(2004 S. K. m. 72) (818 S. K. m. 53)
Dava: Taraflar arasındaki menfi tespit davasının yapılan yargılaması sonunda ilamda yazılı nedenlerden dolayı davanın kısmen kabulüne ve kısmen reddine yönelik olarak verilen hükmün davalı avukatınca duruşmalı olarak temyiz edilmesi üzerine ilgililere çağrı kağıdı gönderilmişti. Belli günde davalı vekili avukat Onur P. gelmiş diğer taraftan gelen olmadığından onun yokluğunda duruşmaya başlanılmış ve hazır bulunan avukatın sözlü açıklaması dinlenildikten sonra karar için başka güne bırakılmıştı. Bu kez temyiz dilekçesinin süresinde olduğu saptanarak, dosya incelendi gereği düşünüldü:
Karar: Davacılar, dava dışı Şaban E. ile kendisine ait olduğunu söylediği, 2 parselde kaba inşaatı bitirmiş, iki adet daire satın almak için aralarında anlaştıklarını, tapu işlemleri sırasında satışa konu dairelerin davalıya ait olduğunu öğrendiklerini, tapuda satış bedelini ödeyerek ferağını aldıklarını, 19.8.1997 tarihli inşaat yapım sözleşmesi ile Şaban E.'ın inşaatın noksan işlerinin yapımını üstlendiğini ve inşaatın bitiminde verilmek üzere 1.10.1997 vade tarihli Musa'nın 27.500 DM ve Nuri'nin de 25.000 DM.lik senetlerin düzenlediğini, senetlerin alacaklı hanesinin yazımı sırasında, davalının hile ile ellerinden senedi alarak, Şaban E'a vereceğini söylediğini, buna rağmen senetlerin alacaklı hanesine kendi adına yazarak aleyhlerinde icra takibinde bulunduğunu ileri sürerek davalıya borçlu olmadıklarının tespiti ile takibin iptaline, davalının %40 icra inkar tazminatı ile mahkumiyetine karar verilmesini istemiştir.
Davalı, senetlerin dairelerin bakiye satış bedeline karşılık verildiğini bildirerek, davanın reddini dilemiştir.
Mahkemece, davalının İzmir 12. İcra Müdürlüğünün 1997/8928 ve 1997/8929 esas sayılı dosyalar ile davacılar Musa C., Nuri N. aleyhine girişmiş olduğu takiple ilgili, davacıların davalıya borçlu olmadığının tespitine ve icra takibinin iptaline %40 icra inkar tazminatı talebinin reddine karar verilmiş; hüküm, davalı tarafından temyiz edilmiştir.
Davacılar, davalının aleyhlerinde takibe konu ettiği senetleri yarım kalan inşaat yapımı için 19.8.1997 tarihli inşaat yapım sözleşmesinde kararlaştırıldığı üzere, Şaban E'a verilmek üzere düzenlendiğini, davalının bir bahane ile ellerinden hile ile senetleri aldığını ve alacak hanesine kendi ismini yazarak, haklarında takipte bulunduğunu, davalıya borçlu olmadıklarını, satış bedelinin tamamını davalıya satıcıya ödediklerini ileri sürerek, borçlu olmadıklarının tespitini istemişlerdir. Davalı ise, takibe konu senetlerin dairelerin bakiye satış bedeli karşılığı verildiğini bildirerek, davanın reddini dilemiştir.
Davalı senetlerin ödetilmesi için, davacılar aleyhine icra takibinde bulunmuş, davacılar takibe itiraz etmişler, ardından davalı ve dava dışı Şaban E'ın kendilerini dolandırdığından bahisle 14.1.1998 tarihinde Cumhuriyet Savcılığına şikâyette bulunmuş, yapılan tahkikat üzerine Hikmet D. ve Şaban E. hakkında dolandırıcılık suçundan haklarında ceza davası açılmıştır. Ceza Mahkemesince yapılan yargılama sonucunda müşteki tanıklarının yarım kalmış inşaat bedelinin 6.500.000.000 TL. olarak tarafların anlaştıklarını bildirdikleri, Musa'nın 44.000 DM. Nuri'nin de 50.000 DM. satış bedeli verdiğini beyan etmeleri, peşin verilen DM. üzerine, bonolardaki DM. TL. karşılığı DM. 90.000 TL. den hesaplanıp eklendiğinde, 6.500.000.000 TL. satış bedelini bulunmasına, olayda dolandırıcılık suçunun unsurlarının bulunmadığı anlaşıldığından beraatlarına karar verilmiş, karar Yargıtay'ca onanarak kesinleşmiştir.
Kesinleşen Ceza Mahkemesi kararına göre, takibe konu senetlerin satış bedeline karşılık davalıya verildiği kabul edilmiştir. Şu hale göre; davacılar, senetlerin ellerinden hile ile alındığını, daire satış bedelini davalı satıcıya ödediklerini ileri sürdüklerine göre, bu iddiayı ispat yükü kendilerine düşmektedir. Kesinleşen ceza mahkemesi dava dosyası ve toplanan delillere göre de, davacılar daire satış bedelinin tamamını davalıya ödediklerini ve borçları bulunmadığını, yasal delillerle ispat edememişlerdir. Mahkemece ispat edilemeyen davanın reddine karar verilmesi gerekirken, delillerin değerlendirilmesinde yanılgıya düşülerek yazılı şekilde hüküm tesisi usul ve yasaya aykırıdır. Bozma nedenidir.
Sonuç: Yukarıda açıklanan nedenle temyiz olunan kararın davalı yararına BOZULMASINA, peşin harcın istek halinde iadesine, 275.000.000 lira duruşma avukatların parasının davacılardan alınarak davalıya ödenmesine, 20.03.2003 gününde oybirliği ile karar verildi.(¤¤)
Full & Egal Universal Law Academy