davada, davanın kabulüne ve bu miktar paranın tahsiline karar verilmiş, karar kesinleşmeden 24.7.1998 tarihinde davacı Abram tarafından icraya konularak icranın geri bırakılmasına ilişkin bir kararda alınmadığından, alacak faizi ile beraber icra dosyasında tahsil edilmiş, en son 26.1.1999'da yapılan ödemeden sonra mahkeme ilamı 4.2.1999 tarihinde onanmış, bilahare 9.4.1999 günlü tashihi karar incelemesinde bozulmuştur. Bu bozma ilamı ile İ.İ.K. 40. maddesi hükmü kapsamında icra muameleleri kendiliğinden durur. Ne varki, hükmün tashihi karar incelemesinde bozulması tarihinden önce icra dosyasında alacak tahsil edildiğine göre İ.İ.K.nun 40. mad/2. fıkrası hükmü gereğince bozularak hukuki dayanaktan yoksun hale gelen mahkeme ilamının icraen infazı nedeniyle ödenen miktarın iadesini davacı Adnan İcra Müdürlüğünden isteyebilir.
Zira ortaklığın fesih ve tasfiyesi ile alacağın tahsiline dair K Asliye Hukuk Mahkemesinin 1997/162 esas nolu davası, tashihi karar aşamasında bozulmasından sonra bu dosyanın davalısı Adnan tarafından bozmadan önce kararın icraen infazı ile ödenen miktarla ilgili olarak bir talepte de bulunulmadığından bu husus incelemeden ortaklığın satılarak tasfiyesine karar verilmiştir. Buna göre İ.İ.K.nun 40. maddesi çerçevesinde icra dairesine başvurarak eski hale iadesi talep olunabilecek bir konu için davacının eldeki davayı açmakta hukuki yararı yoktur. Bu nedenle davanın reddine karar verilmesi gerekirken, yazılı şekilde işin esasına girilerek hüküm kurulması usul ve yasaya aykırı olup, bozmayı gerektirir.
Sonuç: Yukarıda açıklanan gerekçelerle kararın BOZULMASINA, peşin harcın istek halinde iadesine, 2.7.2003 gününde oybirliği ile karar verildi. (¤¤)
Full & Egal Universal Law Academy