(6762 S. K. m. 15, 18, 20)
Taraflar arasındaki kira uyarlaması davasının yapılan yargılaması sonunda ilamda yazılı nedenlerden dolayı davanın kısmen kabulüne kısmen reddine yönelik olarak verilen hükmün süresi içinde taraflar avukatı tarafından temyiz edilmesi üzerine dosya incelendi, gereği konuşuldu düşünüldü.
Davacı, 10.11.1998 başlangıç tarihli ve 5 yıl süreli kira sözleşmesi ile yıllık peşin 16.200 Dolar kira bedeli ile kiracı bulunduğunu, ancak Şubat 2001 tarihinde yaşanan ekonomik kriz nedeniyle karşılıklı edimler içeren sözleşmedeki koşulların aleyhine bozulduğunu ileri sürerek 10.11.2001 tarihinden itibaren kira bedelinin yıllık 10.000 Dolar olarak uyarlanmasına karar verilmesini istemiştir.
Davalı, dolardaki düşüş sebebiyle dava gerekçesinin ortadan kalktığını, davanın haksız olduğunu ileri sürerek davanın reddini dilemiştir.
Mahkemece, yaptırılan bilirkişi incelemesi sonucu alınan rapor doğrultusunda kira parasının dava tarihinden itibaren geçerli olmak üzere yıllık 12.000 Dolar olarak uyarlanmasına, fazla talebin reddine karar verilmiş; hüküm, her iki tarafça temyiz edilmiştir.
1- Dosyadaki yazılara, kararın dayandığı delillerle yasaya uygun gerektirici nedenlere ve özellikle delillerin takdirinde bir isabetsizlik bulunmamasına göre davacının tüm temyiz itirazlarının reddi gerekir.
2- Taraflar arasında 10.11.1998 başlangıç tarihli ve 5 yıl süreli kira sözleşmesi düzenlenmiştir. Sözleşme ile yıllık 16.200 dolar olarak kararlaştırılmıştır. Davacı Şubat 2001 tarihinde yaşanan ekonomik kriz nedeniyle edimler arasındaki dengenin aleyhine bozulduğunu ileri sürerek yıllık kiranın 10.000 Dolar olarak uyarlanmasını istemiştir.
Sözleşme hukukuna egemen olan sözleşmeye bağlılık (ahde vefa-pacta sund servenda) ilkesi hukukumuzda da kabul edilmiştir. Bu ilkeye göre, sözleşme yapıldığı andaki gibi aynen uygulanmalıdır. Karşılıklı borç doğuran akitlerde taraflardan biri için sonradan ağırlaşmış, kararlaştırılan edimler dengesisonradan ortaya çıkan olaylar nedeniyle değişmiş olsa bile, borçlu (denge aleyhine bozulan taraf) sözleşmedeki edimini aynen ifa etmelidir.
Gerçekte sözleşmeye bağlılık ilkesi, hukuki güvenlik, doğruluk, dürüstlük kuralının bir gereği olarak sözleşme hukukunun temel ilkesini oluşturmaktadır. Ancak bu ilke, özel hukukun diğer ilkeleriyle sınırlandırılmıştır.
Sözleşme yapıldığı andaki karşılıklı edimler arasında var olan denge, sonradan şartların olağanüstü değişmesiyle taraflardan biri aleyhine katlanılamayacak derecede, büyük ölçüde bozulabilir. İşte bu durumda sözleşmeye bağlılık ve sözleşme adaleti ilkeleri arasında bir çelişki hasıl olur ve artık bu ilkeye sıkı sıkıya bağlı kalmak adalet, hakkaniyet ve objektif hüsnüniyet (M.K. 2., 4. md) kaidelerine aykırı bir durum yaratır hale gelir. Hukukta bu zıtlık (Clausula Rebus Sic Stantibus-Beklenemeyen hal şartı-sözleşmenin değişen şartlara uydurulması) ilkesi ile giderilmeye çalışılmaktadır.
Ülkemizde yıllardır süren enflasyon eşya fiyatlarındaki beklenilenin üzerindeki artışlar Türk Parasının yabancı paralara karşı sürekli değer kaybetmesi toplumun yaşamını ağırlaştırmakta ve huzursuzluk kaynağı olmaktadır. İşte bu açık olgu karşısında kiralayan mal sahiplerine enflasyonun rizikolarından korunmak amacıyla dövize endeksli kira sözleşmeleri düzenledikleri bir gerçektir. Somut olaya göre kira sözleşmesinin imzalanmasından 5 ay sonra Şubat ekonomik krizi meydana gelmiştir. Devalüasyon ve ekonomik krizlerin bir anda oluşmadığı belli ekonomik dar boğazlardan sonra meydana geldiği de bilinen bir gerçektir. Davacı TTK.nun 18/1 maddesi hükmüne göre tacir olup, aynı yasanın 20. maddesine göre ticarethaneye ait faaliyetlerinden dolayı basiretli işadamı gibi hareket etmesi gerekir. Yabancı para karşısında sürekli değer kaybeden Türk Parası yerine döviz ile sözleşme yapan ve borç altına giren tacirin alabileceği tedbirlerle önleyebileceği bir imkansızlığa dayanması da kabul edilemez. Davalının bunu tahmin etmesi gerekir. Kaldı ki daima yardımcı çözüm yolu olan uyarlamanın koşullarından olan işlem temelinin çöktüğü olgusunu da davacı kanıtlayamamıştır. Açıklanan nedenlerle davanın reddine karar verilmesi gerekirken yazılı şekilde hüküm kurulması usul ve yasaya aykırı olup, hükmün bozulması gereklidir.
Sonuç: 1. bentte açıklanan nedenlerle davacının temyiz itirazlarının reddine 2.bentte açıklanan nedenlerle temyiz olunan kararın davalı yararına BOZULMASINA, peşin harcın istek halinde iadesine, 7.10.2003 gününde oybirliği ile karar verildi.
Full & Egal Universal Law Academy