(1086 S. K. m. 437)
Dava: Taraflar arasındaki alacak davasının yapılan yargılaması sonunda ilamda yazılı nedenlerden dolayı davanın kısmen kabulüne kısmen reddine yönelik olarak verilen hükmün süresi içinde davacı-karşı davalı avukatı tarafından temyiz edilmesi üzerine dosya incelendi, gereği konuşuldu düşünüldü.
Karar: Davacı, davalı ile 1985 yılında evlendiğini, bekarlığından beri bankada çalıştığını, evlendikten sonra kooperatife üye olarak daire aldıklarını, aidatları davalı ile birlikte ödediklerini, ancak dairenin davalı adına tescil edildiğini, ½ payın kendisine ait olduğunu ileri sürerek fazlası saklı kalmak üzere şimdilik 2.000.000.000 TL.nın tahsilini istemiştir.
Davalı, kooperatife girişte peşinatı babasının ödediğini, aidatları ise kendisinin ödediğini, davacının her hangi bir katkısının bulunmadığını savunarak davanın reddini dilemiş, karşı dava olarak da davacının müşterek hesaptan çektiği 2.332.000.000 TL. nın faiziyle birlikte davacı-karşı davalıdan tahsilini istemiştir.
Mahkemece, davalının üye olduğu kooperatife yapılan toplam ödemenin 601.647.000 TL. olduğu, bunun 81.000.000 TL.nı davacının ödediği ve bu oranın %13,643 olup bunun dairenin dava tarihindeki sürüm değeri olan 4.750.000.000 TL.na oranlanması sonucu davacı alacağının 639.492.000 TL. bulunduğu, davacı-karşı davalının ise davalı ile müşterek açtırdığı hesaptan aldığı parayı ödemekle yükümlü bulunduğu gerekçesiyle asıl davanın kısmen kabulüyle 639.492.000 TL.nın davalı-karşı davacıdan tahsiline, karşı davada ise 2.332.000.000 TL.nın faiziyle beraber davacı-karşı davalıdan alınmasına karar verilmiş; hüküm, davacı-karşı davalı tarafından temyiz edilmiştir.
1- Dosyadaki yazılara, kararın dayandığı delillerle yasaya uygun gerektirici nedenlere ve özellikle delillerin takdirinde bir isabetsizlik bulunmamasına göre davacı-karşı davalının aşağıdaki bendin kapsamı dışında kalan temyiz itirazlarının reddi gerekir.
2- Tarafların 1985 yılından bu yana evli oldukları, davacı-karşı davalının evlenmeden önce bankada çalışmaya başladığı ve halende çalıştığı, dava konusu dairenin davalı-karşı davacı adına olduğu hususunda taraflar arasında uyuşmazlık bulunmamaktadır. Davacı, davalı adına olan kooperatif hissesinde payının %50 oranında olduğunu iddia etmektedir. Mahkemece kooperatif hissesi için yapılan ödemelere ilişkin makbuzlardan davacının ismi yazılan makbuzlardaki miktar esas alınarak hüküm tesis edilmiştir. Dosya içinde bulunan belgelerden davalının 26.8.1987 tarihinde kooperatife üyelik için müracaat ettiği, davacının ise üye olduğu kooperatiften 23.7.1987 tarihinde ödediği parayı alarak ayrıldığı anlaşılmaktadır. Dinlenen davalı tanığı Sabiha Tuna, aidatları tarafların birlikte ödediğini beyan etmiş, davacı tanıkları da davacı iddiasını doğrular şekilde beyanda bulunmuşlardır. Hemen belirtmek gerekir ki, dava konusu daire için yapılan ödemelerin bir kısmına ilişkin kayıtlarda sadece bir tarafın isminin görünmesi, tarafların evli oldukları düşünüldüğünde diğer tarafın her hangi bir ödemede bulunmadığını göstermez. Tarafların 1985 yılında evlenmeleri, davacının evlenmeden önce ve halen bankada çalışıyor olması, davacının kooperatiften ayrılması ve davalının kooperatife üye olduğu tarihlerin birbirine yakınlığı ve tanıkların beyanları dikkate alındığında dava konusu dairede davacının katkı oranının %50 olduğunun kabulü zorunludur. Mahkemece değinilen bu yön gözetilerek davacının dava konusu daireye katkı oranının %50 olduğu kabul edilerek hasıl olacak sonuca uygun karar verilmesi gerekirken yazılı şekilde hüküm tesisi usul ve yasaya aykırı olup, bozmayı gerektirir.
Sonuç: Yukarıda (1) numaralı bentte açıklanan nedenlerle davacı-karşı davalının diğer temyiz itirazlarının reddine, (2) numaralı bent uyarınca temyiz olunan hükmün davacı-karşı davalı yararına BOZULMASINA, peşin harcın istek halinde iadesine, 22.09.2003 gününde oybirliği le karar verildi. (¤¤)
Full & Egal Universal Law Academy