(2004 S. K. m. 72)
Dava: Taraflar arasındaki menfi tespit davasının yapılan yargılaması sonunda ilamda yazılı nedenlerden dolayı davanın ve birleşen davanın kabulüne yönelik olarak verilen hükmün süresi içinde davalı-karşı davacı avukatınca temyiz edilmesi üzerine dosya incelendi gereği konuşulup düşünüldü:
Karar: Davacı, asıl ve birleşen davasında mülkiyeti dava dışı annesine ait yazlık evin telefon aboneliğinin kendi adına olduğunu, 2001 yılının Ocak ve Şubat aylarında yazlığa hırsızların girip yabancı ülkelerle konuşmalar yaptıklarını, Ocak ayı için 2.047.000.000 TL, Şubat ayı içinde 3.885.800.000 TL tutarında faturalar gönderildiğini ileri sürerek borçsuzluğun tesbitine karar verilmesini istemiştir.
Davalı, telefona dışarıdan müdahale olmadığını, konuşma ücretinden abone olarak davacının sorumlu bulunduğunu savunarak, davanın reddini dilemiş, süresinden sonra açtığı karşı davasında da fatura bedellerinin tahsilini istemiştir.
Mahkemece, davacının abonesi olduğu telefonla dava dışı İsmail ve onun Romen uyruklu arkadaşının konuştuğu, İsmail'in suçunu ceza dosyasında kabul ettiği gerekçe gösterilerek asıl davanın ve birleşen davanın kabulüne, süresinden sonra açılan karşı davalar hakkında karar ittihazına yer olmadığına, karşı dava yönünden karşı davalı vekili yararına 175.000.000 TL vekalet ücreti taktirine karar verilmiş; hüküm, davalı-karşı davacı tarafından temyiz edilmiştir.
1-) Dosyadaki yazılara, kararın dayandığı delillerle yasaya uygun gerektirici nedenlere ve özellikle delillerin takdirinde bir isabetsizlik bulunmamasına göre davalı-karşı davacının sair temyiz itirazlarının reddi gerekir.
2-) Davacının abonesi bulunduğu telefonla üçüncü şahısların konuşma yaptığı davacının ve mahkemenin de kabulündedir. Telefon hattına dışarıdan müdahalede bulunulmadığı ve konuşmanın ev içerisinden gerçekleştirildiği toplanan delillerden anlaşılmaktadır. Ev içerisindeki telefonun korunması aboneye ait olup, yapılan konuşmaların ücretinden de abone sorumludur. Abone böyle rızası dışında konuşma yapan üçüncü şahıslara karşı rücu hakkını kullanabilir. Öyle ise mahkemece, davanın reddine karar verilmesi gerekirken yazılı gerekçe ile kabulü usul ve yasaya aykırı olup, bozmayı gerektirir.
3-) Süresinde açılmayan karşı dava yönünden karar ittihazına yer olmadığına karar verildiğine göre, karşı davalı-davacı yararına vekalet ücretine de hükmedilmemesi gerekir. Bu hususun göz ardı edilmiş olması doğru değildir. Bozmayı gerektirir.
Sonuç: Yukarıda 1. bentte belirtilen nedenle diğer temyiz itirazlarının reddine, 2. ve 3. bentte belirtilen nedenlerle temyiz olunan kararın davalı-karşı davacı yararına BOZULMASINA, peşin harcın istek halinde iadesine, 23.09.2003 gününde oybirliği ile karar verildi. (¤¤)
Full & Egal Universal Law Academy