(4721 S. K. m. 722, 724, 728, 729) (818 S. K. m. 101) (1086 S. K. m. 388)
Dava: Taraflar arasındaki tazminat davasının yapılan yargılaması sonunda ilamda yazılı nedenlerden dolayı davanın kısmen kabulüne ve kısmen reddine yönelik olarak verilen hükmün davalı avukatınca duruşmalı, davacı avukatınca da duruşmasız olarak temyiz edilmesi üzerine ilgililere çağrı kağıdı gönderilmişti. Belli günde taraflardan gelen olmadığından incelemenin evraklar üzerinde yapılmasına karar verildikten sonra karar için başka güne bırakılmıştı. Bu kez temyiz dilekçesinin süresinde olduğu saptanarak, dosya incelendi gereği düşünüldü.
Karar: Davacı, uzun süredir kullanmakta olduğu ve 2000 yılı Ekim ayında da 60.000 m2'lik kısmına buğday ektiği 1 parsel nolu, birleştirilen 2001/154 esas sayılı dava dosyasında ise 51.000 m2'lik kısmına buğday ektiği 4 parsel nolu taşınmazların mera olarak sınırlandırılması nedeniyle 3091 sayılı yasa gereğince hakkında men kararı verildiğini, davalının ürünlerde hakkının bulunmadığını belirterek, fazlaya ilişkin hakkı saklı kalmak üzere elde edilecek ürünün aynen, olmadığı takdirde asıl dava için ürün bedeli olan 3.985.000.000 TL.nın birleştirilen 2001/154 esas sayılı dava yönünden ise 3.763.000.000 TL.nın tespit tarihinden itibaren yasal faiziyle birlikte, bunun da mümkün olmaması halinde ise yapılan tüm istihsal giderlerinin yapıldığı tarihten itibaren yasal faizi ile birlikte ödetilmesine karar verilmesini istemiştir.
Davalı, taşınmazların 04.02.2000 tarihinde kesinleşen Kadastro Mahkemesi davası sonunda mera olarak tescil edildiğini, davacının mera üzerinde ekili bulunan buğday ürünü hakkında talepte bulunamayacağını öne sürerek davanın reddini savunmuştur.
Mahkemece davanın kısmen kabulüne, 3.641.725.000 TL. nın ve buğday hasat tarihi olan 30.6.2001 tarihinden itibaren hesap açılma tarihine kadar yasal faizinin davalı Belediyeden alınmasına,4.049.374.000 TL.nın davalı Belediyeye verilmesine, aynı bedelin buğday hasat tarihi olan 30.6.2001 tarihinden itibaren hesap açılma tarihine kadarki yasal faizinin davacıdan alınarak davalı Belediyeye verilmesine karar verilmiş; hüküm, taraflarca temyiz edilmiştir.
1- Dosyadaki yazılara, kararın dayandığı delillerle yasaya uygun gerektirici nedenlere ve özellikle delilerin takdirinde bir isabetsizlik bulunmamasına göre tarafların aşağıdaki bentlerin kapsamı dışında kalan diğer temyiz itirazlarının reddi gerekir.
2- Davacının buğday ektiği taşınmazların açılan Kadastro davası sonunda malik hanesi boş bırakılarak mera şeklinde sınırlandırıldığı verilen kararın 4.2.2000 tarihinde kesinleştiği, davacı hakkında 3091 sayılı yasa gereğince taşınmazlardan men kararı verildiği, verilen tedbir nedeniyle davacının talebi üzerine buğday ürünün infaz makamının gözetiminde biçilerek Toprak Mahsulleri Ofisine satıldığı, satış bedeline 22.8.2001 tarihinde banka hesabına yatırıldığı dosya kapsamı ile anlaşılmakta olup, bu hususlar taraflar arasında da uyuşmazlık konusu değildir. Uyuşmazlık, davacının bu durumda buğday mahsul bedelini ve istihsal masraflarını isteyip isteyemeyeceği noktasında toplanmaktadır. Dava konusu olayın MK. nun 729 (eski md.ile 655 md.) maddesinin delaletiyle sebepsiz zenginleşmenin bir türü olan 722-724 ve 728 (eski MK. 648-650 ve 654 md) maddelerine göre değerlendirilmesi gerekir. Nitekim 16.5.1973 tarihli esas 4-159 karar 429 sayılı HGK da bu yöndedir.
Davacının dava dilekçesinde belirttiği üzere Ekim 2000 tarihinde buğday ektiğini bildirdiği taşınmazın, 4.2.2000 tarihinde kesinleşen Kadastro Mahkemesine ait dava sonunda mera olarak tescil edildiği sabit olduğuna göre davacı bu durumda ancak ürünün yetiştirilmesi için yaptığı zorunlu giderler olan sürme, tohum ve ekme giderlerini isteyebilir. Davacının ürün bedelini talep hakkı olmadığı gibi, bu sayılar dışındaki istihsal giderlerini talep hakkı da bulunmamaktadır. O halde mahkemece davacının ancak sürme, tohum ve ekme giderlerini isteyebileceği göz önünde tutularak, sadece bu masrafların ödetilmesine karar verilmesi gerekirken, yazılı şekilde tüm istihsal masraflarının davalıdan tahsiline karar verilmiş olması usul ve yasaya aykırı olup bozmayı gerektirir.
3- Muaccel bir borcun borçlusu alacaklının ihtarı ile mütemerrit olur. (BK. 101 md) O halde davalı bu davanın açılması ile temerrüde düşmüştür. Davacı lehine hükmedilen miktara dava tarihinden itibaren yasal faize hükmedilmesi gerekirken yazılı şekilde hüküm tesisi usul ve yasaya aykırı olup bozmayı gerektirir.
4- Davacı açmış olduğu ve mahkemece birleştirilmesine karar verilen ayrı ayrı davalarla, 1 nolu parsel ve 4 nolu parselin sırasıyla 60.000 m2'lik ve 51.000 m2'lik kısımlarına buğday ektiğini belirterek ürün bedellerinin tahsiline karar verilmesini istemiştir. Mahkemece, ayrı davalara konu olan 1 ve 4 parsel nolu taşınmazların davacı tarafından buğday ekilen kısımlarının toplam miktarı olan 111.000 m2 üzerinden bilirkişi tarafından yapılan hesaplamalar üzerine net gelir ve istihsal masraflarına hükmedildiği gibi, yargılama giderleri ile vekalet ücretleri de toplam miktara göre kabul ve reddedilen kısımlar üzerinden hükmedilmiştir. Oysa birleştirilen davalar birbirinden bağımsızdır. Her bir dava hakkında HUMK. nun 388 maddesine göre istek sonuçlarından her biri hakkında ayrı ayrı hüküm kurulmalıdır. Aynı şekilde birleştirilen davaların birbirinden bağımsız olmaları nedeniyle her bir dava için ayrı ayrı yargılama gideri ve vekalet ücretine hükmedilmesi gerekir. Mahkemece açıklanan hususlar göz ardı edilerek yazılı şekilde karar verilmesi kabul şekli bakımından usul ve yasaya aykırı olup bozmayı gerektirir.
Sonuç: 1.bent gereğince tarafların diğer temyiz itirazlarının reddine, 2. ve 4. bentte açıklanan nedenlerle davalı Belediye, 3.bentte açıklanan nedenlerle ise davacı yararına bozulmasına, peşin harcın istek halinde iadesine, 09.06.2003 gününde oybirliği ile karar verildi. (¤¤)
Full & Egal Universal Law Academy