(2004 S. K. m. 72) (1086 S. K. m. 296)
Dava: Taraflar arasındaki menfi tespit davasının yapılan yargılaması sonunda ilâmda yazılı nedenlerden dolayı davanın reddine yönelik olarak verilen hükmün süresi içinde davacı avukatınca temyiz edilmesi üzerine dosya incelendi gereği konuşulup düşünüldü:
Karar: Davacılar, davalı tarafından haklarında başlatılan icra takibinin kesinleştiğini, ancak davalıya borçları bulunmadığını, takip dayanağı adi belge altındaki imzanın kendilerine ait olmadığını, dükkan sahibi Ahmet D.'in yanında maaşlı işçi olarak çalışmış olduklarını, davalıdan halı almadıklarını ileri sürerek, yapılan icra takibi sebebiyle borçlu olmadıklarının tespitini istemişlerdir.
Davalı, davacıların Kuşadasında Ahmet D. isimli şahısla birlikte halıcılık yaptıkları sırada, kendisine ait 6 adet antika halıyı alarak karşılığında 5000 DM borçlu olduklarını gösterir belgeyi imzalayarak verdiklerini savunarak davanın reddini dilemiştir.
Mahkemece, davacıların dayanak belge aleyhinde belge ibraz edemedikleri, davalı tanıklarının belgeyi doğrulayıcı beyanları da dikkate alınarak ispatlanamayan davanın reddine karar verilmiş; hüküm davacılar tarafından temyiz edilmiştir.
Bir adi senet, senet altında imzası bulunan (senedi vücuda getiren, senet kendisine karşı delil teşkil edecek olan) kimse tarafından ikrar edilirse, o senet kesin delil teşkil eder. (1086 S. K. m. 296/II.) Senet aleyhine olan taraf adi senedi inkar etmese bile mahkeme, senet altındaki imzanın tarafa ait olup olmadığını kendiliğinde araştırır. Oysa davacılar belge altındaki imzanın kendilerine ait olmadığını bildirerek gerek belgeyi gerekse belge içeriğini inkar etmişlerdir. Bu halde ispat yükü alacaklı durumunda olan davalıya aittir. Davalı, icra takibinde ve yargılama aşamasında ibraz ettiği 12.6.1990 tarihli belgeye dayanmıştır. Bu belge dışındaki Kartvizit ve Hotel Bern başlıklı yazı altındaki imza ve yazıların davacılar eli mahsulü olduğu da iddia edilmemiştir. Adli Tıp Kurumu ise cevabında dosya içinde bulunan belgelerden hangisinin inceleme konusu olduğu hususunda tereddüt hasıl olduğundan inceleme konusu belgenin işaretlenmesi ve davacılara ait 1990 yılı öncesinde atılmış olan samimi imza asılları ile beraber yeniden yazılar yazdırılarak gönderilmesini istemiştir. Mahkemece davacılara Adli Tıp Kurumunca istenen eksikliklerin yerine getirilmesi için verilen sürede işlem yapılmadığı için belge aleyhine delil getiremediklerinden bahisle davanın reddine karar verilmiş ise de, az yukarıda açıklandığı üzere, adi belge altındaki imza inkar edildiğine göre belge içeriğinin doğru olduğunun ispatı, aynı kuvvette belge ile davalı alacaklı tarafından ispatlanmalıdır. Bu itibarla mahkemece, değinilen yönler gözetilerek davacıların tatbike medar olacak imza örneklerinin ve Adli Tıp Kurumu cevabında açıklanan belgelerin tamamlanmasından sonra, yeniden Adli Tıp veya Güzel Sanatlar Akademisi ya da Polis Kriminal Laboratuarlarında bulunan uzman bilirkişilerce yaptırılacak inceleme sonunda dayanak 12.06.1990 tarihli belge altındaki imzanın davacılara ait olup olmadığının belirlenmesi gerekirken yazılı gerekçe ve eksik inceleme sonucu davanın reddine karar verilmesi usul ve yasaya aykırı olup bozmayı gerektirir.
Sonuç: Yukarıda açıklanan gerekçelerce temyiz olunan kararın davacılar yararına BOZULMASINA, peşin harcın onama harcından çıkartılmasıyla arta kalan 2.920.000 liranın temyiz edenden alınmasına, 17.06.2003 gününde oybirliği ile karar verildi.(¤¤)
Full & Egal Universal Law Academy