(2004 S. K. m. 67)
Dava: Taraflar arasındaki itirazın iptali davasının yapılan yargılaması sonunda ilamda yazılı nedenlerden dolayı davanın reddine yönelik olarak verilen hükmün taraflar avukatı tarafından duruşmalı olarak temyiz edilmesi üzerine ilgililere çağrı kağıdı gönderilmişti. Belli günde davacı vekili avukat Selvin Engin geldi, davalı taraftan gelen olmadığından onun yokluğunda duruşmaya başlanılmış ve hazır bulunan avukatın sözlü açıklaması dinlenildikten sonra karar için başka güne bırakılmıştı. Bu kez temyiz dilekçesinin süresinde olduğu saptanarak dosya incelendi, gereği konuşulup düşünüldü.
Karar: Davacı, Yapı Kooperatifine ait olan arsa üzerine inşaat yapan müteahhitten davalının iki adet daire satın alıp, 1991 yılında da daireyi teslim aldığını, 1998 yılında işletme kooperatif statüsüne geçildiğini, ancak davalının üyeliği reddedildiğini ve kooperatifin yürüttüğü tüm site hizmetlerinden yararlandığı halde, site aidatlarının ödemediğini bildirerek 24.2.2001 tarihli Genel Kurul Kararı ile belirlenen aidat borcu ve gecikme cezaları toplamı 5.339.000.000 TL.nin tahsili için yapılan icra takibine vaki itirazın iptali ile % 40 icra inkar tazminatına karar verilmesini istemiştir.
Davalı, kooperatif üyesi olmadığından genel kurul kararlarının kendisini bağlamadığını, ayrıca site hizmetlerinden de yararlanmadığını bildirerek davanın reddini dilemiştir.
Mahkemece, davanın reddine karar verilmiş; hüküm, davacı ve davalı tarafından temyiz edilmiştir.
1- Davacı kooperatif yönettiği sitenin yönetim giderlerine karşılık belirlenen aidatların tahsili talebi ile bu davayı açmıştır. Davalı her ne kadar davacı kooperatif üyesi değil ise de maliki bulunduğu iki adet dairenin davacı kooperatifin yönettiği site içinde bulunduğu ve yönetimce siteye verilen tüm hizmetlerden faydalandığı dosya kapsamından anlaşılmaktadır. Öyle olunca davacı, yaptığı hizmetler karşılığı belirlenen bedeli bunlardan faydalanan davalıdan istemekte haklıdır. Bu husus çağımızın getirdiği toplu yaşamanın da bir gereğidir. Aksi düşünce davacının yaptığı hizmetlerden faydalanmak suretiyle davalının sebepsiz zenginleşmesine de yol açar. Bu nedenle mahkemece işin esasına girilerek hasıl olacak sonucuna uygun bir karar verilmelidir. Yazılı şekilde hüküm tesisi usul ve yasaya aykırı olup, bozma nedenidir.
2- Bozma nedenine göre davalının temyiz itirazlarının incelenmesine şimdilik gerek görülmemiştir.
Sonuç: Yukarıda 1. bentte açıklanan nedenle temyiz olunan kararın davacı yararına BOZULMASINA, 2. bent gereğince davalının temyiz itirazlarının şimdilik incelenmesine yer olmadığına, peşin harcın istek halinde iadesine, 275.000.000 lira duruşma avukatlık parasının davalıdan alınarak davacıya ödenmesine, 15.09.2003 gününde oybirliği ile karar verildi. (¤¤)
Full & Egal Universal Law Academy