(743 S. K. m. 717, 720) (4721 S. K. m. 794, 796)
Taraflar arasındaki tazminat davasının yapılan yargılaması sonunda ilamda yazılı nedenlerden dolayı davanın reddine yönelik olarak verilen hükmün davacı avukatınca duruşmalı olarak temyiz edilmesi üzerine ilgililere çağrı kağıdı gönderilmişti. Belli günde davacı vekili avukat M.A.Ç. ile davalı B.C. ve vekili avukat E.E. in gelmiş olmalarıyla duruşmaya başlanılmış ve hazır bulunan avukatların sözlü açıklamaları dinlenildikten sonra karar için başka güne bırakılmıştı. Bu kez temyiz dilekçesinin süresinde olduğu saptanarak, dosya incelendi gereği düşünüldü.
Davacı, davalının mülkiyetinde olan taşınmazda ılı intifa hakkı sahibi olduğunu, davalının binayı yıkarak kira gelirinden yararlanmasını engellediğini, daha önce açtığı davayı kazandığını ileri sürerek önceki davadan sonraki dönem için kira alacağı olan 2.171.268.000 TL. nın faizi ile ödetilmesine karar verilmesini istemiştir.
Davalı, binanın metruk olması nedeniyle yıkıldığını savunarak davanın reddini dilemiştir.
Mahkemece, davanın reddine karar verilmiş; hüküm, davacı tarafından temyiz edilmiştir.
Sınırlı aynı haklardan olan intifa hakkı Medeni Kanunun 717 eski (794 yeni) maddesine göre taşınır, taşınmazlar haklar veya bir mal varlığı üzerinde kurulabilir. Aksine düzenleme olmadıkça hak sahibine konusu üzerinde tam yararlanma yetkisi sağlar. Aynı kanunun 720 (796 yeni) maddesine göre intifa hakkı konusunun tamamen yok olması taşınmazlardan tescilin terkini yasal intifa hakkı sebebinin ortadan kalkması ile sona erer. Davalı (mülkiyet sahibi) taşınmazın metruk olduğundan yıkıldığını, savunmuştur. Belediyeden yıkım izni davalının baş vurusu ile alınmış, metruk olduğu belirtilmiş, ancak belediye tarafından bir yıkım kararı verilmemiştir. Öte yandan davacı tarafından açılan 5. Asliye Hukuk Mahkemesi 2000/242 esas, 2001/410 sayılı dosyada taşınmazdan yıkımdan önce yararlanıldığı kabul edilerek davacı lehine kira tazminatına hükmedilmiş, karar dairemizce onanmıştır. Bu durumda taşınmazın davalı tarafından yıkımından önce kullanıldığının, intifa hakkının devam ettiğinin kabulü zorunludur. Yasaya uygun şekilde sona erdirilmeyen intifa hakkı dolayısı ile davacı talebinde haklıdır. Mahkemece gerektiğinde bilirkişi incelemesi yapılmak suretiyle davacı alacağı, hesaplanıp o miktara hükmedilmesi gerekirken yanlış değerlendirme sonucu yazılı şekilde hüküm kurulması usul ve yasaya aykırı olup bozmayı gerektir.
Sonuç: Yukarıda açıklanan nedenlerle hükmün davacı yararına BOZULMASINA, 275.000.000 lira duruşma avukatlık parasının davalıdan alınarak davacıya ödenmesine, peşin harcın istek halinde iadesine, 3.7.2003 gününde oybirliği ile karar verildi.
Full & Egal Universal Law Academy