(818 S. K. m. 53) (2004 S. K. m. 67)
Dava: Taraflar arasındaki itirazın iptali davasının yapılan yargılaması sonunda ilamda yazılı nedenlerden dolayı davanın kısmen kabulüne kısmen reddine yönelik olarak verilen hükmün davacı avukatı tarafından duruşmalı davalı avukatınca da duruşmasız olarak temyiz edilmesi üzerine ilgililere çağrı kağıdı gönderilmişti. Belli günde taraflardan gelen olmadığından incelemenin evraklar üzerinde yapılmasına karar verildikten sonra karar için başka güne bırakılmıştı. Bu kez temyiz dilekçesinin süresinde olduğu saptanarak dosya incelendi, gereği konuşulup düşünüldü:
Karar: Davacı müteahhit olan davalıya 1997 yılında iki lüks daire ile kooperatif üye olmak için ziynet eşyaları, USD ve TL olarak toplam 28.442.000.000 TL verdiğini, kooperatifin kurulmadığını, buna rağmen davalının parasını iade etmediğini, davalının konu ile ilgili olarak dolandırıcılık suçundan ceza aldığını, yapılan icra takibine itiraz edildiğini ileri sürerek itirazın iptali ile inkar tazminatını talep etmiştir.
Davalı, kambiyo senedi ile davacının aslında kendisine borçlu olduğunu savunarak davanın reddini dilemiştir.
Mahkemece, Asliye Ceza Mahkemesinde davacının maruz kaldığı zarar olarak kabul edilen miktara dayanılarak davanın kısmen kabulüne, 3.845.735.000 TL. nin 1.8.1997 tarihinden yasal faizi ile tahsiline karar verilmiş; hüküm, taraflarca temyiz edilmiştir.
1- Davacı davalının kendisini kooperatife ortak edip daire vereceğim diye dolandırarak 11.000 USD, 25 çeyrek altın, 31 altın bilezik aldığını ileri sürmüş, bu husus kesinleşmiş ceza dosyası ile de sabit olmuştur. Ceza dosyasında davalının davacıdan aldığı dolar ve ziynet eşyalarının suç tarihindeki değeri TCK. nun 522 maddesi açısından belirlenmiştir. Belirlenen bu değer BK.nun 53. maddesinin son cümlesi gereği hukuk hakimini bağlamaz.
Mahkemece davacı tarafından davalıya verildiği sabit olan dolar ve ziynet eşyalarının icra takip tarihi itibari ile değerleri belirlenerek bu miktar üzerinden davanın kabulüne karar verilmesi gerekirken aksi düşünülerek yazılı şekilde hüküm kurulmuş olması usul ve yasaya aykırı olup, bozma nedenidir.
2- Dava itirazın iptali davası olarak açılmış ve davacı itirazın iptali ile birlikte inkar tazminatı talebinde bulunmuştur. Mahkemece verilen kararda alacağın tahsiline denmiş, gerekçesinde ise yargılama gerektiğinden ve alacağın likit olmadığından söz edilerek icra tazminatının reddine karar verilmesi gereğine değinilmiş ancak hükümde bu konudaki talebin ret edildiği belirtilmemiştir. İİK. nun 67/3. maddesi gereği alacak miktarının borçlu tarafından hesaplanabilir nitelikte olması durumunda alacak likit ve muayyendir. Kabule göre hükmedilen miktar üzerinden davacı lehine inkar tazminatına hükmedilmemiş olması da bozma nedenidir.
3- Bozma nedenlerine göre davalının temyiz taleplerinin incelenmesine şimdilik yer olmadığına karar verilmiştir.
Sonuç: Yukarıda 1. ve 2. bentlerde açıklanan nedenlerden dolayı temyiz edilen hükmün davacı yararına BOZULMASINA, 3. bent gereği davalının temyiz itirazlarının incelenmesine şimdilik yer olmadığına, peşin harcın istek halinde iadesine, 27.03.2003 gününde oybirliği ile karar verildi.(¤¤)
Full & Egal Universal Law Academy