(2886 S. K. m. 62) (818 S. K. m. 106, 108)
Dava: Taraflar arasındaki alacak davasının yapılan yargılaması sonunda ilamda yazılı nedenlerden dolayı davanın kısmen kabulüne ve kısmen reddine yönelik olarak verilen hükmün süresi içinde davacı avukatınca temyiz edilmesi üzerine dosya incelendi gereği düşünüldü.
Karar: Davacı, davalı ile düzenlenen 22.8.2001 tarihli sözleşmeye göre, davalının 90.000 Kg domates salçasını kg, 417.800 Tl. den kendisine satmayı kabul ettiğini, ancak 3. taksit miktarı olan 30.000 kg domates salçasını sözleşmeye ve eki teknik şartname hükümlerine göre teslim etmediğini, bu nedenle sözleşmenin fesh edilerek ikinci ihale yapmak zorunda kalındığını ileri sürerek, iki ihale arasındaki farkı oluşturan 9.690.000.000 Tl.nın 7.5.2001 tarihinden itibaren reeskont faizi ile birlikte davalıdan alınmasını istemiştir.
Davalı, davaya cevap vermemiştir.
Mahkemece, 6.780.000.000 TL. nın dava tarihinden itibaren değişken oranlı reeskont faizi ile birlikte davalıdan alınmasına karar verilmiş; hüküm, davacı tarafından temyiz edilmiştir.
Uyuşmazlık davacı idare ile davalı arasında 2886 sayılı Devlet İhale Kanununa göre, yapılan satın alma işleminin idare tarafından feshedilmesinden kaynaklanmaktadır. Olayımızda davalının satım sözleşmesine konu olan 90.000 kg domates salçasından üçüncü taksit miktarı olan 30.000 kg.nı ihtara rağmen teslim etmediği ve idarenin sözleşmeyi feshederek, teslim edilmeyen 30.000 KG domates salçasını daha fazla ücret ödeyerek aldığı tartışmasızdır. Bu nedenle davacı idare bu davada davalının teslim etmediği 30.000 kg domates salçasını yeniden satın alınması için ödediği miktar nedeniyle uğradığı menfi zararını istemekte haklıdır.
2886 sayılı Devlet ihale yasasının 62. maddesi sözleşmenin feshi halinde, teminatın irad kaydedildiği, hesabın genel hükümlere göre tasfiye edileceğini hükme bağlamakla yetinmiş, istenebilecek zarar miktar ve niteliği ile koşulları konularına değinmemiştir. Hesabın genel hükümlere göre tasfiye edileceğini açıklamakla yetinmiştir. Taraflar arasındaki sözleşme ve şartnamede bu yasa hükmüne uygun düzenleme yapılmıştır. Hal böyle olunca da, gerek yasanın, gerekse sözleşme ve ekli belgelerin yollama yaptığı BK. 106, 108 maddeleri uyarınca haklı fesih nedeniyle, davacı idarenin menfi zararını değişik bir anlatımla, sözleşmenin geçerliliğine ifa edileceğine güvenmekten buna rağmen, sözleşmenin feshi ile hükümsüzlüğünden doğan kaçırılmış fırsatlar karşılığını isteyebileceğinin kabulü gerekir. Burada üzerinde durulması gereken husus, menfi zararın hesaplanmasında, özellikle kaçırılan fırsatların değerlendirilmesinde, ilk ihaleye davalıdan başka katılımların olup olmadığının ve ilk ihale şeklinin alınan mal miktarının değiştirilmiş olup, olmadığının etkisi ve derecesidir.
Mahkemece yapılacak iş, ihaleye davalıdan başkalarının da iştirak ettiği anlaşıldığından, davalıdan sonra en uygun teklif verenin teklifindeki birim fiyat kaçırılan fırsat kabul edilerek, 2. ihale gününde alınan 30.000 kg için ödenmesi gereken birim fiyat , bu konuda uzman bilirkişiler aracılığıyla gerekçeleri de açıklanmak suretiyle tespit etmek tespit edilen bu birim fiyata göre, 2. ihalede alınan miktara göre ödenmesi gereken gerçek bedeli bulmak, daha sonra ilk ihalede kaçırılan fırsata göre ödenmesi gereken bedel arasında fark olup olmadığını araştırmak, davacı idare aleyhine bir fark oluştuğunda, bu farka davacının menfi zararı olarak hükmetmek gerekir. Mahkemece saptanan menfi zararın yasal mahkemece verilen ilk kararla oluşan kazanılmış hakları da ihlal etmemesi gerekir. Belirtilen esaslar doğrultusunda düzenlenmeyen bilirkişi raporuna göre karar vermesi usul ve yasaya aykırı olup bozmayı gerektirir.
Sonuç: Yukarıda açıklanan nedenle temyiz olunan kararın davacı yararına BOZULMASINA, 2.10.2003 gününde oybirliği ile karar verildi.
Full & Egal Universal Law Academy