(818 S. K. m. 60) (2004 S. K. m. 72/4)
Dava: Taraflar arasındaki istirdat davasının yapılan yargılaması sonunda ilamda yazılı nedenlerden dolayı davanın reddine yönelik olarak verilen hükmün süresi içinde davacı avukatınca temyiz edilmesi üzerine dosya incelendi gereği düşünüldü:
Karar: Davacı 29.9.1994 tarihli noter satış vaadi sözleşmesi ile bedelini ödeyerek davalıdan satın aldığı taşınmazın 3/4 payının mahkeme kararı ile iptal edildiğini, sözleşmede satış bedeli olarak her ne kadar 100.000.000 TL. yazılı ise de aslen 28.200 DM karşılığı 650.000.000 TL. ödediğini, 3/4 pay bedelinin karşılıksız kaldığı ileri sürerek 3.471.900.000 TL. nın faizi ile tahsilini istemiştir.
Davalı, satım öncesi taşınmazın aynının davalı olduğunu davacının bildiğini, kaldı ki, tapuda da bu hususta şerh olduğunu durumu bilerek 100.000.000 TL. ye payın aldığını savunarak davanın reddini dilemiştir.
Mahkemece, davalının kendi payını satmış olduğuna dayanılarak davanın reddine karar verilmiş; hüküm, davacı tarafından temyiz edilmiştir.
Taraflar arasında 29.9.1994 tarihli gayrimenkul satış vaadi sözleşmesinin yapıldığını, sözleşmenin yapıldığı tarihte taşınmazın tamamının tapuda davalı adına kayıtlı olduğu ve davalının dava dışı kardeşleri tarafından davalı aleyhinde tapu iptal ve tescil davası açılmış olup, bu hususun tapuya da işlendiği, dosyadaki bilgi ve belgelerden anlaşılmaktadır. Davacı davalıdan taşınmazın tamamını satın alıp bedelini ödediğini, oysa açılan tapu iptali tescil davası sonunda davacıya ait 3/4 payın iptali ile dava dışı 3. kişi adına tescil edildiğini bu nedenle davalının sebepsiz zenginleştiğini iddia ederek ödediği 3/4 paya ilişkin satış bedelinin ödetilmesini istemiştir. Davalı davacının taşınmazın aynının nizalı olduğunu bilerek satın aldığını bildirerek davanın reddini istemiştir. Taşınmazın aynının uyuşmazlık konusu olması ve bunun tapu siciline şerh edilmesi bu tarihten sonra taşınmazı iktisap eden hakkında iyi niyet iddiasını ortadan kaldırır. Oysa davalı taşınmazın tümü kendisine ait olmadığı halde o zaman kayıtla var olan mülkiyet hakkına dayanarak taşınmazın tamamını satıp bedelini almıştır. Bu nedenle fazla almış olduğu satış bedeli kadar sebepsiz zenginleşmiş olup iade ile mükelleftir. Davacı satış bedeli olarak 28.200 DM. karşılığı 650.000.000 TL. ödediğini ileri sürmesine rağmen sözleşmede yazılı bedelden fazla bedelle satıldığını aynı kuvvetle delil ile kanıtlayamadığına göre, satış bedelinin sözleşmeden yazılı bedel olduğunun kabulü gerekir. Mahkemece bu yön gözetilerek sözleşmedeki miktar üzerinden iptal edilen pay gözetilerek karar verilmesi gerekirken, yazılı şekilde hüküm tesisi usul ve yasaya aykırı olup bozma nedenidir.
Sonuç: Yukarıda açıklanan nedenlerden dolayı temyiz edilen hükmün davacı yararına BOZULMASINA, peşin harcın istek halinde iadesine, 20.03.2003 gününde oybirliği ile karar verildi.(¤¤)
Full & Egal Universal Law Academy